
(Cumhuriyet, 22.10.1937, s. 1)
1930’lu senelerin “Kemalist Türnkiye”sinde, Komünist neşriyâtı furyası… “Totaliter Şef”, Türkiye’ye Materyalizmi o günlerde mayalamıştı…
***
“…Nazi propagandası aleyhinde vaki olan neşriyatımızdan dolayı siz neye telâş ediyorsunuz? Memleket ve rejim meselelerinde gayet hassas ve titiz olduğunuz halde, Alman propaganda nazırının Türkiyede Nazizmi yaymakta olduğunu ilân etmesi karşısında yalnız lâkayt kalmakla da iktifa etmiyerek onu müdafaaya geçişinizi anlamıyoruz. […]
“…Bizim bu titizliğimiz sizi neye sinirlendiriyor ve neye Almanya propaganda nazırının Türkiye işlerine müdahalesine karşı memleketin ve rejimin bir müdafii gibi ortaya atılmıyorsunuz? Neden bilâkis gazetenizin sütunlarına faşist ve Nazi propagandasına delâlet edecek yazıların girmesine göz kapıyorsunuz?
“İşte biz de burasını anlamıyoruz!” (“Biz telâş ediyoruz, doğru… Fakat siz niçin telâş ediyorsunuz?”, Tan, 19.10.1937, s. 5)
“Gazeteleri Yahûdi havrasına döndü… Bu yaygaradan maksadları, ötedenberi âlet oldukları Komünizm propagandasını gizlemekdir…”
Tan’ın Cumhuriyet’e Nazi propagandasına âlet olmak ithâmına, 20 Ekim 1937 târihli Cumhuriyet, Tan’cıları açıkça Komünizm propagandası yapmakla ithâm ederek cevâb verdi. Çift Yıldız imzâlı makâlenin hemen başında yer alan “Gazeteleri Yahudi havrasına döndü” şeklindeki cümle, ayrıca mânidârdı ve muârızlarının Yahûdi Milletine mensûbiyetini îmâ ediyordu. Makâlenin sondan ikinci paragrafı ise, bu husûsta çok daha sarîhdi: “Teşkilâtı esasiye kanununa nazaran hepsi Türktürler. İlh…” Kezâ, Sabiha Sertel hakkında: “Bu Bayanın yazılarında, memleket sevgisinden, memleket endişesinden eser yoktur.” Birinci sayfadan anons edilen ve üçüncü sayfada iki sütûn üzerinden “Propaganda yapan kimdir? Gürültünün içyüzünü meydana vuruyoruz! Bu yaygaradan maksadları, ötedenberi alet oldukları Komünizm propagandasını gizlemektir…” başlığıyle neşredilen makâle, muhtemelen Peyami Safa tarafından yazılmıştı ve Yalman ve Sertel’lerin (gizli) Yahûdi olmaları hasebiyle, milliyetciliklerinin göz boyama olduğuna dikkati çekiyordu:
“Artık ipin ucunu kaçırdılar; bir yaygaradır gidiyor. Gazeteleri Yahudi havrasına döndü. İrili ufaklı, kadınlı erkekli hepsi kaleme sarılmışlar, avaz avaz haykırıyorlar.
“Ağırbaşlı ve mutedil yazımızın karşısında biraz yola geleceklerini, kendilerini toplıyacaklarını sanıyorduk. Aldanmışız. Soğukkanlığımız âsablarını büsbütün gerdi, sinirlerini bozdu. Bize ayni itidalle makul cevablar verecek yerde, işi ipsiz sapsız iddialara döktüler. Dönüp dolaşıp lâfı şuraya getiriyorlar:
‘- Memlekette faşist propagandası var ve siz onlara avukatlık ediyorsunuz!’
“Buhran içinde çırpındıkları şundan belli ki bu iddia ve bu iftira ile, uzun zamandanberi örtmeğe çalıştıkları gizli maksadlarını meydana vurmuş oluyorlar. […]
“Kemalizmin hiçbir yabancı propaganda tarafından ürkütülemiyecek kadar kudretli ve sağlam olduğuna inanıyoruz. Yoksa sadece mevhum faşizm propagandacılarına karşı değil, ayni zamanda senelerdenberi sinsi bir şekilde içimizde çalışan teşkilâtlı, müseccel komünist yardakçılarına karşı da bayrak açardık. […]
“Yabancı propagandalara karşı hassas olduklarını iddia eden bu baylar ve bayanlar niçin komünizm propagandasını hesaba katmıyorlar?
“Niçin mi? Çünkü bizzat kendileri bu propagandaya âlet olmaktadırlar. Faşizme filân çatmak acemice bir taktikten başka birşey değildir: Halkı yabancı bir rejimden korkutmak suretile ona, davasını güttükleri başka bir yabancı rejimi sunmaya çalışmak.
“Bu Bayanın yazılarında, memleket sevgisinden, memleket endîşesinden eser yoktur”
“Tarihî maddiyecilik hakkında broşür tercüme eden Bayan Sabiha bunu ilim aşkile yaptığını söylüyor. Bu nasıl bir ilim aşkıdır ki Bayanın çıkardığı ve kitab olduğunu iddia ettiği bütün broşürler hep tarihî maddiyecilikten, Karl Marx’tan, Friedrich Engels’ten bahsetmektedir. Dünyada tarihî maddiyecilikten başka görüş zaviyesi, Marx’tan başka iktisad üstadı yok mudur? Acaba komünizm propagandası yaptığı için hükûmetçe kapatılan ve toplattırılan ‘Projektör’ mecmuasını da ayni ilim aşkile mi çıkarmıştır?
“İlme âşık olduğunu iddia eden Bayan, okuyucularından diğer ekonomik sistemleri niçin esirgiyor?
“Esirgiyor, çünki hem kendisi başka birşey bilmiyor ve hem de -eğer varsa- kendisini okuyanların başka birşey öğrenmelerine mâni olmak istiyor. Bu Bayanın yazılarında, memleket sevgisinden, memleket endişesinden eser yoktur. Onlarda göz boyayıcı cümleler arasında yalnız muayyen bir davanın avukatlığını gütmek gayesini ön plânda olarak görürsünüz. […]
“Teşkilâtı esasiye kanununa nazaran Türktürler”
“…Takib ettikleri politikanın mahiyetini ihsas ederek bunun doğru olmadığını hatırlatan ilk Türk gazetesi olduğumuz için dünkü yazısında fazla heyecana kapılmış görülüyor. Bu arada ağzından kaçırdığı bazı sözleri -buhran mahsulü olduklarını bildiğimiz için- burada tekrarlamak istemiyoruz.
“Sulh içinde, dev adımlarile yeni bir medeniyet yaratmak yolunda ilerliyen Atatürk Türkiyesinde lüzumsuz yere patırtı yapmamalarını tavsiye ettiğimizden dolayı üzerimize saldıranlara şimdilik yalnız şunu tavsiye etmek isteriz:
“Teşkilâtı esasiye kanununa nazaran hepsi Türktürler. Kanunun kendilerine bahşettiği bu haktan azamî şekilde istifade ederken, ona lâyık olmayı daima gözönünde bulundursunlar.
“Burası Almanya olmadığı gibi Patagonia da değildir. Burada adamlar propagandalarından korkulduğu için değil, millî ahengi bozdukları için cezalandırılırlar.” (Çift Yıldız -**-, “Propaganda yapan kimdir?”, Cumhuriyet, 20.10.1937, s. 3)
Yalman, Cumhuriyet’i “derebeylik” “İrticâ” ve “Faşistlikle” ithâm ediyor; Peyami Safa ise, bunun bir Komünist taktiği olduğunu ileri sürüyor
Her iki gazetenin 21 Ekim 1937 târihli nüshalarında, taarruz, karşılıklı olarak devâm ediyor: Tan’da Yalman, Cumhuriyet’i “derebeylik” ve “Faşistlikle” ithâm ederken, Cumhuriyet’de de Peyami Safa, Komünistlerin, kendilerinden olmıyan herkese “Faşist” yaftasını yapıştırdıklarını îzâh ediyor… Sabiha Sertel ise, “Faşizm aleyhinde yazmak nîçin Kommünistlik olsun” diye soruyor, “tehlike solda değil, sağdadır” diyor ve Faşizme karşı geniş cephe fikrini işliyor…
Yalman’ın birinci sayfada anons edilip beşinci sayfaya dercedilen makâlesinin başlığı, “Muhafazakârların ve mürtecilerin eski silâhı: Menfi hisleri kabartmak ve taşırmak, asıl davanın izini kaybettirmek…” şeklindedir. Ona göre, Cumhuriyet, “derebeyi” ve “Faşist” zihniyetiyle, şahıslara hücûm ederek asıl dâvâyı saptırmıya çalışmaktadır:
“Yeniçeriler, şirretlik etmek ve bir adamı susturmak istedikleri zaman (Dine sebbetti) diye yaygarayı basarlarmış. Türk gazeteleri arasında eskidenberi derebeylik iddialarında bulunan ‘Cumhuriyet’ gazetesi de tıpkı öyle yapıyor. […] ‘Cumhuriyet’ gazetesi, bu sayede ortalığı sise boğacağını, bir ecnebi propaganda nazırına avukatlık yolundaki, müdafaası çok güç hareketinin izini kaybettireceğini ümit ediyor.
“Bu gazeteye şunu hatırlatmak isteriz ki, Baba Tahir devrinde değiliz. İnkılâpçılığı, ana yasasının temellerinden biri mevkiine koyan Atatürk Türkiyesindeyiz. Muhafazakârlık, ecnebi düşmanlığı, ifrat cereyanlarını teşvik yolunda açmağa çalıştığı çığır, faşistliğin koyusudur. İnkılâp rejiminin açık ve berrak gayelerine tabantabana zıttır. […]
Yalman: Cumhuriyet, Faşist görmek istiyorsa aynaya baksın!
“Diğer bir sütununda çıkan bir yazıda da bizim çok tabiî bir millî hassasiyetle ortaya attığımız davayı yani bir ecnebi propaganda nazırına avukatlık etmek meselesini tamamile bir tarafa bırakarak bize komünistlik emelleri atfetmeğe uğraşıyor. Bu münakaşada aciz haline düşen bir derebeyinin diğer tarafa bir yafta yapıştırmağa çalışarak dava yerine dava sahibini çürütmeğe çalışması muhafazakârların ve mürtecilerin klasik usülüdür. […]
“ ‘Cumhuriyet’ gazetesi, ‘Memlekette faşistlik propagandası olsa biz derhal buna hücum ederdik’ diyor. Bu gazeteye tavsiyemiz, ayna karşısına geçmesi ve kendi kendini seyretmesidir. Görecektir ki, yazıları baştan aşağı faşist ölçü ve düşüncelerine uygundur. Eğer cidden faşistlikle mücadele etmek istiyorsa yapacağı şey ayna karşısında kendi kendisile çarpışmaktır. […]
“…Zıt tefsirler ve ‘Cumhuriyet’in derebeyi zihniyetine göre hiç bir müspet noktaya varamıyacak münakaşalarla vakit kaybetmektense, ‘Ulus’ arkadaşımızın başmuharriri Falih Rıfkı Atay’ı, asıl inkılâp gayelerini takip ederek ortalığı tenvir etmeğe davet ediyoruz. İlh…” (Ahmet Emin Yalman, “Muhafazakârların ve mürtecilerin eski silâhı: Menfi hisleri kabartmak ve taşırmak, asıl davanın izini kaybettirmek”, Tan, 21.10.1937, s. 5)