Bu yazı serisinin önceki bölümlerinde; çocuklarımızı suça sürükleyen faktörlerden; “sağlıksız aile ortamı”, “olumsuz sosyal çevre”, “manevî eğitim eksikliği”, “sosyal medya ve dijital bağımlılık” meselelerini inceledik. Bu hafta ise, son olarak; “yoksulluk ve ekonomik sıkıntılar” faktörü üzerinde durmaya çalışacağız inşâallahü teâlâ…

Hiç şüphe yok ki yoksulluk ve geçim sıkıntısı, aile huzurunu derinden etkileyen imtihanlardan biridir. Fakirlik, işsizlik, borç yükü, gelir yetersizliği ve hayat şartlarının zor olması; yalnızca anne-babaları değil, çocukları da etkilemekte ve onların ruh dünyalarında ciddi hasarlara neden olabilmektedir. Maddî sıkıntıların hâkim olduğu ailelerde huzursuzluk, öfke, stres ve iletişim problemleri de artmakta ve bu ailelerde çocuklar, çoğu zaman kendisini değersiz, yalnız ve çaresiz hissedebilmektedir.

Bu tip problemler ve ekonomik korkular, bazen insanı yanlış yollara sevk edebilmektedir. Özellikle küçük yaşlardan itibaren yoksulluk içerisinde büyüyen çocuklar; kolay para kazanma arzusu, kısa yoldan köşeyi dönme hayali, toplumda kabul görme isteği ve gelecek kaygısı sebebiyle yanlış çevrelere yönelebilmektedirler.

Özellikle aile içerisinde yeterli sevgi, ilgi ve manevî destek bulamayan çocuklar, kendilerini koruyacak sağlam bir dayanak bulmakta sıkıntı çekerler. İşte tam böyle durumlarda suç örgütleri ve kötü niyetli kimseler devreye girer. Bu şer güçler, ekonomik zorluk yaşayan çocukları; para, güç ve gösterişli hayat bir vaadiyle kandırmaya çalışırlar ve çoğu zamanda başarılı olurlar. Çünkü aşırı maddî sıkıntı sabrı zayıflatabilir, insanı öfkeye, umutsuzluğa ve yanlış tercihlere sürükleyebilir. Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Allah’ım, küfürden ve fakirlikten Sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd)

“Allah’ım, âcizlik ve tembellikten Sana sığınırım…” (Buhârî)

Hakikaten işsizlik, yoksulluk ve temel ihtiyaçlara erişememe; çocukları ve gençleri suça iten en önemli sebeplerden biridir. Zira iş bulamayan gençler ekonomik bağımsızlıklarını kazanamamakta; bu durum onları çaresizlik içerisinde gayr-i meşru kazanç arayışlarına sürükleyebilmektedir. İmkânsızlık ve gelecek kaygısı, bazı gençleri psikolojik çıkmaza sürüklemekte; zamanla onları yanlış arkadaş çevrelerinin etkisine açık hâle getirebilmektedir.

Ayrıca yoksulluk sebebiyle çocukların temel ihtiyaçlarının karşılanamaması, onların aidiyet hissini ve aile bağlarını da zayıflatır. Mutluluğu dışarda arayan ve sokakta daha fazla vakit geçiren bu tip çocuklar; suç şebekelerinin hedefi hâline gelirler.

Fakir aile çocuklarının sosyal ve kültürel hayata yeterince katılamaması, akranları gibi tüketim yapamaması ve kendilerini toplumdan geri kalmış hissetmeleri; zamanla aşağılık kompleksine ve öfkeye sebep olabilmektedir. Bu durum ise, bazı çocukların çevrelerinde saygınlık kazanma arzusu ile suça yönelmelerini kolaylaştırabilmektedir. Hırsızlık, dolandırıcılık, gasp ve çeşitli suçların arkasında çoğu zaman ekonomik çaresizlik ve umutsuzluk bulunmaktadır.

Ancak burada unutulmaması gereken önemli bir hakikat var: Her fakir suç işlemez, her zengin de doğru yolda olmaz. Suçun temelinde yalnızca maddî eksiklik değil; ahlâkî ve manevî boşluk da bulunmaktadır. Bu sebeple çocuklarımızı koruyabilmek için yalnızca ekonomik destek değil; aynı zamanda sağlam bir dinî ve ahlâkî terbiye de vermek zorundayız. Lokman Aleyhisselâm’ın oğluna yaptığı şu nasihat çok önemlidir: “Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır ve başına gelenlere sabret…” (Lokman 17) Demek ki çocukları korumak için; onların sadece maddî ihtiyaçlarını karşılamak kâfi değil, aynı zamanda onlara güçlü bir şahsiyet ve sağlam bir karakter kazandırmak da gerekir.

Bugün toplum olarak, yoksul çocuklara daha fazla kol kanat germemiz lazım. Dayanışma kültürümüzü yeniden canlandırmamız gerekir. Çünkü açlık, çaresizlik ve yalnızlık içerisinde bırakılan bir çocuk; zamanla kötü yollara düşebilmektedir.

Dinimiz’deki zekât, sadaka ve infakın temel hedeflerinden biri de bu tehlikeyi bertaraf etmektir. Yani toplumdaki fakirleri korumak, insanların onurunu muhafaza etmek ve çocukların kötü yollara sürüklenmesini engellemektir. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Onların mallarında, isteyen ve mahrum olanlar için bir hak vardır.” (Zariyat 19)

Rabbimiz; nesillerimizi yoksulluktan, haram kazançtan ve suça sürüklenmekten muhafaza buyursun âmin, vesselam…