Bu soru, bir kimlik sorusu değil artık. Bir yön sorusu, bir duruş sorusu, bir hafıza sorusudur. Çünkü çağ insanı nötr bırakmıyor; ya bir tarafa çekiyor ya da parçalayarak sürüklüyor.
Biz bir pasaportun, bir sınırın, bir ideolojinin insanları değiliz. Biz bir ümmetin hafızasıyız.
Biz hatırayız. Biz iziz. Biz yoluz. Biz yüküz. Biz emanetiz. Biz sorumluyuz.
Biz buyuz.
Ama biz sadece bir tanım değiliz. Biz bir hafızayız.
O hafızada hiçbir şey dışarıda değildir. Hiçbir isim fazlalık değildir, hiçbir mücadele sahipsiz değildir, hiçbir düşünce bütünden kopuk değildir.
Hakikat tek bir yere sığmaz.
Tek bir isimle sınırlandırılamaz.
Tek bir çağla bitmez.
Tek bir yorumla tüketilemez.
Tek bir mezheple, tek bir meşreple, tek bir ekolle daraltılamaz.
Biziz.
Bediüzzaman Said Nursi biziz, iman ile aklı yeniden kuran, modern şüpheye karşı direniş fikrini inşa eden çizgi olarak biziz.
Mevlana biziz, aşkı varoluşun dili haline getiren irfan olarak biziz.
Yunus Emre biziz, sade kelimenin içinde derin hakikati taşıyan dil olarak biziz.
Gazali biziz, şüpheden yakine yürüyen büyük muhasebe olarak biziz.
İbn Arabi biziz, varlığı tek hakikatin farklı tecellileri olarak okuyan derin metafizik olarak biziz.
İbn Haldun biziz, tarihi ve toplumu akılla okuyan bilinç olarak biziz.
İbn Sina biziz, ilmi, hikmeti ve aklı birleştiren büyük düşünce olarak biziz.
Farabi biziz, aklı sistemleştiren medeniyet aklı olarak biziz.
Erbakan hoca biziz, bağımsızlık fikrini siyasal iradeye dönüştüren arayış olarak biziz.
Aliya İzzetbegoviç biziz, savaşın ortasında bile ahlakı ve düşünceyi koruyan bilge duruş olarak biziz.
Malcolm X biziz, adaletin evrensel itirazı olarak biziz.
Şeyh Şamil biziz, teslimiyete karşı direniş iradesi olarak biziz.
Hasan El Benna biziz, toplumsal bilinç ve hareket fikri olarak biziz.
Seyyid Kutub biziz, çağın vicdanını sorgulayan düşünce olarak biziz.
Mevdudi biziz, siyasal düşünceyi yeniden kuran akıl olarak biziz.
Fazlur Rahman biziz, geleneği çağla yeniden okuyan yorum gücü olarak biziz.
Muhammed Abduh biziz, ıslah ve yenilenme arayışı olarak biziz.
Cemaleddin Afgani biziz, İslami uyanışın hareketi olarak biziz.
Fethi Şikaki biziz, işgal karşısında direnişi fikre, iradeye ve sürekliliğe dönüştüren hat olarak biziz.
İmam Humeyni biziz, müstekbir düzene karşı mustazafların yanında duran, müstekbirliğe karşı itirazı sadece bir söylem değil bir tarihsel bilinç ve siyasal duruş haline getiren hat olarak biziz.
Ahmet Yesevi biziz, Orta Asya’dan Anadolu’ya taşan manevi kök olarak biziz.
Hacı Bektaş Veli biziz, Anadolu vicdanı olarak biziz.
Mehmet Zahit Kotku biziz, tasavvufun irfani çizgisini çağımıza taşıyan damarlardan biri olarak biziz.
Abdülkadir Geylani biziz, irfanın toplumsal karşılığı olarak biziz.
Fethi Yeken biziz, davet ve toplumsal dönüşüm fikri olarak biziz.
İmam Eşari biziz, iman ile aklı dengeleyen kelam çizgisi olarak biziz.
İmam Maturidi biziz, aklı imanın içinde kuran hikmet olarak biziz.
İmam Şafii biziz, fıkhı sistemleştiren ilim olarak biziz.
İmam Azam biziz, aklı, kıyası ve içtihadı merkeze alan büyük hukuk geleneğinin kurucu damarlarından biri olarak biziz.
İmam Buhari biziz, rivayet hafızasını titizlikle koruyan ilim olarak biziz.
Şiilik biziz, Ehl-i Beyt merkezli yorum geleneği olarak, kendi iç tutarlılığı ve tarihsel hafızasıyla bu büyük bütünün içinde biziz.
Biz, derviş de biziz, sufi de biziz.
Biz, meydanda olan da biziz, içe dönüp kendini inşa eden de biziz.
Biz, cephede cenk eden mücahid de biziz.
Biz, ilim meclisinde oturan da biziz.
Biz, kalemi tutan da biziz, gerektiğinde kurşun sıkan da biziz.
Biz, sabırla bekleyen de biziz, gerektiğinde ayağa kalkan da biziz.
Biz, susan da biziz, hakikati haykıran da biziz.
Biz sadece bir taraf değiliz.
Biz sadece bir yorum değiliz.
Biz sadece bir tarih parçası değiliz.
Biz anlamın kendisiyiz.
Biz arayışın kendisiyiz.
Biz hafızanın kendisiyiz.
Biz direnişin kendisiyiz.
Biz birliğin kendisiyiz.
Biz bölmek için değil, anlamak için varız.
Biz düşmanlaştırmak için değil, idrak etmek için varız.
Biz küçültmek için değil, büyütmek için varız.
Biz silmek için değil, hatırlamak için varız.
Biz şunu biliriz.
Bir ümmetin hafızası silinmez.
Bir hakikat parçalanmaz.
Bir yürüyüş durmaz.
Biz buyuz.
Biz halâ yoldayız.