Dolar (USD)
32.98
Euro (EUR)
35.91
Gram Altın
2549.80
BIST 100
11234.78
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

01 Eylül 2022

Ayasofya'nın türbeleri hırsızlara emanet edilmiş

Sömürüye maruz kalan, bağımsızlık mücadelesinin lideri ve Kenya’nın ilk Cumhurbaşkanı olan Jomo Kenyatta’nın şu veciz sözleri Batı’nın barbarlığını yalın bir şekilde anlatıyor: “Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapayarak dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda, bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.”

İşte sömürgeciler insanlığı böyle ifsad, böyle talan etti.

Son 200 yılda biz de bu anlamda büyük bir yıkıma uğradık. “Kadını aç, Kur’an’ı kapa” dayatmaları sonucu manevî değerlerimiz yerilirken, kadîm eserlerimiz emperyalistlerin talanına maruz bırakıldı.

Geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiğimiz Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’nde bir kez daha talanın kahreden yüzüyle karşılaşınca derin bir hüzne gark olduk.

Gördüklerimiz “bundan gayrısını anlatmaya ne hacet” dedirtecek cinstendi!.. Tarihin günümüze ulaşabilmeyi başarabilmiş gerçekleriyle yüzleşmek, ruhumuzu sızlatan olaylar silsilesini yeniden keşfederek ders çıkarmak için mâziden âtiye doğru kısa bir yolculuğa çıkalım...

WhatsApp Image 2022-08-31 at 21.38.21_3c711f6cdd5d875bbc1cdd0504220ce7.jpeg

* * *

Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi; Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksa’dan sonra dünyanın en önemli mâbedlerinden birisi olarak kadîm inançların vücud bulduğu mimarî ve uhrevî şaheserdir. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra ilk olarak burayı ziyaret etmesi çok anlamlıdır.

Mademki Ayasofya’dan bahsedeceğiz. Hiç şüphesiz, Fatih Sultan Mehmed’den sonra ismi anılacak kişi 30 Mayıs 1524 tarihinde Kânûnî Sultan Süleyman’dan olma, Hürrem Sultan’dan doğma 2. Selim’dir.

İstanbul’da doğan ilk şehzade 2. Selim, Kânûnî’nin vefatı üzerine, hayattaki tek oğlu olarak 24 Eylül 1566 tarihinde 11. Osmanlı Padişahı ve 90. İslâm Halîfesi olarak tahta geçti. İşe 1 Ağustos 1571’de Kıbrıs’ın fethiyle başladı. Kıbrıs’a 360 gemi ve 60 bin askerle yapılan çıkartmada 50 bine yakın Osmanlı askeri şehadet şerbeti içti. Fakat bir yıl süren mücadele sonucu Lala Mustafa Paşa kumandasındaki ordu Venediklilere teslim bayrağını çektirerek nihayet Kıbrıs’ı fethetti. Devlet adamlığında tecrübeli, kendisine sâdık veziri Sokullu Mehmed Paşa’nın desteğini alarak ülke sınırlarını Batı’da Orta Avrupa’ya kadar genişletmekle kalmayıp, doğuda Tunus’u egemenliği altına aldı. Karada fetihler gerçekleştiren Sultan 2. Selim bunlarla yetinmeyip denizlerde Turgut Reis’in kaptanlığında zaferden zafere koştu.

Sultan 2. Selim 8 yıllık padişahlığı döneminde bir taraftan ülkeler fethederek topraklarını genişletirken, diğer taraftan başta İstanbul olmak üzere yurdun çok değişik bölgelerinde mimari eserlere imza atmakla kalmayıp, önemli onarım, imar ve ihyâ faaliyetlerini de gerçekleştirdi. Sultanlığıyla birlikte Divan Edebiyatı’nda Selîmî mahlasıyla tanınan 2. Selim bir beytinde, “Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız, / Âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden...” (Biz, ayrılık bahçesinin öyle yanık yanık ve yakıcı öten bülbülüyüz ki, sabah rüzgârı gül bahçemizden geçse, ateş kesilir, yanar.)Sultan 2. Selim’in ayrıca en büyük şansı Sinan gibi dahi bir mimarbaşına sahip olmasıydı.

Sultan 2. Selim, Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi bugün ayaktaysa bunda Sultan 2. Selim’in katkısı büyüktür. 1573’te Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’nin etrafını binalardan temizletip, payandalarla camiyi kuvvetlendirerek, iki minare ve medrese ekletti.

Sultan 2. Selim büyük dedesinin bu mâbede atfettiği kutsiyeti padişahlığı döneminde bir ahde vefa abidesi örneği sergileyerek gösterdi. Vefa göstermekle kalmayıp, yaşarken kendi kabrini bu ulu mabedin temeline kazdırdı.

Bir taraftan Ayasofya Cami’ne ilâveler sürerken, diğer taraftan Mimar Sinan’a kendisine Ayasofya Cami’nin önünde bir türbe (1573-74), diğer taraftan ise Edirne Selimiye Cami’nin (1568-1575)yapılmasını emretti.

TÜRBE_ac43e661297841905cb16d75396893a1.PNG

YERİ HZ. PEYGAMBER TARAFINDAN GÖSTERİLEN CAMİ: SELİMİYE

[Rivayet odur ki, Sultan 2. Selim Kıbrıs’ı fetih etmekte zorlanır. Bunun üzerine, “Rabbim, Kıbrıs’ı fetih edersem, yemin olsun ki, bu fethin nişânesi olarak büyük bir cami yaptıracağım” diye dua eder ve Kıbrıs’ın fethine muvaffak olur. Yaptıracağı cami için İstanbul’da yer arar, bulamaz. Bunun üzerine rüyâsında gördüğü Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Selim, hani Kıbrıs’ı fethettikten sonra cami yaptıracaktın, neden yaptırmadın?..” Bunun üzerine Peygamber Efendimize, “Yerini bulamadım” deyince, Peygamber Efendimiz bu rüyâ âleminde Selim’in elinden tutup, “Gel sana caminin yerini göstereyim” diyerek birlikte Edirne’ye gelip şimdiki Selimiye Cami’nin bulunduğu yeri gösterir. Mimar Sinan’ın riyasetinde, 14 binden fazla kişiyle Selimiye Cami’nin yapımına başlanır.]

*

Mimar Sinan; cami mimarlığına ilk olarak Hürrem Sultan adına yaptırılan Haseki Hürrem Sultan Cami ile başlayıp, ardından Şehzade Mehmed Cami ile çıraklık eserini vücuda getirip, kalfalık eseriyle Süleymaniye Cami ile devam edip, şaheser niteliğindeki Selimiye Cami’nde ustalığını dünya mimarlık tarihine altın harflerle yazdırdı.

*

Fakat ne hazindir ki,Sultan 2. Selim,ne Selimiye Cami’nin ne de türbenin inşaatının bitirilmesini göremeden15 Aralık 1574’te 50 yaşında vefat etti. Sultanın cenazesi aynı alanda kurulan otağ içine gömüldü ve yapı 1577’de bitirilince türbesine nakledildi.

2. Selim, İstanbul’da ilk doğan şehzade olmasının yanında, İstanbul’da ilk ölen ve Osmanlı külliyesi olan Ayasofya’ya defnedilen ilk Osmanlı padişahı özelliğiyle tarihe geçti. Ayrıca ilk kez padişah eşlerinin de aynı türbeye defnedilme geleneği burada başladı.

Sekizgen olarak inşa edilen türbede Sultan 2. Selim’den başka hasekisi (hanımı)Nurbânû Sultan, kızları Esmehan (Veziriazam Sokullu Mehmed Paşa'nın eşi), Gevherhan (Piyale Paşa'nın eşi), Fatma(Sadrazamı Kanijeli Siyavuş Paşa'nın eşi) Sultanlar, şehzadeleri Süleyman, Osman, Cihangir, Mustafa ve Abdullah ile 3. Murad’ın şehzade ve kızları medfundur. Türbede 42 sanduka bulunmaktadır.

Sultan 2. Selim Türbesi 1_0e5645884d0669bec3fbb0d045df9c60.jpg

AYASOFYA’NIN HAZİRESİNDE 5 OSMANLI PADİŞAHI MEDFUN

Ayasofya’nın avlusunda ve “yağhanesi”nde bulunan hanedan türbeleri 5 ayrı mekânda yer almaktadır. Sultan 2. Selim Türbesi’nde 42, Sultan 3. Murad Türbesi’nde 54, Sultan 3. Mehmed Türbesi’nde 26, Şehzadeler Türbesi’nde 5, Sultan 1. Mustafa - Sultan İbrahim Türbesi’ndes ayı tam olarak bilinmemekle beraber 15 hanedan sandukası yer almaktadır. Bu 5 ayrı mekânda bulunan birçok sandukanın kime ait olduğu bilinmemektedir. Sandukaların sırrı asırlardan beri esrarını hâlâ korumaktadır.

Ayasofya’nın yanına ilk defnedilen Osmanlı padişahı Sultan 2. Selim olmakla birlikte Sultan 3. Murad, Sultan 3. Mehmed, Sultan 1. Mustafa ve Sultan İbrahim’in yanı sıra tam olarak bilinmemekle beraber 142 hanedan üyesi burada medfundur.

30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilip,13 Aralık 1925 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı kanunla kapatılmasından dolayı yarım asırdan uzun bir süre bakımsız kalan tekke, zaviye ve türbeler, 1990’lardan sonra ziyarete açılmaya başladı. Diğerleriyle aynı kaderi paylaşan hanedan mensuplarına ait 5 türbe rahmetli Ayasofya Müzesi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Halûk Dursun’un gayretleri sonucu restore edilerek 2009 yılında ziyarete açıldı.

YAĞHANE_61b05a9d0f3ba5f8fe2aa8f781cab7ef.jpg

*

[Osmanoğulları, Âl-i Osman ve Hanedan-ı Âl-i Osman olarak623 yıl dünyada hüküm sürmüş Osmanlı Devleti’nin Padişahları İstanbul fethedilinceye kadar hep Bursa’ya defnedilmiş. (Bu gelenek Edirne başkent olduğunda da devam ettirilmiş.) İstanbul’un fethinden sonra ise İstanbul sur içine yaptırılan ulu mâbedlerin hazîrelerinde yapılan türbelere defnedilmişler. Bunun istisnası ise, sadece Sultan 5. Mehmed Reşâd Han’ın vasiyeti gereği Eyüpsultan’teki Mehmed Reşâd Türbesi’ne gömülmesidir. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra sürgüne gönderilen son Osmanlı Padişahı 6. Mehmed Vahîdeddin Han’ın İtalya’nın San Remo kentinde vefat etmesi üzerine cenazesi Türkiye hükümeti tarafından kabul edilmedi ve Şam'a getirilerek Süleymaniye Külliyesi hazîresine defnedildi. Yani36 Osmanlı Padişahının 6’sı Bursa’da, 29’u İstanbul’da, 1’i ise Şam’da medfundur.]

*

HIRSIZLIĞIN BU KADARINA DA PES!..

Tarihin izinden yürüyerek topladığımız veriler ışığında asıl meseleye vâsıl olmanın sırası geldi.

Sultan 2. Selim tarafından inşa ettirilen türbe, Osmanlı Devleti’nin en büyük mimarı Sinan’ın dokunuşlarını daha yanına yaklaştığınızda hissettiriyor. (Hayatı boyunca toplamda 18 türbe inşa eden Mimar Sinan, hanedandan ilk defa Kânûnî Sultan Süleyman’ın oğlu olan Şehzade Mehmed’in türbesini yaparken, son olarak da yine Kânûnî Sultan Süleyman’ın oğlu Sultan 2. Selim’in türbesini yaptı.)

Sekizgen bir galeriden meydana gelen türbenin girişi üzerindeki kitâbesi16. yüzyıl sır altı çinileriyle bezenmiş. Girişin iki yanında60 adet çiniden oluşan iki pano, köşe dolgularında kırmızı zemin üzerine beyaz çini bulutları ile bezeli bir niş ve ortada bir madalyon içinde bulunan bahar dallarından oluşturulmuş. Panoların üzerindeki sivri kemerli çini alınlıklar on kollu yıldızdan gelişen geometrik kompozisyonla âdete sanat resitali gerçekleştirilmiş. Bu harika panolar asırlarca türbenin girişinde bir sanat eseri gibi ziyaretçileri mest ederken, 1895 yılında çok kötü bir olay yaşanmış.

Bu kötü olay2006-2009 yılları arasında yapılan restorasyon ve onarım sırasında ortaya çıkmış. Restorasyon sırasında çiniler yerinden sökülüp arkalarında Fransa Sevr’de yapıldığına ilişkin damga fark edilince, türbenin sağındaki çini panonun sahteliği kanıtlanmış.

Bu panolardan soldaki çini pano, Fransız Albert Sorlin Dorigny tarafından 1882-1896 yılları arasında restorasyonu yapılmak bahanesiyle sökülerek Fransa’ya götürülüp, yerine sahteleri yapılarak buraya monte edilmiş. 16. yüzyıl İznik çinilerinin en mükemmel örneklerinden olan çinilerin orijinali ise çalındıktan sonra Louvre Müzesi ile Muséedes Art Decoratifs ve Musée de Serves’deki koleksiyonlara satılarak Louvre Müzesi’ne götürülüp sergilenmeye başlanmış.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Fransa Kültür Bakanlığı ile görüşerek başta Sultan 2. Selim Türbesi’ne ait çini pano olmak üzere Sultan 3. Murad Türbesi ve Sultan 1. Mahmud Kütüphanesi’nden çalınan eserleri geri istemiş. Bunun üzerine, Sultan 2. Selim Türbesi’ne ait çini pano Fransa’nın en ünlü müzesi olan Louvre Müzesi’nde İslâm Eserleri seksiyonunda teşhirden kaldırılmış. Türkiye tarafından defalarca hatırlatılmasına rağmen Fransa’dan çalınan eserlerin iadesine dair hâlâ bir ses seda yok!..

*

Bugün türbe girişinin sol taraftaki soluk ve mat çini panoya bakıldığında sağdaki ile arasındaki fark hemen fark ediliyor. Orijinal çini pano sanki daha dün yapılmış gibi, 4 asırdan beri hiçbir değişime uğramadan bütün ihtişam ve canlılığını koruyor.

EK_09d9981d5b8bed78973dcc64eb02421d.PNG

* * *

Türbenin giriş kapısının sağında yer alan sahte panonun önünde yer alan Türkçe, İngilizce ve Fransızca bilgilendirme yazısında Albert Sorlin Dorigny’nin görevi kötüye kullanarak 127 yıl önce yaptığı sanat hırsızlığı tüm dünyaya şu şekilde anlatılıyor:

“Osmanlı Devleti döneminde 1882-1896 yılları arasında Fransız uyruklu Albert Dorigny tarafından yapılan restorasyon çalışmaları sırasında, burada bulunan ve 60 adet karodan oluşan 16. yüzyıl İznik çini pano şaheser, restorasyonu yapılması amacıyla Fransa’da Paris’e götürülmüş ancak Sevr’de taklidi yapılarak geri getirilmiş ve aslının yerine monte edilmiştir. Bu durum tamamen güveni kötüye kullanma ve bir sanat hırsızlığı örneğidir. Şu an önünde bulunduğunuz bu çiniler, asıllarının bir kopyasıdır. Orijinal çinilerimiz, Fransa Paris Louvre Müzesi’nde İslam Eserleri seksiyonunda 3919/2-265 envanter numarasıyla, ‘Ayasofya Müzesi’nin hazîresinde bulunan Sultan II. Selim Türbesi’nin Çinileri’ bilgisiyle sergilenmektedir. Orijinal çinilerimiz hakkında Fransa Devleti Kültür Bakanlığı’na yapılan tüm iade taleplerimize rağmen, maalesef olumlu bir sonuç alınamamıştır.

ŞU ANDA ÖNÜNDE BULUNDUĞUNUZ BU ÇİNİLER ASILLARININ BİR KOPYASIDIR.AYASOFYA MÜZE MÜDÜRLÜĞÜ”

ini pano_1d8cc82f2f5f57baa402d1ab22cdddfa.jpg

* * *

SÖMÜRÜ VE TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞI BATILILARIN RUHUNDA VAR

Fakat geçtiğmizi günlerde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçtiğimiz günlerde Rusya-Ukrayna savaşından dolayı gazına muhtaç kaldığı Cezayir’e ziyarette bulundu. Bu ziyaret esnasında 132 yıl boyunca köleleştirdikleri, tecavüz ettikleri, köpeklere parçalattırdıkları 1 milyondan fazla insanın hesabını vereceğe yerde, Türkiye’nin menşeli ağların Afrika’da Fransa düşmanlığı ve karşıtı propaganda yürüttüğünü küstahlığını yineledi. İsmi anıldığında kan, gözyaşı ve vandalizmin akla geldiği Fransa’nın o kadar çok vukuatı var ki, saymakla bitmez. İşte bunlardan birisi de uzun uzun anlattığımız Ayasofya’nın türbesinden çaldıkları tarihi eserlerimiz.

Soykırım, yağmacılık, ihanet, barbarlık, kültürel yağma, tarihi eser kaçakçılığı Batılıların ruhunda var. Bu büyük ihanet ve yağmalamalara maruz kalan kadîm beldelerden birisi de İstanbul’dur.

Haçlılar, 1099 yılında Kudüs’ü zapt ettiklerinde yaptıkları korkunç katliamın bir benzerini İstanbul’u da yağmalayarak gösterdi. 900 yıl boyunca Hıristiyan dünyasının merkezi olan İstanbul bu yağma sonunda bütün ihtişamını, zenginliğini, sanat eserlerini, her şeyini bir daha yerine gelmeyecek şekilde kaybetti. Gözü dönmüş Haçlılar ele geçirdikleri saraylıları, asilleri, genç kadınları, kızları ve rahibeleri tecavüz ederek katletti.

Haçlılar sadece tecavüzle kalmayıp, İstanbul’un işgal edilip yağmalanmasında başrolü oynayan yaşlı ve kör Venedik dukası Enrico Dandolo'nun emriyle, Hipodromu süsleyen anıtların en ünlüsü olan Quadriga adı verilen zafer arabasını çeken dört bronz at heykeli Venedik'e kaçırdı.

Venedik’teki ünlü St. Marco Meydanı’nda San Marko Kilisesi Müzesi’ndeki eserler arasında ise dört at heykeli bütün ihtişamı ile göze çarpar. Bu heykeller, 1204’deki IV. Haçlı istilasının hemen sonrasında Konstantinopolis’ten Venedik’e kaçırılan heykellerdir.

Dün Haçlı Seferleri’yle Kudüs’ü, İstanbul’u talan eden emperyalistler bugün de Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de canlara, ırzlara, mallara, kadîm kültürel değerlere barbarca saldırıp talan ediyor. İstila yoluyla gasp ettikleri eserleri turistik gezi ve restorasyon adı altında (kültürel soykırım uygulayıp) çalıp kendi müzelerinde sergileyerek “medeniyet soytarılığı” yapıyor.

İşte bunlara sadece bir örnek olarak çini panoyu verdik. Hepsini yazmaya, anlatmaya kalksak ciltler dolusu kitap yazmak gerek.

*

OSMANLI TÜRBE GELENEĞİNDE BİR İLK

Ayasofya temelinde o kadar çok sır barındırıyor ki, derinliklerine inildikçe, araştırıldıkça her gün yeni bir özelliği keşfediliyor. Biz bugün sadece gölgesinde barındırdığı türbelerlerden bahsetmekle iktifa ediyoruz. Ayasofya’da Sultan 2. Selim’le başlayan bir gelenekten bahsederken bile karşımıza bizleri hayrete düşüren o kadar çok çıktı ki, tam bitti derken iki adım ötede yeni birvakâ ile karşılaştık.

Osmanlı Padişahı 1. Mustafa tahttan indirildikten sonra 15 yıl boyunca sarayda hapis tutuldu. 20 Ocak 1639’da vefat etmesi üzerine defnedilecek yer arandı. Nihayetinde Evliya Çelebi’nin babası saray kuyumcu başısı Derviş Mehmed Zillî’nin tavsiyesiyle Ayasofya’nın kilise olduğu devirlerde “vaftizhane”, fetihten sonra da kandil yağlarının depolandığı “yağhane” olarak kullanılan bölüme Hasbahçe’den toprak getirtilerek defnedildi.

Bu Osmanlı hanedanı türbe geleneğinde bir ilkti. İlk defa bir padişaha türbe yapılmayarak, Sultan 1. Mustafa’nın defninden sonra burası bir hanedan türbesi oldu. Sultan İbrahim 1648’de isyancı Sofu Mehmed Paşa tarafından katledilince Ayasofya’da amcası Sultan 1. Mustafa’nın yanına gömüldü. (Burada türbedarlık yapan Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde yapıyla ilgili detaylı bilgiler verir.)

Türbede 2 padişahla birlikte Sultan İbrahim’in oğlu Şehzade Selim, 4. Mehmed’in oğlu Şehzade Selim, 2. Ahmed’in oğlu Şehzade İbrahim, Sultan 1. Ahmed’in kızları, Hanzâde Sultan ve Âtike Sultan ve 4. Murad’ın kızı Kaya ve İsmihan Sultan olmak üzere sayısı tam bilinmemekle birlikte tahminen 15 hanedan mensubunun medfun olduğu ifade ediliyor.

Öteki taraftan “yağhane” demedfun bulunan sultan ve diğer mevtaların türbesi nem, rutubet kokusu ve bakımsızlıktan dökülürken yoğun küften insanların hem ruhunu hem de burun direğini sızlatıyor.

Temmuz ayı itibariyle ziyaretçilere kapatılan “yağhane-vaftizhane” ve içindeki sandukalar için restorasyon startı verilmiş. Üç boyutlu ölçüm aşamasında olan türbede çalışmalar sürüyor. Sultan 3. Mehmed Türbesi’nde ise türbesinin kubbe ve içindeki restorasyon yavaş da olsa yürüyor.

HÂMİŞ:

Sultan 2. Selim Türbesi’nin önünde yer alan bilgilendirme yazısında, ‘Ayasofya Müzesi’nin hazîresinde bulunan Sultan II. Selim Türbesi’nin Çinileri’ ifadesi güncellenmeye muhtaç. Çünkü Ayasofya artık müze değil, ibadethane olarak hizmet veriyor.

 
VF kat sağ