0

Yıkanmak vücut kirlerini temizler, bedenin temizlenmeye ihtiyacı olduğu gibi, ruhunda temizlenmesi lazım. Ruhu temizlemek ise başta abdest ve ibadetle olur, sonra beceren olursa Allah için ağlamak… Ağlamak güzeldir, kalbi ve ruhu temizler... Kusurları önüne koyup, didik didik edip: "Ben ne yapmışım" der, affın kapısını çalar... Çocukça olmayan, öfke ve nefret dolu olmayan, çıkar için olmayan, ancak Allah için olan damla damla ağlamak, deniz deniz büyümektir…

Eski Türkiye, önce mukaddesata hançer soktu. Esaret dönemini başlatarak, dile, yazıya, kıyafete, inanca, düşüncelere öyle yasaklar koydu ki, inananlar tüm bu değerler için elin gavuruyla ölümüne mücadele etmiş ve kahramanlık destanları yazmıştı... Tam özgürlüğüme kavuştum derken, her değeri elinden alınarak, uzun yıllar boynu bükük içi yanık bırakıldı… Kendi ülkesinde garip bırakılan Müslüman'a İlahi Yardımın tez elden ulaşmasına bütün enerjini, hitabet gücünü kullanarak, gözyaşların ile de aciliyetini ortaya koysa idin…

Hoca, keşke sadece Kur'an hakikatlerine ağlasaydın… Keşke her an tuzağa düşürmeye hazır nefsin, insan üzerinde ki iktidarı sarsılsın, yıkılsın diye saçını başını yolarak ağlasaydın… Şeytan imparatorluğu temellerinden sarsılıp, bir daha ayağa kalkmaması için, tutsak Müslüman'ların zincirlerden kurtulması için, seni sevenleri seferber edip, hep beraber dua dua ağlasaydın… Keşke on binlerce caminin ahır, ambar, yatakhane, meyhane haline getirilmesine gözlerin yuvasından fırlayıp, CHP'ye nefret nefret ağlasaydın… Keşke delikanlılık döneminde tankır tunkur sesler çıkan minarelere fırlayıp, ciğerlerin parçalanırcasına ağlayarak: "Allahu Ekber, Allahu Ekber" diye ezanın orijinalini okuyup, tangırdatanların yüreklerini tıngırdatsaydın, harekete getirseydin…

Ah ağlayan hoca! Türk ve Kürt kardeşliğinin sağlam ve güvenilir hale gelmesi için, uhuvvet için ağlasaydın. Müslümanların Mason ve Siyonist tuzaklara düşmemesi için, Üst Akkıl'ların aklımızı almaması için ağlasaydın... Lozan hezimetine; gerçekte kaybettiklerimize çok önceden uyanışı sağlayacak göz göz ağlasaydın… Yetmişli yıllarda Erzurum ve başka şehirlerin susuzlukla ve yolsuzlukla canları çıkan, sahipsiz köyleri için, hatta ilçeler için kürsüden bu zulüm yeter artık diye ağlasaydın… Başörtülünün horlanmasına, kapılar dışına itilmesine, Ayasofya'nın kansız ve cansız bırakılmasına damla damla kan ağlasaydın…

Duyarsız ve milleti sevmeyen, dine düşman yöneticiler için öfke ile kollarını yukarı kaldırıp, beddua beddua yükselip ağlasaydın... Yokluklar döneminde, kuyrukların hükümran olduğu dönemde, milletin çektiği varın yoğuna, darbenin kıvama gelmesini bekleyenlere lanet lanet ağlasaydın… Keşke, millet beni mümin ve hoca biliyor, başka maceralara girmeyeyim, "Allah'ım, beni İsa ve mehdi heveslerinden, Müslüman'ın başına salacağım sıkıntılardan son nefesime kadar koru, bana ve tüm kardeşlerime şuurlu Müslüman olmayı nasip et" diye ödün kopa kopa ağlasaydın, kürsülerden müminlerin gönlüne sel olsaydın…

Keşke Koç ile görüşmek için can atmak yerine, Bediüzzaman'ın sağlığında gidip, gözyaşları döküp, talebesi olma ve kabul edilmesi uğruna heves heves ağlasaydın. Keşke dünyaya İslamiyet'in yayılması için, İslam düşmanlarının tesirsiz kalması için ağlasaydın. Keşke okullar için değil dünyanın her yerine yayılan Kur'an sevdalılarına yardım için, hakikatlerin kabulüne, şehadet, salavat-ı şerife çoğalmasına Aysa asya, Avrupa, Avrupa, dünya dünya ağlasaydın; o ki ağlamayı becerdin bari işe yarasa idi. Keşke İsrail'in yaptığı çocuk katliamından dolayı helak olması için hüngür hüngür ağlasaydın. Keşke ırkçılığın beli bükülsün diye, anarşinin, PKK'nın beli kırılsın diye kararlı secdeden kalkmamacasına sarsıla sarsıla ağlasaydın…

Keşke 12 yılda devletin elde ettiği başarılar için, eskiye göre elde edilen kazanımlar için şükür gözyaşları döken olsaydın. Ve yönetenlerin daha başarılı olmaları için, hata yapmamaları için gözyaşları dökseydin…

Sen bir ağladın, İslam'a son darbe, ihtiras sahibi inananlardan oldu; gözyaşlarına samimiyetine inandırdığın Müslüman transa girdi, hatayı fark etmedi, kusuru görmedi, her yanlışı, bunda da bir hikmet vardır diye kutsadı... İyi niyetleri, sadakatleri, akan gözyaşlarına olan inancı, silaha çevirdin itimadımızdan vurdun, 17 Aralık'tan beri itimadımız kanıyor…

Son söz: Aldatan ağlama sahibini kirletir…