Kipmen'in Nâzım Hikmet'in kız kardeşi Samiye Yaltırım ile de dostluğu vardı ve onun hem Nâzım Hikmet'in doğum günleri vesîlesiyle verdiği kokteyllere, hem de Nâzım Hikmet'e Türk tâbiiyeti verilip kemiklerinin Türkiye'ye getirilmesi için yürüttüğü kampanyaya, eşi Leylâ Hanım'la berâber iştirâk̃ etmişti. (Cumhuriyet, 19.1.1988; Milliyet 17.1.1989; Kıymet Coşkun, Nâzım'ın Yurttaşlık Hakkı, İstanbul: Cem Ye., 1988)
Müessisleri arasında bulunduğu Elektrik Mühendisleri Odası'nın nâşiriefk̃ârı Elektrik Mühendisliği mecmûasının 1989'da kendisiyle yaptığı mülâkatta, uzun uzadıya, büyük hayrânlıkla Nâzım Hikmet'ten bahsediyor ve onun muhayyel bir portresini çiziyor. Kipmen'in “Nâzım Hikmet”i, bizim mâl̃ûmumuz olan, yânî şiirini Komünizm propagandasına vakfetmiş, Türkiye'de (1960'lı, 70'li senelerde, binlerce insanımızın hayâtına, milyonlarca insanımızın Îmânına mâl̃ olan, o zamândan beri de PKK belâsını bize ve kardeş milletlere musallat ederek can almıya, memleketleri harâb etmiye devâm eden) Komünist İhtilâl Hareketinin elebaşlarından olan, hem bu sıfatı, hem de Siyonist Âlemiyle sıkı bağları sebebiyle Türkiye'de ve dünyâda fazla fazla rekl̃am edilen, hapishâneden kurtuluşunu da mâhûd Ahmed Emin Yalman'ın başlattığı af kampanyasına borclu bulunan, nâmûs hissinden ve ahlâkî değerlerden mahrûm müptezel şahsıyet değildir! Hayâtını, -büyük bir kısmı Türkistanlı- on milyonlarca mazl̃ûmun kâtili totaliter bir rejimi Türkiye'ye de hâkim kılma mücâdelesiyle geçirmiş bu müseccel vatan hâini, General Seyfi Kipmen'in nazarında, İnsan Hakları Dâvâsı için mücâdele eden, Türk halkına âşık, barışçı, sevecen bir şâirdir! Bu tasvîri, elbette, kendisinin seciyesi hakkında da bir mîyârdır:
“Nâzım Hikmet, insan haklarına saygılıydı. Toplumun, ırk, milliyet farkı gözetmeden, millî bağımsızlığına, sosyal adalet, barış içinde yaşamak için savaşan toplumu, şiirlerinde övmüştür. [Bozuk cümle!] Ulusların millî bağımsızlığını över. Şairin Rusya'da Stalin'in zalim komünizmiyle bağdaşamadığı kanısındayım. Nâzım, kaba kuvvetten, zulümden hiçbir zaman yana olmamıştır. [Bozuk cümle!] O, idealist bir toplumcudur. Sermayenin sömürüsüne karşıdır. Devleti idare edenlerin, önder[lerin] korkularının nedeni, oligarşiye karşı olmasıdır.
“Nâzım, çok sevecen, sanat yaratılışlı bir şairdi. […]
“Nâzım, Türk diline, halkımıza ve yurdumuza tutkun[du], âşıktı. Büyük hasret çekerek öldüğü, vasıyetlerinden de anlaşılıyor. O, Türk şiirini Dünya'ya yaydı. Bu hizmeti inkâr edilemez. […]
“Yurdumuzda kalabilmiş olsaydı, dilimize, şiirimize çok büyük hizmeti ve katkısı olacağına inanmaktayım.”
Aynı mülâkatta, Komünist İdeol̃ojinin, Türkiye'de, Kemalizmin müsâmahası altında serpilip geliştiğine dâir ipucları da var:
“Nâzım ve arkadaşları, her 1 Mayıs'ta polis tarafından toplanırlar, baskı olurdu; ama fikir bakımından, edebiyat ve sanat bakımından daha rahat günler geçirdik. Çünkü Atatürk vardı. […] Atatürk'ün zamanında bu memleket fikir ve sanat bakımından rahat günler yaşadı. Maalesef geriye gidiyoruz biz…”
Bu zihniyet ve şahsıyette olan General Kipmen, bekleneceği üzere, mülâkatını, “İrticâ tehlikesi”ne dikkati çekerek bitiriyor:
“Özellikle irtica büyük bir tehlikedir bugün. Atatürk, bu konuda çok titiz davranmıştır.” (Elektrik Mühendisliği, “Seyfi Kipmen'in Anısına”, 1993/1, sayı: 391, ss. 47-54)
(Milliyet, 17.1.1989, s. 9)
Nâzım Hikmet'in kız kardeşi Samiye Yaltırım ve General̃ Yüksek Elektrik Mühendisi Seyfi Kipmen… Ayrıca, arkadaşının 87. doğum günü kokteyline iştirâk̃ eden Kipmen’le yapılmış kısa mülâkat…
***
Bu mülâkatından da anlaşılacağı vechiyle, Seyfi Kipmen, Cemâatinin bütün ferdleri gibi, katı bir Kemalistti ve bütün Türk genclerinin Kemalizmin mü'minleri olarak yetiştirilmesini istiyordu. (Tabiî, Târihî Materyalizmi de reddetmiyen bir Kemalizm!) Bu çerçevede, 1977'de tertîb edilen “Atatürk'ün Büyük Söylevi'nin 50. Yılı Semineri”nde gencliğe k̃âfî derecede Kemalizmin “aşılanamadığından”, gencliğin Mustafa Kemâl'den ziyâde Mao'yle, Lenin'le alâkadâr olmasından yakınmış ve “bu, bizim neslin kabahatidir” demişti. (Uluğ İğdemir; Atatürk'ün Büyük Söylevi'nin 50. Yılı Semineri: Bildiriler ve Tartışmalar, Ankara: T. Tarih kurumu Yl., 1980, s. 257; M. K. Kaynar ve G. Ak, “Radikal Kemalistler ve Mustafa Kemal: Bir Çelişki Analizi”, SOBİDER; Sosyal Bilimler Dergisi, yıl: 4, sayı: 10, Mart 2017, ss. 253-270'den naklen) (Mustafa Kemâl’in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi; Yeni Söz, 24.11.2018/66)
Org. Ali Fuad Erden’le akrabâ üç güzîde âile daha: Bükey / Derviş’ler, Yönder’ler, Edin’ler ve Bezmen’ler
Yukarıda, Paşazâde Zübeyde Râsime Hanım’ın, ilk evliliğini, “Tümgeneral” (Ferîk-i Sânî) rütbesiyle tekâüde ayrılan Cemal Derviş Bükey’le yaptığını, bu evlilikden doğan Leylâ Bükey’in (ki Dr. Esad Durusoy’un üvey kızıydı) aynı Cemâatten General̃ Yüksek Elektrik Mühendisi Seyfi Kipmen’le evlendiğini, bu evlilikden iki oğul (Ömer ve Orhan Kipmen) dünyâya geldiğini kaydetmiştik. Biraz yukarıda da bir nebze Seyfi Kipmen’i tanıtmıya çalıştık. Şimdi, bir nebze de Bükey / Derviş âilesinden bahsedelim.
(https://www.msb.gov.tr/DevletBuyuklerimizDetay/ahmet-dervis) (7.9.2026)
Selânikli bir başka “Derviş”: Korgeneral Ahmet Derviş (Selânik, 1886 – İstanbul, 17.1.1932, 1988’de Devlet Mezarlığı’na nakledildi)… 1930 – 1931 senelerinde, Millî Müdâfaa Vekâleti Müsteşârı ve vefâtında, Askerî Temyîz Mahkemesi Âzâsı idi… (Hakkında bir kaynak: Arif Ulubey; https://www.facebook.com/groups/haberingunesi/posts/1473784384310075/; 7.9.2026)
***
Bükey’ler / Derviş’ler
Burada bahis mevzûu olan, Sabiha Sertel’in âilesi olan Derviş’ler (Deriş’ler) değil, “Tümgeneral̃” Cemâl Bükey’in âilesi olan Derviş’lerdir.
Leylâ Kipmen'in babası olan Tümgeneral Cemal Derviş Bükey'in sülâlesi, Vezîr-i Âzam Halîl Hâmid Paşa'ya (1736 - 1785) çıkıyor. (Fransız araştırmacısı Olivier Bouquet, Cemâl Paşa'nın kardeşi, iş adamı ve Halîl Hâmid Paşa Vakfı Mütevellîsi Celâlettin Derviş Bükey'de bulunan şecerelere istinâden, Derviş sülâlesi hakkında, ictimâiyât nokta-i nazarından, mufassal bir makale têlîf etmiştir: “Généalogies impériales en République: le cas de la Turquie”, Revue d'Histoire Moderne et Contemporaine, Éd. Belin, 2011/2, No 58-2, pp. 148-178)
“Tümgeneral” Cemal Derviş Bükey'in babası, Halîl Hâmid Paşa ahfâdından ve “1907'de ölen Yozgat Kumandanı” (Vatan, 2.12.2005) Mirlivâ Derviş Paşa idi. Celâlettîn Derviş Bükey'in vefât îlânından (Milliyet, 19.9.1981, s. 12) öğrendiğimize nazaran, Derviş Paşa, “Yanyalı eşrâfından Aslan Paşa ahfâdından Aslıdil Hanım” ile izdivâc yapmıştı. Bu izdivâcdan, ikisi kız yedi çocuk dünyâya geliyor:
- Tıb Prof. Dr. Âsaf Derviş Bükey Paşa (1868 - 1928): Vâli Halîl İbrâhim Paşa'nın kızı Vedîa Hanım'la (ö. 16.2.1957) evlenmiş ve ondan iki çocuğu olmuş: Fahrünnisâ Hanım ve Kerîm Bükey. Fahrünnisâ Hanım, diplomat Bedri Rahmi Şaman (bir ara Brezilya Maslâhatgüzârı) ile ve kızları Leylâ Hanım da, Dr. Mansur Pekdeğer ile evleniyor. Kerîm Bükey'in evliliği ise, Tirâje Bertüren'le ve oğulları, otomobil yarışçısı Demir Bükey (d. 1942)… Eyüp Belediyesi'nin Sitesinde verilen bilgiye nazaran, Paşa'nın 1926'da vefât eden Fatma İsmet isminde bir kızı daha varmış. (https://www.eyupsultan.bel.tr/tr/main/pages/asaf-dervis-pasa/1180; 29.10.2018)
Âsaf Derviş Paşa, ilk İttihâdcı Komitacılardan… (Yine Eyüp Belediyesi'nin Sitesinden)