Bir insan yirmi yıl çalışıp para biriktiriyor. Maaşından kesiyor, tatilinden vazgeçiyor, arabasını değiştirmiyor. Esnafsa dükkânından artırıyor. Emekliyse ikramiyesine dokunmuyor. Sonra birikimini, devletin izin verdiği ve denetlediğini düşündüğü bir finans kuruluşuna teslim ediyor.

Bir sabah parasına ulaşamıyor.

Türkiye’nin son günlerde yaşadığı fon krizini konuşurken önce buradan başlamak lazım. Çünkü ortada grafiklerden ve fon fiyatlarından önce insan emeği var.

SPK, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. MKK kayıtlarına göre bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

455 bin insan az değil.

Devlet şimdi zararı azaltmaya çalışıyor. Bazı fonlarda yatırımcılara fon başına 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılacak. Bu doğru bir adım. İnsanların hiç olmazsa kendi paralarının bir bölümüne ulaşması gerekiyor.

Fakat iş orada bitmiyor.

Para geri verilebilir. Güven aynı kolaylıkla geri verilemiyor.

Türkiye yıllardır yastık altındaki altını, dövizi ve nakdi ekonomiye kazandırmaya uğraşıyor. Vatandaşa “paranı evde tutma, finansal sisteme getir” diyoruz. Peki bu olaylardan sonra vatandaşın soracağı soruya ne cevap vereceğiz?

“Paramı getirirsem kim koruyacak?”

İnsan bir kere “Param evde daha güvenli” demeye başladı mı, onu yeniden finansal sisteme çekmek zordur. Yastık altındaki para yatırıma dönmez. Şirketlere kaynak olmaz. Sermaye piyasası derinleşmez. Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı daha da ağırlaşır.

Fon krizinin ekonomik güvenlikle bağlantısı tam da burada.

Güven açıklamayla geri gelmez. “Piyasamız sağlamdır” demek yetmez. İnsan birkaç yıl boyunca kuralın gerçekten uygulandığını görmek ister. Güçlü olanın da soruşturulduğunu, denetçinin zamanında harekete geçtiğini, kimsenin nüfuzla sistemin dışına çıkamadığını görmek ister.

Sonra bir mesele daha var.

Hırs.

Bazı fonlarda normal piyasa koşullarıyla açıklanması güç, olağanüstü getiriler görüldü. Bir noktadan sonra insanın gözü dönüyor. Hele parasının değerini yıllardır enflasyona karşı korumaya çalışan vatandaş için “Ben de gireyim, ben de kazanayım” duygusu çok güçlü.

Asıl soruyu o anda sormak gerekiyor.

Bu para nasıl kazanılıyor?

Ama çoğu zaman sorulmuyor. Arkadaş kazanmış, komşu kazanmış, sosyal medyada herkes konuşuyor. Bir süre sonra yatırım yapılmıyor, kalabalık takip ediliyor.

Yine de bütün faturayı yatırımcının hırsına kesemeyiz.

Denetim kurumu bunun için var.

Bugün soruşturmalarda 217 kişi hakkında işlem yapıldığını, 56 kişinin tutuklandığını, 88 kişi hakkında adli kontrol uygulandığını biliyoruz. Bunlar önemli. Ama insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Bu yapı bu noktaya gelene kadar ne oldu?

Asıl mesele burada başlıyor.

Siyasette ve bürokraside çürüme dediğimiz şey her zaman birinin masanın altından para alması değildir. Bazen liyakatin yerini yakınlık alır. Bazen denetçi görmesi gerekeni görmez. Bazen görür ama dokunmaz. Bazen bir ismin arkasındaki siyasi veya bürokratik güç, piyasada “Buna bir şey olmaz” kanaati oluşturur.

İşte o kanaat devleti içeriden çürütür.

MASAK’ın incelemelerinde yurt dışına fon aktarımı, yüksek tutarlı nakit işlemler ve olağan dışı finansal hareketler özellikle izleniyor. Yaklaşık 2,5 milyar liraya yakın işlem teşebbüsünün durdurulduğu, bir yönetici hakkında da malvarlığının kaçırılması şüphesiyle ayrıca inceleme yapıldığı açıklandı. Bunların soruşturma aşamasındaki tespitler olduğunu unutmamak gerekiyor.

Ama vatandaşın sorduğu soru yine aynı:

Bu para yurt dışına çıkmaya çalışana kadar sistem ne yaptı?

Vatandaş bundan sonra ne yapacak?

Parasını korkuyla evine kapatmayacak ama kolay para masalına da inanmayacak. Anlamadığı ürüne girmeyecek. Birikimini tek fona veya tek şirkete bağlamayacak. Borçla yatırım yapmayacak. Çok yüksek getiri gördüğünde heyecanlanmadan önce şüphelenecek. “Herkes kazanıyor” cümlesini yatırım gerekçesi saymayacak.

Devlete düşen iş daha ağır.

Kaybolan parayı bulmak kadar, bu düzenin nasıl kurulabildiğini de ortaya çıkarmak gerekiyor. Denetim nerede aksadı, kim geç kaldı, kim görmedi, kim görmezden geldi? Bunların cevabı açıkça verilmedikçe güven geri gelmez.

Çünkü bu dosya birkaç kişi tutuklanınca kapanabilir.

Vatandaşın kafasındaki dosya o kadar kolay kapanmaz.