Pamir Bezmen: “Ben genlerimdeki Giritliliği hep hissederim. Selanikliliği de.” diyor… Ve bu “burjuva âilesi”, bir Nâzım Hikmet hayrânı!

“Pamir Bezmen’in ‘Ben genlerimdeki Giritliliği hep hissederim. Selanikliliği de. Hele Ege kıyılarında karımla oturup, balık, zeytinyağlı otlar, radikalar, stamnagatiler eşliğinde rakı ve ouzo içerken bu özlemim daha da artar.’ diye vurguladığı köklerinin lezzetleri söz konusu olduğunda giderek muhteşem bir aşçı olan Nermin Hanım’dan en sevdiği yemeklerden birinin domates ve yumurtayla yapılan Selanik Dolması olduğunu öğreniyoruz. Pazar sofralarında, fava, zeytinyağlı Ege otları, Nermin Hanım’ın dede tarafından gelen havyar blini, tuzlu sardalya ve Pamir Bey tarafından demlendirilmiş rakı ya da sarı votka bulunuyor. Mumlarla aydınlatılmış masa dostlarla paylaşılıyor. Danslar ediliyor, şiirler okunuyor. Şiirler genellikle Nazım Hikmet’ten, okuyansa kendisi de şair olan Nermin Hanım.

“Nermin Bezmen’in ard arda yayımlanan kitapları, bestseller olur. Resim sergileri açar. Minyatürden, suluboyaya, özgün baskıdan, restorasyona uzanan geniş birikimini yansıtan resimleri her zaman alıcı bulur. Kurt Seyt&Shura’yı bu kez de Romanyalı ninesi Murka’nın hikayesi izler. Chronicle Dergisi’ndeki ‘Zihnimin Kanatları’ köşesinde düzenli olarak okurlarıyla buluşur. Yazarın, önümüzdeki günlerde basılacak olan son romanı merakla bekleniyor.

“Âilenin değerlerine sâhib çıkıyorlar”

“Çiftin ‘en önemli servetimiz’ diye nitelediği 200 yıllık bir kütüphaneleri var. Edebiyat ve tarih ağırlıklı kütüphanede Türkiye’deki birkaç tam koleksiyondan biri Servet-i Fünun koleksiyonu mücevher gibi özenle saklanıyor. On bini aşkın kitabın bulunduğu bu değerli koleksiyonda Girit, Selanik, Balkanlar ve Kafkasya’ya ait zengin bir arşiv söz konusu.

“Kitapların yanı sıra tarihi evraklar ve kayıtlar da büyük bir alan oluşturmuş. Ailenin değerlerine sahip çıkılmış. Pamir Bey’in çok genç yaşından itibaren biriktirmeye başladığı yazılı kaynaklar, ailenin, uzak ve yakın çevrenin mektupları, kartları evraklarıyla çoğalıp, zenginleşmiş. Dünyada her nereye gidilirse sahaflara, antika kitapçılara girilip saatler geçirilmiş.

“Derlemeye çalıştığı Girit ve Selanik tarihi ile ilgili bir triloji üzerinde çalışırken Nikos’un ‘Lavanta Lavanta’ romanıyla tanışır. Girit’teki çok kültürlülüğü konu edinen bu kitabı Türkçeye kazandırır. Baba tarafı İstanbullu, ana tarafı Giritli olan yazar Nikos Stavrolakis’le Pamir Bezmen arasında güzel bir dostluk başlar.

“Hanya’daki -restore edilen- Etz Hayyim Sinagogu’nun açılışına Bezmen’ler de katıldı”

“Nikos aracılığıyla 1944 yılından itibaren bir ören olan Hanya’daki Etz Hayyim Sinagogu restore edilir. ‘Dünyanın Korunması Gereken 100 Tarihsel Anıtı’ kapsamındaki sinagogun 1999’ daki açılışına dünyanın çeşitli kurum ve kuruluşlarından üç yüzü aşkın konuk katılır. Açılışa Bezmen çifti de davetlidir. […]

“Hitler, Sütlüce’de Yahûdi fırınlarını kurmak istiyor” imiş!

“II. Dünya Savaşı yıllarına, İstanbul’da ki 265 tramvayın yakıt tasarrufu nedeniyle 135’e indirildiği yıllardayız. Hitler Sütlüce’de ‘Yahudi fırınları’nı kurmak istiyor.

“Aynı yıllarda, ‘Belki de bu anlatacaklarımı görmedim, sanırım ertesi günü duydum’ diye anlatıyor köşesinde, Pamir Bezmen. Sonradan çok tartışılacak ‘Varlık Vergisi’nin sıcak günlerine gidiyor. [Röportajın devâmında, Pamir Bezmen, “Varlık Vergisi”ni tenk̆îd ediyor…]

“Ayrı kökenlerden gelip, İstanbul’un aynası kültür mozayığını yansıtan, bir çatı altında birleştirip zenginleştiren, hayatı tüm incelikleriyle, aşkla paylaşan ev sahiplerinden Pamir Bezmen’i geçtiğimiz aylarda kaybettik. İlh… (A. Handan Yalvaç Kaplan, 29.7.2011;

https://handanyalvac.wordpress.com/2011/07/29/pamir-bezmen-biyografi/; 5.11.2018)

Org. Ali Fuad Erden’in Tandoğan soy adlı amcazâdeleri

Org. Ali Fuad Erden’in Abdurrahmân Âsım Amcasının Sadberk Hanım’la izdivâcından iki oğlunun dünyâya geldiğini yukarıda kaydetmiştik: Nevzat ve Fahri Tandoğan… Bunlardan hâssaten birincisi, “Kemalist Türkiye”ye damgasını basan şahsıyetlerden biridir.

Nevzat Tandoğan (İstanbul, 1894 - Ankara, 9.7.1946, intihâr), “Ebedî” ve “Millî Şefler”in kendisine pek geniş selâhiyet vererek Ankara'nın idâresini teslîm ettikleri bir Vâli ve Belediye Reîsi idi. 1929 ilâ 1946 senelerinde bu iki sıfatla idâre ettiği Ankara'nın târihine, müstebid, zâlim, halk düşmanı bir idâreci olarak geçti… Vâkıa, bu hâl̃, belkemiğini Sabataî ve Masonların teşkîl ettiği Kemalist kadroların zâten umûmî vasf-ı mümeyyizi idi…

Bekleneceği üzere ve Kemalist öncü kadroların büyük kısmı gibi, bir Farmasondu. Necat Locası'nda tekrîs edilmişti. Bununla da kalmamış, 1934'te, kendisine 33. derece tevcîh edilmişti. (Kemalettin Apak, Ana Çizgilerile Türkiyedeki Masonluk Tarihi, İstanbul, 1958, s. 60. TBMM Reîsi General Kâzım Özalp’ın 33. Dereceye terfî’ târihi ise, 1931’dir -aynı eser, s. 59-.)

Tunaşar’ın dahi makâlesinde belirtme ihtiyâcı duyduğu gibi, İki Şef’in Ankara Vâlisi ve Belediye Reîsi Nevzat Tandoğan, müstebid idâresine pek yakışan “Memlekete Komünizm lâzımsa, onu da biz getiririz!” sözüyle de meşhûrdur…

***

Müstebid Vâli ve Belediye Reîsi Nevzat Tandoğan'ın kardeşi Fahri Tandoğan’ın ise, vefât îlânında, vefât ettiği 14.4.1965 târihinde, “T. C. Merkez Bankası İstişare Kurulu Üyesi” olduğu görülüyor:

“Merhum Müderriszâde [?] Abdurrahman Asım Bey ve merhume Sadberk hanımefendinin oğulları, merhume Melek Tandoğan’ın eşi, Profesör Dr. Halûk Tandoğan ve Perihan Tandoğan’ın sevgili babaları, eski Ankara Valisi merhum Nevzat Tandoğan’ın kardeşi, Lâle ve Reha Tandoğan’ın biricik dedeleri, merhum Doktor Salâhi [Selâhi] Durusoy, merhum Orgeneral Ali Fuad Erden, Emîn Âli Durusoy ve Doktor Esat Durusoy’un yeğenleri [amcazâdeleri], Haldun ve Ahmet Tandoğan ile Fitnat Şahinbaş, Melek Karayalçın, Doktor Fikret Durusoy ve Aylâ Ökmen’in amcaları, T.C. Merkez Bankası İstişare Kurulu Üyesi FAHRİ TANDOĞAN, 14 Nisan 1965 günü Hakkın rahmetine kavuşmuştur. 16 Nisan günü Ankara’da Hacıbayram camiinde Cuma namazını müteakip duası yapılarak ebedî istirahatgâhına tevdi edilecektir. Âilesi.” (Milliyet, 26.4.1965, s. 2)

(Akşam, 18.6.1934, s. 1)

Orgeneral Ali Fuad Erden'in amcazâdesi, 33 Dereceli Famason Nevzat Tandoğan, “Ebedî” ve “Millî Şefler”in kendisine pek geniş selâhiyet vererek Ankara'nın idâresini teslîm ettikleri bir Vâli ve Belediye Reîsi idi. Resimde, sâir Kemalist “ek̃âbir”le berâber, 17 Haziran 1934’te, Ankara'yı ziyâreti esnâsında Rızâ Şâh Pehlevî'yi istik̆bâl̃ merâsiminde görülüyor… Resimde, ön sıradaki zevât: (33 Dereceli Farmason) Nevzat Tandoğan (resmin solunda, smokinli, gözlüklü), Rızâ Şâh Pehlevî (ortada, selâm veren), (ömrünün sonuna kadar -27 Eylûl 1907’de intisâb ettiği- Macedonia Risorta Locası’na sâdık kalan) “Mutlak Şef”, (yine 33 Dereceli Farmason) TBMM Reîsi General̃ Kâzım Özalp (resmin sağında)…