İnsan, sevdiğiyle beraberdir… Bu cümle, sıradan bir teselli değil; bir kader ilanıdır. Efendimiz (s.a.v.)’in o sarsıcı hadisi, sadece duygusal bir yakınlığı değil, ebedî bir akıbeti haber verir: “Kişi sevdiği ile beraberdir.” (Buhârî, Edeb 96)
Bugün kendimize sormamız gereken en hayati soru şudur: Biz kimi seviyoruz? Çünkü yarın onunla diriltileceğiz.
Dünya, hayranlıkların şekillendirdiği bir sahnedir. Kimi insanlar sanatçıların, kimi futbolcuların, kimi ideolojilerin, kimi de nefsinin peşine takılmıştır. Sosyal medya hesaplarında kimi takip ediyorsak, gönlümüzde de onu takip ediyoruz çoğu zaman. Dilimizde kimi övüyorsak, kalbimizde de ona yer açıyoruz. İşte bu yüzden bu hadis, sadece bir bilgi değil, bir uyarıdır: Hayranlık, sadece dünyayı değil, ahireti de belirler.
Kur’ân-ı Kerîm bu hakikati daha da çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer:
“O gün zalim kimse, ellerini ısırarak diyecek ki: ‘Keşke Peygamber’le birlikte bir yol tutsaydım! Yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim!’” (Furkan, 25/27-28)
Evet, yanlış hayranlıklar, yanlış dostluklar ve yanlış bağlılıklar… Hepsi bir gün pişmanlığa dönüşecek. Çünkü insan, sadece sevdiğiyle değil; özendiği, peşinden gittiği, hayatını benzettiği kim varsa onunla haşrolacaktır.
Bir başka ayette ise bu gerçek şöyle ifade edilir:
“Siz ve Allah’tan başka taptıklarınız cehennemin yakıtısınız.” (Enbiyâ, 21/98)
Bu ayet, sadece putlara tapanları değil; hayatını Allah’ın dışında anlamlandıran herkesi kapsayan bir ikazdır. Kimin izinden gidiyorsan, onunla birlikte olacaksın. Kimin sözünü hakikatin önüne koyuyorsan, onunla dirileceksin.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hakikati başka bir hadiste daha açık şekilde dile getirir:
“Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (Tirmizî, Zühd 45)
Bugün gençler, ekranlarda gördükleri hayatlara özeniyor. Bir futbolcunun attığı gole sevindiği kadar, bir mazlumun gözyaşına üzülmeyen kalpler çoğalıyor. Bir şarkıcının sözlerini ezbere bilen ama Kur’an’dan birkaç ayeti bile hatırlayamayan bir nesil yetişiyor. Peki böyle bir kalp, kıyamet günü kiminle beraber olacak?
Unutmayalım: Sevgi, sadece bir duygu değil; bir yöneliştir.
Sevdiğin gibi yaşarsın, yaşadığın gibi ölürsün ve öldüğün gibi diriltilirsin.
Ashab-ı kiramdan bir adam, Efendimiz’e gelerek şöyle sormuştu: “Kıyamet ne zaman?” Peygamberimiz ise ona şu soruyla karşılık verdi: “Onun için ne hazırladın?” Adam mahcup bir şekilde, “Çok amel hazırlamadım; ama Allah’ı ve Resulünü seviyorum” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) şu müjdeyi verdi:
“Sen sevdiğinle berabersin.”
İşte bu, umut kapısıdır. Amellerimiz eksik olabilir; ama sevgimiz doğruysa yönümüz doğrudur. Ancak bu sevgi kuru bir iddia değil, bir sadakat ister. Allah’ı seviyorsan, O’nun emirlerine uyarsın. Peygamber’i seviyorsan, onun sünnetine sarılırsın. Yoksa sevgi, sadece dilde kalan bir slogan olur.
Bugün kendimize açıkça soralım:
Kalbimizde kimler var?
Kimi örnek alıyoruz?
Kimin gibi olmak istiyoruz?
Çünkü yarın, bu soruların cevabı sadece bir düşünce olmayacak; bir hakikat olarak karşımıza çıkacak.
Öyleyse gelin, sevgimizi yeniden inşa edelim.
Hayranlıklarımızı gözden geçirelim.
Kalbimizi, bizi Allah’a yaklaştıracak isimlerle dolduralım.
Çünkü bu yolun sonunda ya pişmanlık var ya da ebedî vuslat…
Ve unutma:
Kiminle yürüyorsan, onunla dirileceksin.