Dünya bir soykırıma karşı üç maymunu oynuyor. Görmüyor, duymuyor ve müdahale etmiyor. Yani elsiz, dilsiz, gözsüz ve kulaksız. İslam ülkeleri de aynı şekilde başını belaya sokmama derdinde… Hani Hz. Peygamber “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin ki bu da imanın en zayıf derecesidir.” buyurmuştu ya…

Sağduyu ve vicdan sahibi insanlar dili, dini, rengi ne olursa olsun iki yıldır bu zulmü protesto ediyor. Birçok ülke de katil bir terör örgütü olan İsrail’i kınamakla iktifa ediyor. Kınana kınana Müslüman kanıyla elleri kınalanan bu örgütün eşkıyaları da gelen tepkilere gözlerini, kulaklarını ve ağızlarını kapatarak kendilerine şeytanın verdiği vazifelerini icraya devam ediyorlar.

Ölüm kusan Siyonist teröristlere karşı koyması gereken silahlar susunca mahşeri vicdanın sözcüsü durumundaki şair ve ediplerin kalemleri vazifeyi devralmış durumda. Ömer Erdem’in dediği gibi, “kelimeler silahlardan büyüktür!” Haksızlık ve zulüm karşısında susan dilsiz şeytanlardan olmamak adına bu tarihi misyonu üstlenen yiğit kalemler, yüreklerinde biriktirdikleri öfkeleri terennüm eden kelimelerini birer kurşun edasıyla namluya sürercesine kalemlerine yüklediler. Buldukları her platformda öfkelerini, isyanlarını, itirazlarını dile getirdiler.

Son olarak Kahramanmaraş’ın yiğit sesi Yitiksöz dergisinde Duran Boz hocamızın editörlüğünde bu edipler ve şairler; şiir, deneme, makale ve çizimlerinden oluşan 183 yazı ile içlerini döktüler. Dile kolay, tam 700 sayfalık bir dergi Filistin Özel sayısı. Böylece Yitiksöz dergisi üzerine düşen tarihi vazifeyi yerine getirmenin haklı gururunu yaşıyor. Dergide Filistin meselesi enine boyuna incelenmiş, yaşanan soykırım tüm çıplaklığıyla ortaya konulmuş. Ne mutlu böyle bir sayı hazırlayanlara ve böyle bir sayıda yer alarak safını belli edenlere…

Dertleri sadece edebiyat yapmak olmayan ama dertlerini edebiyat aracılığıyla dillendiren bu insanları saygıyla selamlıyorum.

Derginin sunum yazısında Habil ve Kabil olayına telmihte bulunulmuş. Evet dün Hz. Adem’in oğulları Habil ve Kabil bir kavgaya tutuşmuş, Kabil zalimce kardeşini öldürmüştü. O günden beri iyilik ve kötülük mücadelesi yeryüzünde hep var oldu.

Sunuş yazısında:

“Günümüzde Filistin'de yaşananlar, yalnızca siyasi bir hesaplaşma değil; insan onuruna yönelik sistemli ve bilinçli bir saldırının göstergesidir. Ölüm ve öldürme, Gazze’de günlük yaşamın sıradan bir parçası hâline getirilmiş; neredeyse bir inancın ritüeli gibi işlemektedir. Bu durum, sistemli bir biçimde bir halkı yok etme iradesinin, kimi ideolojik gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir soykırım sürecini işaret eder. Siyonizm'in ilk dönemlerinden bu yana şekillenen yayılmacı ve ayrımcı anlayış, bugün askerî operasyonlarla, abluka politikalarıyla ve sistematik hak ihlalleriyle somutluk kazanmıştır. Gazze'de öldürülen her çocuk, yalnızca bir bireyin değil insanlık ruhunun katledilmesidir aynı zamanda. Vicdan, insanın fıtratında yer alan şaşmaz bir ölçü olsa da bu ölçü devre dışı bırakılmış, insan, işleyen ölme ve öldürme düzeninin aparatı durumuna getirilmiştir.”

Denilerek bu mücadele kısaca özetlenmiş.

Gazze’de yaşanalar bir insanlık dramıdır ve insanlık tarihi adına utanç verici bir sayfadır. Bu vahşetin hiçbir haklı gerekçesi yoktur. Güçlünün zayıfı ezdiği bir dünyada insanoğlu kendi kıyametinin fitilini Gazze’de ateşlemiştir. İsrail terör örgütü ve onun ayakçısı ABD, insanların Gazze üzerindeki nazarlarını farklı bölgelere ve olaylara çekebilmek için şaklabanlıklar yapıyorlar. Venezüella’da yaşananlar, İran’da yaşananlar, Suriye’de yaşananlar, Rusya-Ukrayna savaşını kızıştırmaları sadece ve sadece insanların ilgisini Gazze’den çekmek içindir.

İşte, yaşananları ve öfkesini ne kadar güzel dile getirmiş Cafer Keklikçi şiirinde:

“filistin haritası küçüldükçe küçülüyor vicdanlar

küçülüyor gözümüzde dünyanın ağababaları”

İşte Yitiksöz ekibi dağılan dikkatleri toparlamak adına bu muhteşem işe soyunmuşlar. Dergideki yazılar Gazze meselesi hakkında başucu bir eser olmuş. Her yazıdan hissemize düşecek nice paylar olduğunun bilincindeyim. İnşallah her fırsatta bu yazılardan birisini okuyacağız ve tefekkür edeceğiz. Tefekkür edeceğiz ve sonra bir kez daha teşekkür edeceğiz bu meseleyi unutturmak isteyenlere inat kör dünyanın gözüne kalemlerini sokanlara. Teşekkür edeceğiz ahraz numarası yapanların başında kalemleriyle davul çalanlara… Teşekkür edeceğiz çıkardıkları manasız gürültüler ile çocukların feryatlarını susturmak isteyenlere inat şiirleriyle, ezgileriyle Gazze’yi terennüm edenlere. Ve binlerce kez teşekkür edeceğiz Yitiksöz ekibine bu müstesna sayıyı çıkardıkları için. Her ne kadar bu müstesna sayıda aralarında olamasak da en azından bu tanıtım yazımız ile onlarla aynı duygular içinde bulunduğumuzu ilan ederek yine teşekkür edeceğiz…