Tıp ilmine büyük katkı sağlayan, bilim dilinde Türkçeyi öne çıkaran, Hilâl-i Ahmer (Türk Kızılay)in kurucularından Aziz Bey unutulmuyor.

Bizim çok büyük değerlerimiz, bilim adamlarımız, âlimlerimiz, kâşiflerimiz ve müelliflerimiz vardır. Geçmişte büyük hizmetleri olan bu abide şahsiyetlerin bir kısmı ne yazık ki geçen sisli zaman içinde unutulabiliyor. Hâlbuki onları unutmaya, ihmal etmeye, nisyana terk etmeye bizim hakkımız yok! Böyle bir vurdumduymazlık, en çok bize zarar verir. Ruhsuz, köksüz ve mazisi olmayan bir nesil yetişiverir. Sonra da toplum olarak kara kara düşünmeye başlar, “Böyle bir gençlik nasıl yetişti?” diye kendi kendimize sorar dururuz. Bunun için bizim geçmişin değerleriyle bugünün gençlerini buluşturma gibi bir mükellefiyetimiz, mesuliyetimiz, hatta mecburiyetimiz vardır. Ben 30-40 yıldan beri buna “Nesillerin Buluşması” diyorum ve bu yolda çaba harcıyorum. Şükürler olsun ki edebiyat, kültür, sanat alanında unutulmuş birçok isim, yapılan faaliyetlerle, düzenlenen toplantılarla, kaleme alınan yazılarla gündeme geldi, geliyor. Bu kutlu hatırlayış esasen bir diriliştir, yeniden doğuş, ayağa kalkıştır. Sadece edebiyat ve sanat sahasında değil bilim alanında da çok kıymetli şahsiyetler yetiştirmişiz. Ama zamanla onları ne yazık ki unutuvermişiz. Bizim ezelî unutkanlığımız meşhurdur. Çok ve çabuk unutuyoruz. Unutulmaması gereken kıymetleri de nisyana terk ediyoruz. Büyük bir yanlış, vahim bir hatadır. Olmamalı, bu kabahat yaşanmamalıdır. Neyse ki son yıllarda geçmişe dönüp bazı isimleri hatırlamaya, onları tanıyıp anlamaya, gün ışığına çıkarmaya başladık. Şükürler olsun. Son 30-40 yıl içinde bu yöndeki faaliyetin hızlandığını belirtmek gerek. İşte o mümtaz simalardan biri de birçok kişinin tanımadığı, hatta adını bile duymadığı Kırımlı Dr. Aziz Bey’dir. Kim bu Kırımlı Aziz Bey?
SEFA SAYGILI DİKKAT ÇEKTİ
Tıp tarihine dair ve meşhur hekimlerimizle ilgili biyografi kitaplarıyla tanınan, bu sahada Marko Paşa, Mazhar Osman, Ayhan Songar gibi kıymetli eserleri ilim ve kültür hayatımıza kazandıran gazetemiz yazarı Prof. Dr. Sefa Saygılı’nın, 2011 yılında Türk Kızılay’ı tarafından neşredilen Türk Kızılay’nın Kurucularından: Kırımlı Dr. Aziz Bey isimli eserini okuyunca bu zatın şahsiyetine ve hizmetlerine hayran kalmıştım. 68 sayfalık hacim olarak küçük fakat muhtevası büyük, bu nadide eseri bir çırpıda okumuştum. Kitap, Türk Kızılay tarafından yayımlanmıştı. Sefa Hocamız şimdi de Şahap Erkoç ile birlikte daha büyük bir esere imza attı: Türkiye’de Modern Tıbbın Kurucularından Kırımlı Doktor Aziz Bey. Her iki kitapta da Aziz Bey’in destansı hayat hikâyesi, gördüğü eğitim, hocaları, tıp ilmine bağlılığı, Türkçeye verdiği önem, eserleri ve yaptığı hizmetler etraflıca anlatılıyor. İkinci kitap Kileti Yayınları arasında okura ulaştı.
BİR EFSANE ADAM
Kitap iki ana bölümden meydana geliyor. Birinci kısımda Kırımlı Aziz Bey’in hayatı, ailesi, tahsil yılları, kronolojik olarak hizmet ve faaliyetleri ve eserleri anlatılıyor. Bu bölümde bilhassa “Kırımlı Aziz Bey ve Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniyye” kısmı dikkatle okunmalıdır. İkinci bölümde, Kırımlı Doktor Aziz Bey’in “Tıbbî Eserlerinden Seçmeler” var. Ayrıca Aziz Bey’in tıp makaleleri ve meşhur İlm-i Emrâz-ı Umûmiye ile Lugât-ı Tıbbîye isimli eserleri tanıtılıyor. Prof. Dr. Sefa Saygılı, “Ön Söz”deki açıklamasında, Türk tıbbının kurucu isimlerinden Kırımlı Aziz İdris Bey’den bahsederken, “Türk tıbbının bu büyük zata olan vefa borcunun bir ifadesi olarak sürdürdüğümüz çalışmalar bugün elinizdeki bu kitaba dönüşmüş bulunuyor.” diyor.
CEMİYET-İ TIBBİYE-İ OSMANİ
Kırımlı saraç İdris Efendi’nin oğlu olan Kırımlı Aziz Bey, 1840 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de kolağası rütbesi ile mezun oldu. Öğrenciliği sırasında okulda Osmanlıca ders vermek üzere hususi bir sınıf teşkil edilmişti. 1857 yılında başlayan ve iki yıl süren uygulama devam ederken bu özel sınıfta yer alan Kırımlı Aziz, sınıf dağıtılınca arkadaşları ile “Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmani” adlı bir cemiyet kurarak ilim dilinin Türkçe olması için mücadele etti; Fransızca Tıp Sözlüğü tercümesi ve Türkçe tıp kitabı yazmak için çalıştı, çabaladı.
TIP DİLİNİN TÜRKÇELEŞMESİ İÇİN ÇALIŞTI
Bugünkü kimi nadan yarı aydınlar gibi, Aziz Bey’in yaşadığı devirde de bazı tipler Türkçe ile ilim yapılamayacağı kof iddiasını gündeme taşıyorlardı. Yabancı bilhassa Fransız bilim adamları bu çürük görüşü öne çıkarıyordu. Aziz Bey ise aksine Türkçenin zenginliğinin farkındaydı ve bu güzel dille pekâlâ bütün bilimlerde hem eğitim verilebileceğini hem de yayın yapılabileceğini söylüyor ve bunu da çalışmalarıyla ispatlıyordu. Aziz Bey ilk hedef olarak tıp dilinin Türkçeleşmesini gaye edinmişti. Zira o devirde tıp fakülteleri Fransızca eğitim veriyor, dönemin bazı yoz aydınları “Türkçenin bir ilim dili olamayacağını” saçma iddiasını öne sürüyordu. Aziz Efendi ve arkadaşlarının çabaları sonucu 1867'de ülkenin ilk sivil tıp okulu “Mektebi Tıbbiye-i Mülkiye”’ kuruldu. O sırada binbaşı rütbesinde olan Aziz Efendi, okulun ilk reisi (dekanı) oldu; ilk sene derslerin çoğunu o üstlendi ve derslerini Türkçe verdi. Kimya-yı Tıbbî (Tıbbî Kimya) adlı iki ciltlik bir kitap yazdı. Eserin 1868’de yayımlanan birinci cildinde kimyanın temel kavramlarını, deney aletlerini, ametallar kimyasını; 1871’de yayımlanan ikinci cildinde metallar kimyasını işledi. Bu eser, Derviş Paşa’nın 20 yıl önce yayımlanan Usûl-ı Kimya (Kimyaya Giriş) adlı kitabından sonra ülkede çıkarılan ikinci kimya ders kitabıdır. Aziz Bey, kimya sembollerinin, Latin harfleri yerine Osmanlı harfleriyle gösterilmesini teklif etmiş, kitabında bütün denklemleri bu harflerle yazmıştır. Emraz-i Umumiye (1870) adlı Genel Patoloji kitabı da tıp çevrelerinde çok beğenildi.
HAÇ YERİNE HİLÂL
Aziz Bey, Türk Kızılay’nın temelini oluşturan ve 66 üyeden meydana gelen “Mecruhin ve Marday-ı Askeriye İmdat ve Muavenet Cemiyeti” (Asker, Hasta ve Yaralılara İmdat ve Yardım Derneği)’nin kuruluşunda da öncü rol oynamıştır. Cemiyetin kurulduğu 11 Haziran 1868 tarihi, Türk Kızılay’ın kuruluş günü kabul edilir. 1874 yılında faaliyetlerini tatil eden cemiyetin 1876’da yeniden kurulması için yürütülen çalışmalarda da Aziz Bey aktif rol aldı. Uluslararası Kızılhaç Örgütü’ne bağlı derneğin sembol olarak Kızılhaç yerine Kızılay’ı kullanmasını önerdi ve Kızılay amblemini çizdi. Dernek tüzüğünün hükûmet tarafından onaylanıp resmen kurulması haç yerine hilâl sembolünün kullanılması ile mümkün oldu. Aziz Bey, 11 Haziran 1878 tarihinde hayatını kaybetti. Edirnekapı’da yol yapılırken kaybolan mezarı yerine 2012’de Eyüpsultan’da bulunan Defterdar Camii avlusunda Kızılay tarafından sembolik bir anıt mezar yapıldı.
AYKUT KAZANCIGİL NE DEDİ?
Günümüzün meşhur hekimi Prof. Dr. Aykut Kazancıgil, Kırımlı Aziz Bey ve nesli hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bizde Tanzimat’tan sonra girdiğimiz yeni kültür çevresiyle ilgili ilk değerlendirmeler 1865-70 dolaylarında Kırımlı Aziz Bey ve onun kuşağındaki pozitif bilim kökenli aydınlarla başlar. Bunlar Tıbbiye’de Türkçeleşme akımı çerçevesinde ilk olarak kültür üretme konusu üzerinde durmuşlar ve tartışmışlardır. Daha sonra belirli bir yönelimle ve birikimlerle orantılı olarak 1900’lere doğru çeşitli alanlarda ilk katkılar gelişir.”
BÜYÜK BİR HASTANEYE ADI VERİLMELİDİR
Başka yerde olsa ilme bu kadar hizmet etmiş olan bir kahramanın adı pek çok yere verilir. Adına yarışmalar düzenlenir, hayatı beyaz perdeye ve sahnelere aktarılırdı. Böylece toplumun, bilhassa gençliğin bu önderleri tanıması sağlanırdı. Eyüpsultan’da düzenlediğim toplantı dolayısıyla görüştüğüm bazı profesör dostlarım Kırımlı Aziz Bey adını ilk defa benden duyduklarını söylediler. Elbette bu hâl, cemiyet olarak hepimizin ihmali, günahı, ayıbıdır. Muazzam hizmetleriyle temayüz eden Aziz Bey’in adını büyük bir hastaneye vermek, yaptığı sağlık hizmetleriyle gönüllerde taht kuran Sağlık Bakanlığı’mıza inanıyorum ki çok yakışacaktır. Vefalı yönünü bildiğimiz Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’ndan böyle bir üstün hizmeti acilen bekliyoruz. Kırımlı Aziz Bey’in adı, verildiği hastane binasını şereflendirecek, Kırım ile olan köklü bağlarımızı bize yeniden hatırlatacaktır. Bu ulvi hizmeti, ilim dünyası, kültür âlemi asla unutulmayacaktır. TRT’miz de Osmanlı’nın son dönemindeki ilk kâşiflerimizden, âlimlerinden, hekimlerinden olan Kırımlı Aziz Bey için ya bir dizi veya bir belgesel film hazırlatmalıdır. TRT böyle bir filmle hizmetlerini taçlandıracaktır. Keşke İbni Sina’dan başlayarak “Tıb İlmine Hizmet Edenler Müslüman Türkler ” başlıklı bir seri belgesel yapılsa. İnsan hayatına hizmet eden tabiplerimiz unutulmasa.

VEFATININ 148. YILINDA EYÜPSULTAN’DA YÂD EDİLECEK
“Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri” programları şükürler olsun ki aralıksız devam ediyor. Bugünkü toplantıda, meşhur hekimimiz Kırımlı Aziz Bey anılacak. Tıp dilinin Türkçeleşmesi ve Türk Kızılay’ın kuruluşuna olan büyük katkıları ile tanınan Dr. Kırımlı Aziz Bey, vefatının 148. Yıldönümünde Eyüpsultan’da rahmetle, minnetle ve şükranla yâd edilecek. Anma programı, bugün (7 Haziran Pazar) Yeni Dünya Vakfı Genel Merkezi’ndeki konferans salonunda saat 16.00’da başlayacak. Aziz Bey’i, Türk tıp tarihi ve meşhur hekimlerimiz hakkında önemli eserleri bulunan Prof. Dr. Sefa Saygılı anlatacak. Saygılı, Kırımlı Aziz Bey’in hayatından, fikirlerinden, tıp ilmine hizmetlerinden bahsedecek; merhum doktorumuzun bilhassa tıp dilinin Türkçeleşmesine yaptığı mühim hizmetlerini ve Türk Kızılay’ın kuruluşu sırasındaki önemli katkılarını dile getirecek.
SAAT 15.00’TE KABRİ BAŞINDAYIZ
Topluluk, toplantıdan önce saat 15.00’te Aziz Bey’in Eyüpsultan Defterdar Camii Haziresi’ndeki kabri başında buluşacak. Merhumun ruhu için Kur’an-ı Kerim tilavet edilecek, dua edilip Fatiha okunacak. Daha sonra toplantı için vakfa geçilecek. Hazırladığım ve takdim edeceğim “Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri” toplantısının ardından bütün dinleyicilere Prof. Dr. Sefa Saygılı ve Şahap Erkoç’un birlikte hazırladıkları Türkiye’de Modern Tıbbın Kurucularından Kırımlı Doktor Aziz Bey isimli eseri hediye edilecek. Kıymetli kitapta, Aziz Bey’in hayatı, çalışmaları ve eserlerinden seçmeler bulunuyor.
KIRIMLI AZİZ BEY İLE VARIZ
Büyük şair ve mütefekkir büyüğümüz Yahya Kemal, “Biz ölülerimizle varız.” demişti bir konuşmasında. Çok doğru, hikmetli bir söz. Bazı ‘kifayetsiz muhteris’ler anlamasa da… Yahya Kemal’e rahmet olsun. Biz de ondan ilham alarak “Bugün de Kırımlı Aziz Bey gibi ölümsüz değerlerimizle var oluyor ve geleceğe daha emin ve sağlam adımlarla yürüyoruz.” diyoruz. Bu güzel ülkeye, milletimize, ümmetimize ve bütün insanlığa hayrı dokunan ilim ve fikir adamlarına rahmet diliyorum. Hizmetleri unutulmaya, mekânları cennet ola!