Devletin başında imam-hatip lisesi mezunu bir iktisatçı var. Şimdi iki imam hatip kökenli bakanın daha ataması yapıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek hukukçu, CHP’de kümelenip İslam düşmanlığı yapanlara, devlet ve millet aleyhinde çalışanlara pabucu ters giydiren bir örnek şahsiyet. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise on parmağında on marifet olan bir yönetici.
Mustafa Çiftçi, Konya İmam-Hatip Lisesi mezunu. Sonrasında Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiş. Aynı zamanda hafız. Erzurum Valiliği yaparken girdiği “Hafız Kal” yarışmasında birinci olmuştu. Bakan, kaymakamlık ve valilik yaptığı yerlerde halkın içine girip, dertleri ile dertlenmiş, problemlerine çözüm üreten bir yönetici kimliği ortaya koymuştu.
Akın Gürlek, meslek hayatına büyük işler sığdırdı. Suçlulara göz açtırmadı. Yolsuzluk ve rüşveti normalleştirenlerin üzerine gitti. İstanbul’un parasına çökenlerin tepesine bindi. Uyuşturucu batağına saplanan sanatçı ve sporcu tayfasını tek tek içeri aldı. Onların çürümüş kimliklerini deşifre etti. Şimdi gençlik için örnek, Hükûmetin süper bakanlarından biri olacak.
***
İstanbul’u fetheden Sultan Mehmet’le ilgili yaşanmış bir olay asırlar geçtiği halde dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. Fethin nişanesi olarak Fatih Camii’ni yaptırdığında yanına Akdeniz ve Karadeniz Üniversiteleri’ni de inşa ettirir. Buralara doğudan ve batıdan, dünyanın dört bir yanından tanınmış bilim adamlarını getirterek ders vermelerini sağlar.
Bir gün rektöre üniversitede ders verme isteğini iletir. Rektör sınava girmesi gerektiğini, kazanırsa atamasını yapacağını söyler. Sınava girer, kazanır, atanır. Genç Sultan haftada bir ders vermektedir. Bir gün öğretim üyelerinden biri yanına yaklaşır ve sorar: “Padişahım siz bunca masraf yaptınız ancak bunca öğrencinin içinden güçlü bir ilim adamı çıkar mı acaba?”
Fatih, soruyu mantıklı bulur ve şöyle cevap verir: “Doğru, haklısın. Buraya dünyanın en güçlü ilim ve fen kadrosunu topladım. Ancak bu tüm öğrencilerden çok buradan dünya çapında nitelikli bir kişinin çıkması içindir.” Şimdi aynı şey Türkiye’nin üniversiteleri ve imam-hatip liseleri için söyleniyor. Öğretim kalitesinin düşmesinden dem vuruluyor ve eleştiriliyor.
***
Bilinmesi gereken şey, gençlerimizin eğitimsiz kalmamasıdır. Üniversiteyi bitiren bir gencin ufku geniş olur, dünyaya daha geniş bir çerçeveden bakar. Üniversiteyi bitirdiğinde bir işe giremese bile kendi işini kurup geliştirecek kabiliyette olur. Önemli olan gençlerimizi girişimci olarak yetiştirmektir. Hangi bölümü bitirirse bitirsin, gençler girişimci olmalıdır.
Ülkemizde değiştirmemiz gereken en önemli anlayış, “mezun olunca bir işe gir çalış” düşüncesidir. Biz bir veya birkaç yabancı dili bilen, bunları ana dili gibi konuşan gençler yetiştirmeyi hedeflemeliyiz. Sonra da onları yurt içi ve dışında bilime, sanata, ticarete, ziraate, uluslararası çapta iş yapmaya yönlendirmeliyiz. Türkiye ancak bu şekilde gelişip zenginleşir.
İmam-hatipliler gümbür gümbür geliyor. Hukukçu oluyor, yönetici oluyor, ilim adamı oluyor. Önleri açık, istedikleri fakültelere girebiliyorlar. Her imam-hatipli ilgi alanındaki bir mesleği seçmeli ve o konuda uzmanlaşmalıdır. Uzmanlaşıyor da… Türkiye’nin önündeki takozları, mayınları dinini bilen, ahlaklı gençler kaldıracak, yeni anayasanın önünü açacaktır.