Hece Dergisi, özel sayılar koleksiyonuna yine bir başyapıt hüviyetinde yeni bir sayı ekledi. 2026 yılına merhaba dediğimiz Ocak ayı içinde okurla buluşan Mustafa Kutlu Özel Sayısı’nın editörlüğünü Emin Gürdamur ve Özlem Güner üstlenmiş.
Mustafa Kutlu Özel Sayısındaki yazılar; Sunuş, Portre: Hayatı ve Şahsiyeti, Hikâye: Ufku ve Niyeti, Düşünce: Kökleri ve Dalları, Soruşturma, Albüm ve Bibliyografya bölümleri altında tasnif edilmiş. 736 sahifeden oluşan sayıda, 74 yazarın metni bulunuyor.
Dergiye yazılarıyla katkıda bulunan yazarlarımız şu isimlerden oluşuyor:
Portre: Hayatı ve Şahsiyeti bölümünde; Safiye Önal, Halil İbrahim Özdemir, Bekir Sıddık Soysal, İsmail Kara, Beşir Ayvazoğlu, Cihan Aktaş, Alpay Doğan Yıldız, Hüseyin Akın, Ahmet Uysal, İbrahim Tenekeci, Mustafa Ruhi Şirin ve Turan Karataş
Hikâye: Ufku ve Niyeti bölümünde; Necip Tosun, Mustafa Özel, Fazıl Gökçek, İbrahim Keş, İsmail Kara, Sıddık Yurtsever, Murat Ayar, Mehmet Narlı, Mehmet Güneş, Hakan Değirmenci, Eyyüp Akyüz, Şaban Sağlık, Hacer Yeğin Güneş, Yıldız Ramazanoğlu, Mehmet Samsakçı, Ayşe Demir, Dursun Ali Tökel, Ayşe Koçak Işık, Fatih Sakallı, Mehmet Aycı, Mehmet Kahraman, Necati Tonga, İbrahim Halil Çelik, Halit Yıldırım, Bilal Can, Fatma Nur Uysal Pınar, Nuray Alper, Fatma Aydar, Emrah Kanlıkama ve F. Zehra Aydemir
Düşünce: Kökleri ve Dalları bölümünde; Ali Galip Yener, Abdullah Harmancı, Vefa Taşdelen, Alime Uyar, Mehmet Can Doğan, Yakup Öztürk-Sümeyye Esen, Kuddusi Demir, Birol Biçer, Selçuk Çınar, Hatice Gökçe Bal, Koray Üstün, Yunus Emre Özsaray, Fikret Uslucan, Suavi Kemal Yazgıç, Ali Sali, Selim Somuncu, Selçuk Küpçük, M. Sami Okumuş, Nilüfer Aka Erdem ve Abdullah Harmancı
Soruşturma bölümünde; Nusret Özcan, Mustafa Çiftci, Sami Güçlü, İbrahim Ulvi Yavuz, Mustafa Kurt, A. Fatih Gökdağ, Ezel Erverdi ve İbrahim Demirci
Albüm bölümünde Mustafa Kutlu’ya dair fotoğraflara yer verilmiş.
Bibliyografya bölümünde ise Kâmil Karapınar, Mustafa Kutlu Bibliyografyasını hazırlamış.
Emin Gürdamur ve Özlem Güner’in sunuş yazısında; “Mustafa Kutlu’nun eserleri hem Türk hikâyeciliğinin hem de ülkemizin son yarım yüzyıllık ruh hâlinin kaydını tutan metinlerdir. Bu sebeple amacımız, Kutlu’nun edebiyatını, düşünüşünü ve insana dair derin sezgisini; kendi kuşağının tanıklıklarıyla genç okurların dikkatli okumalarını bir araya getirerek daha geniş bir çerçevede değerlendirmekti. Onun hikâye dünyasına, deneme diline, modernlik ve değerler eksenindeki tartışmalarına, özellikle de metinlerinin merkezindeki insan tasavvuruna berrak bir bakış sunmayı istedik.” diyerek dosyanın hazırlık sahasındaki amaç ve hedeflerini izah etmişler.
Bu sunuş yazısı, dergideki tüm yazıların bir nevi özeti mahiyetinde. Bu yüzden yazımı buradan aldığım paragraflarla sonlandırıyorum.
“Türk hikâyeciliği, 1970’lerden itibaren yeni bir sesle, yeni bir yürekle tanıştı: Mustafa Kutlu. Onun kaleminde memleket yalnız bir mekân değil, aynı zamanda bir bakış biçimi, bir vicdan coğrafyası, bir öze dönüş çağrısıdır. Kutlu’nun hikâyelerinde, şehirlerin gürültüsüne karışmadan, zamanın hızına kapılmadan yaşamaya çalışan insanların izleri vardır. Modernleşme sürecinin ortasında, kendi değerleriyle hayata tutunmaya çalışan bu insanlar hem bir toplumun hem bir dönemin aynasıdırlar.”
Mustafa Kutlu’nun hikâyeleri, Türkiye’nin son yarım asırlık serüvenini, köyden kente göçün, sanayileşmenin ve tüketim kültürünün yarattığı dalgalanmalarla birlikte anlatır. 20. yüzyılın ikinci yarısından bugüne uzanan büyük toplumsal değişim, onun metinlerinde en insani, en sahici hâliyle karşılık bulur. Köyden şehre uzanan yollar, sadece fiziki bir göçün değil, aynı zamanda değerlerin, inançların ve alışkanlıkların göçüdür. Kutlu, işte bu sosyal dönüşümün ruhunu anlatır; şehirleşmeyle birlikte insanın kendi özünden uzaklaşma serüvenine tanıklık eder.
Türk edebiyatında toplumcu gerçekçilerin “yoksul”, “yobaz”, “geri” olarak çizdiği taşra, Kutlu’da yeniden itibar kazanır. O, taşrayı dışarıdan gözlemlemez; içinden konuşturur. Orada doğmuş, orada büyümüş birinin dinginliğiyle, o dünyanın insanını kendi duyarlık merkezinden anlatır. Bu yüzden Kutlu’nun hikâyelerinde öğretmen, muhtar, imam ya da kahveci sadece birer tip değildir; her biri kadim değerler zincirinin uyandırılmasına aracılık eden karakter halkalarıdır.
Taşra, onun hikâyelerinde hem bir sığınak hem bir aynadır: Şehirde kaybolmuş insanın kendini yeniden bulduğu ya da bulacağı yer.
Kutlu, taşranın buharlaştığını bilir; ama yine de onu yazmaktan vazgeçmez. Çünkü onun için taşra bir hatırlama biçimidir. Modern hayatın aşındırdığı değerleri yeniden görünür kılmanın bir yoludur.
O, kaybolan köyleri değil, kaybolan iyiliği, kaybolan kanaati, kaybolan merhameti hatırlatmayı amaç edinir. Hikâyeleriyle insana bir tür “ahlaki koordinat sistemi” sunar. Modernizmin hızına karşı bir yavaşlık, gürültüsüne karşı bir sükûnet, yabancılaştırmasına karşı ünsiyet önerir.”
Bence Hece Dergisi bu özel sayı ile edebiyat tarihine önemli bir not düşmesinin yanında, edebiyatımızın özellikle hikâyecilik alanında müstesna bir ismi olan Mustafa Kutlu’yu yaşarken konu edinmesi açısından da takdire şayan bir vefa örneği göstermiştir.
Bu özel sayı, Mustafa Kutlu külliyatına hâkim olanlar için bir "saygı duruşu", onu henüz tanımayanlar için ise bir "giriş kapısı" niteliğinde bir başucu ve bir kaynak özelliği taşıyor. Bu önemli eser, okunması gereken ve hatta kütüphanemizde elimizin altında bulunması gereken bir eserdir. Böyle bir eserin hayat bulmasına vesile oldukları için başta Ömer Faruk Ergezen olmak üzere editörler Emin Gürdamur ve Özlem Güner’i, eserin son okumasını yapan İbrahim Demirci, Âtıf Bedir ile Hatice Bildirici’yi ve yazılarıyla katkıda bulunan tüm yazarlarımızı tebrik ediyorum.