Kutsal Emanetler

Mukaddes toprakları, bir çöl kelebeğinin kanadının çıkardığı esintiden bile sakınan ecdat, kutsal emanetlerin muhafazası için de elinden gelen her şeyi azami ölçüde yapmıştır. Özellikle, Ramazan ayının on ikinci günü, devlet ricali için, ayrı bir öneme ve değere sahipti. Topkapı Sarayı‘nda bugüne özel hazırlıklar yapılır, kutsal emanetlerin muhafaza edildiği has oda, gül suları ile temizlenir, güzel kokulu amber ve tütsüler yakılarak, insanı mest eden efsunkâr bir atmosfer oluşturulurdu. Has odadan çıkan toza bile büyük bir hürmet gösteren Osmanlı, Has odanın temizliği sonrasında çıkan toz, kir gibi atıkları özel bir yere dökerdi. Padişah, başta olmak üzere tüm devlet ricali, has odaya teşrif eder, gümüş sanduka içinde özenle korunan Hırka-i Şerif, bizzat sultan tarafından huzura çıkarılarak ziyaretçilere gösterilirdi.

Cerre Çıkmak

Medreselerde dini eğitim alan talebeler/suhteler, üç ayların (Recep-Şaban-Ramazan) gelmesi ile beraber cerre/izne çıkarlardı. Yani, medreseler bu dönemde eğitime ara verir, talebeler de evlerine, ailelerinin yanlarına dönerlerdi. Talebeler tatilde bile boş durmazdı. Halka yönelik irşat faaliyetlerinde bulunurlardı. Ayrıca, bu aylarda suhtelere halk tarafından erzak ve para yardımı da yapılırdı.

İbadethanelerin Bakımı

Mağfiret kapılarının ardına kadar açık olduğu Ramazan-ı Şerif ayı başlamadan önce, tüm ibadethaneler bakıma ve onarıma alınır, gül suları ile yıkanan mescitlerin kokusu, cemaati adeta mest ederdi. Kandiller, gaz yağları ile yakılır, camiler ve sokaklar Ramazan boyunca ışıl ışıl olurdu.

Huzur Dersleri

Ramazan ayının ilk on günü, padişahın da bizzat teşrifi ile sarayda tefsir dersleri yapılırdı. Şeyh’ül İslam nezaretindeki seçkin alimler, devlet ricali huzurunda Kuran-ı Kerim’den bir bölümü tefsir eder, ilahi mesajı farklı açılardan ele alırlardı. Huzur derslerine iştirak edenler, padişah da dahil olmak üzere, edep gereği diz üstü yere oturmak zorundaydı.

Tekne Orucu/Oruca Direk Vurma

Bu güzel gelenek, günümüze kadar ulaşabilmiş, çocuklara dini eğitim ve ibadet disiplinin nasıl verilmesi gerektiğini gösteren çok önemli bir pedagojik uygulamadır. Oruç tutamayacak kadar küçük olan çocuklar, genellikle sabahtan öğle vaktine kadar oruç tutarlardı. Bu çocuklara yetişkinler çeşitli hediyeler alır, Ramazan ayı çocuklar açısından unutulmaz bir şenliğe dönüşürdü. Çocukların tuttuğu yarım günlük oruca, oruca direk vurma ya da tekne orucu da denilirdi.

Narh Defteri

Ramazan ayında, tüccarların sattıkları ürünlere, fahiş oranda zam yapması yasaktı. Fiyatları devlet belirlerdi. Fiyat belirlerken öncelikle toplumun yararı göz edilir, esnafın kârı, mümkün olduğu kadar asgari düzeyde tutulurdu. Esnafın, yetkili mercilerden izin almadan fiyat artırması kesinlikle yasaktı.

Meydan Sofraları

Ramazan ayında, başta padişah olmak üzere, devlet erkanı ve zengin aileler, İstanbul’un büyük meydanlarında devasa iftar sofraları kurdurtur, gelenlerden ücret talep edilmezdi.