Vakit Devr-i Cehaletti. Aman Allah’ım! Asır ne acayip asır, zaman ne kötü zamandı.
***
O devirde insanların payına düşen hüzündü, hicrandı, gamdı.
***
Toprağı sulayan yağmur değildi, bilakis göz yaşıydı , kandı.
***
Arzdan arşa yükselen ağıttı, iniltiydi hep feryad-ü figandı.
***
Karanlığın en büyük düşmanı aydınlıktı. Cahilin hakikatten aldığı şey hikmet değil, intikamdı.
***
O gün öyleleri vardı ki, sadece dış görünüşüyle insandı.
***
Sabah rüzgarları değil, o günün dünyasında esen sadece samdı.
***
Gönül hislendi, dil paslandı, göz daima ıslandı.
***
Beşer vahşette, zulümde, yırtıcılıkta dur durak bilmedi, hızlandıkça hızlandı.
***
Güçlüler zayıflara karşı vampirdi, canavardı, sırtlandı.
***
Dünya herc-ü merc idi. Ortalık toz dumandı, her şey alt üst olmuştu insanlık perişandı.
***
Garipler çaresizler, yoksullar kimsesizler yaşadıkça dertlendi , yaşadıkça sızlandı.
***
Erdemler kaybolunca fazilet çekip gitti. Kötülük durur mu hiç? Rezalet palazlandı.
***
Sözün durduğu yerde tarih de donup kaldı, sanki zaman buzlandı.
***
Merhem ilaç yerine yaralanmış vicdanlar tuzlandıkça tuzlandı.
***
İnsaniyet dövüldü, samimiyet kovuldu, haysiyet tekmelendi, asabiyet omuzlandı.
***
Her şeyin tadı kaçtı. Sefalet denizi taştı, çekilmez oldu hayat. Bıçak kemiğe dayandı.
***
Bitti karanlık gece, söktü özlenen şafak, tüm cihan aydınlandı.
***
Müjde! Müjde. O geldi. İyilikler getirdi.
***
Aydınlığın ufkunda, bir bayrak dalgalandı.
***
Gönüllerden gam gitti, melekler bayram etti.
Yeryüzünde göklerin sedası yankılandı.
***
O öncüler öncüsü, inciler incisiydi. Her yanıyla, her yönüyle mükemmel bir insandı.
***
Sövdü, saydı, kovdu, sürdü, fakat düşmanı bile onu emin vasfıyla andı.
***
Yer mübarek Mekke’ydi. 610 yılıydı. Mukaddes bir geceydi, aylardan Ramazan’dı.
***
Elindeki nübüvvet, artık ona emanetti. Kutlu vazife için Cebrail kanatlandı.
***
Nübüvvet imtihandı, erişilmez imkandı. O ne büyük bir şeref, ne muazzam bir şandı.
***
O ne güzel bir huydu, nidası tevazuydu. İncitmezdi kimseyi, onun usulü buydu. Bir kral değildi. Fakat giydiği nübüvvet tacı muazzam ihtişamdı.
***
Tebliğ temsil ettiği dinin adı İslam’dı.
***
Kişinin insan geldiği şu dünyada, insan kalabilmesi içindi her şey, Yüce İslam dininin tek muradı İslam’dı.
***
Tane tane konuşurdu. Dinleyenler anlardı.
Lisanı gayet sarih, pek veciz bir lisandı.
***
Kalbi temiz olmadan, insan aziz olamazdı.
Bundan dolayı o tevhide davet etti, önceliği imandı.
***
Peygamberlik yaptığını söylemek, söylediklerini yapmaktı. İnandırmanın ilk şartı inanmaktı. İşte bundan dolayı rahmet elçisi davet ettiklerine önce kendisi inandı.
***
İslam denge diniydi. Sünnet, ibadette de mutedil olmaktı. O ne dediyse oydu.
Eksiği fazlası yoktu. Çünkü o Allah’ı en çok seven, ondan en çok korkandı.
***
O doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, hayrı şerden, hakkı batıldan ayırt eden Furkan’dı.
***
Üsve-i haseneydi. Numune-i imtisaldi. O en güzel örneğin üstün ahlakı Kur’an’dı.
***
Peygamberdi, önderdi, liderdi, rehberdi, hasılı imamlara imamdı, sultanlara sultandı.
***
Devri kutlu devrandı. Herkes ona hayrandı.
Onu görmek bayramdı. Canlar ona kurbandı.
***
Çaresizin çaresiydi. Kimsesizin kimsesi.
Yoksula kol kanat geren fakirleri sorandı.
***
Her zaman ve zeminde her ahval ve şeraitte o ahdine sadıktı.
Verdiği her bir sözün arkasında durandı.
***
Alemlere rahmetti, gayesi hidayetti, insanlığın felahına, ıslahına her dem kafa yorandı.
***
İnsanlığın hamurunu aşk ile yoğurandı. Gül mührünü gönüllere muhabbetle vurandı.