Gözü dönmüş, kalbi kararmış Siyonist emperyalizmin azgın ikilisi ABD ve İsrail, İran ve Lübnan’da çocukları ve masum insanları katletmeye, başta mektepler olmak üzere sivil binaları alçakça bombalamaya devam ediyor. Dünyanın belası bu azgın ikili, elbette bu katliam ve hırsızlıklarının hesabını, günü gelende verecek, Ramazanda Müslüman kanı akıtmanın bedelini ağır biçimde ödeyeceklerdir.
Geçmişte, bilhassa yakın tarihte cereyan eden hadiseleri bilmeli, tahlilleri doğru yapmalıyız. Dünyaya adalet ve nizam getirmiş olan Osmanlı’yı, Haçlı ittifakının nasıl durdurduğunu ve hain emellerine kavuşup Asya ve Afrika topraklarını işgal ettiklerini görmeliyiz. Bu hakikatler, bütün yalınlığıyla kaleme alınmalı, ders kitaplarında çocuklarımıza öğretilmelidir. Aksi takdirde yapılan mezalim unutulur.
Hasbelkader, Mihrabad Yayınları’nda Yayın Yönetmenliği yaptığım sırada 10’a yakın seçkin kitabını neşrettiğimiz kıymetli yazar Nurettin Taşkesen’in Bakü Fatihi Nuri Paşa isimli eseri, Akıl Fikir Yayınları’ndan çıktı. Şükürler olsun ki, ilk kitabını Mihrabad’da iken çıkardığımız yazarımızın bu yeni eserini de yayınevine tavsiye ve teşvik ettik. Kütüphanemize değerli bir eser daha eklendi. Kimdir Mustafa Nuri Paşa? Yazarımız, tarihimizdeki çok önemli şahsiyetlerin ve kahramanların günümüzün maddi ve manevi karmaşık ortamında unutulup gittiğini hatırlatıp devam ediyor: “Nuri Killigil, çok yönlü şahsiyetiyle bu kahramanların içinde en önde anılması gerekenlerden biridir. Osmanlı Devleti’nin son döneminde en zor görevleri tereddütsüz kabul eden, yaşı ve rütbesine göre çok ağır sorumlulukları üstlenen ve hepsini başarıyla tamamlayan gerçek bir kahramandır.”
Bugünkü hasımlarımız, dünkü düşmanlarımızdır. Vahşi Batı, bizi yani Müslümanları ve Türkleri, özellikle İslam’ın sancaktarı olan Osmanlıları ve bugün de Müslüman Türkiye’yi sevmemiştir, sevemez. Bilenmiş asırlık kinleri vardır. Haçlılar tarih boyunca, İslam İttifakı’na karşı hep birleşmiş ve bize saldırmışlardır. Daha dün Birinci Dünya Harbi başlamadan önce fırsat kollayan İtalya, Trablusgarp’a saldırınca Libya’yı savunmak üzere Nuri Paşa Kuzey Afrika’ya gönderilir. Paşamız burada bir destan yazar. Hamdolsun bugün Kafkaslarla birlikte Ortadoğu’yu ve Afrika’yı kollayıp gözeten yine Türkiye’dir.
Kanlı ittifak kuran Haçlı güruhu Rusya, Ermenistan, İngiltere ve diğer zalimlere karşı, Nuri Paşa’nın kumandanlığında ve önderliğinde kurulan “Kafkas İslam Ordusu”, 25 Mayıs 1918’de Gence’ye girer, dört ay boyunca düşmana karşı büyük bir mücadele verdikten sonra 15 Eylül 1918 tarihinde Bakü’yü fetheder. Kardeş Azerbaycan Türklerinin Türkiye sevgisinin kökü derindir, bu yolda türküler yakılmış, şiirler yazılmıştır: “Nuri Paşa at belinde, Türkiye’den Kars’tan gelir./Azerbaycan diye diye, yenilmeyen aslan gelir./Dalgalanan Türk bayrağı, istiklalden haber verir./Türk’ün şanlı tarihine, zaman er oğlu er verir.”
Düşmanlara ve hainlere karşı verilen haklı savaşlar zaferle sonuçlanınca görev biter mi? Bitmez elbette! İngilizleri mağlup ettiğimiz ve ancak son yıllarda tarihini öğrenebildiğimiz Kut’ül Ammare Zaferi’nin muzaffer kumandanı Halil Paşa’nın yeğeni olan Nuri Paşa, bu sefer en büyük ihtiyacımız olan “Millî Savunma Sanayii”ne el atar. Bu yolda çalışmalar yapmaya başlar. Önce Zeytinburnu’nda daha sonra da Haliç kıyısındaki Sütlüce’de bir fabrika kurarak silah ve cephane üretimine başlar. Genelkurmay Başkanlığı’nın siparişleri yanında, yurtdışından da yüklü miktarda talep gelmeye başlar. Sözü yazarımıza bırakalım:
“Özellikle 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında Suriye ve Mısır’dan gelen cephane siparişlerini yetiştirmek için fabrikada üç vardiya mesai uygulandı. Nuri Paşa daima işçilerin başında üretimin her aşamasını kontrol eden bir patron olarak tanındı. Ancak 2 Mart 1949 günü fabrikada bir yangın çıktı ve hemen itfaiyeye haber verildi. Her zaman olduğu gibi işinin başında olan Nuri Paşa, işçileri fabrikadan uzaklaştırarak alevlerin arasına daldı. Ancak kısa bir zaman sonra çok büyük bir patlama oldu. Sadece Sütlüce semti değil, bölgenin tamamı sarsıldı, çevredeki binaların camları kırıldı ve fabrika yerle bir oldu. Ömrü cephelerde silah sesleri arasında, çevresinde vızıldayan düşman kurşunları içinde geçen Nuri Paşa’nın tam olarak cesedi dahi bulunamadı. Enkazdan çıkan bazı eşyalara bakılarak öldüğüne karar verildi. Fabrikasındaki bu meçhul patlamayla Nuri Paşa şehitler kervanına katılırken, yılların maddi ve manevi birikimi yok oldu. Yerli ve Millî Savunma Sanayii hamlesi de daha başlangıç aşamasında iken sona ermiş oldu.” Sabotaj ihtimali yüksek bir kanlı eylemdir bu patlama, Siyonistlerin kanlı eli vardır. Kitapta sadece Nuri Paşa’nın hayatı anlatılmıyor. Son iki asırlık şanlı mücadelemiz dile getiriliyor. Osmanlı’nın nihai devri, Batı’nın sömürgecilik tarihi, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşananlar etraflıca gün ışığına çıkarılıyor.
“Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri” toplantılarımızın 42’ncincisi, “Şehadetinin 76. Yıldönümünde Kafkas İslam Ordusu Başkumandanı, Azerbaycan’ın Başşehri Bakü’nün Fatihi, Savunma Sanayimizin İlk Kahramanı Nuri Killigil Paşa”ya ayırmıştık. Geçen yıl 16 Mart 2025 tarihinde gerçekleşen bu programda, Kafkas İslam Ordusu kitabının da yazarı olan Prof. Dr. Abdulhamit Avşar konuşmuştu. Vefalı dostlarla birlikte şehidimizin Edirnekapı Şehtiliği’ndeki kabrini ziyaret etmiştik. Türk bayrağının dalgalandığı bu mezar başında, gözlerimiz yaşlı okunan Kur’an-ı Kerim’i dinlemiş, dualarımızı etmiş, Fatihalarımızı okumuştuk.
Bakü Fatihi Nuri Paşa bir solukta okunuyor. Bir roman tadında olan eseri okurken bilmediğimiz birçok gerçeği öğreniyoruz. Eser, yakın tarih meraklılarınca okunmalı, bilhassa gençlerimize öncelikle okutulmalıdır. Nurettin Taşkesen’in Kudüs, Endülüs ve Filistin’le alakalı diğer mühim eserleri de kütüphanelerimizdeki yerini almalıdır. Nuri Paşa’mıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor; gazetemizin köşe yazarı da olan Nurettin Taşkesen Beyefendiye teşekkür ediyoruz.