Dünya, pırıltılı sahnelere, sahte gülümsemelere ve şık elbiselere odaklanmışken; biz de kendi "Oscar" törenimizi yapalım dedik. Ama bizim sahnemizde spot ışıkları değil, patlayan bombaların aydınlığı; kırmızı halımızda ise kadife değil, masumların kanı var. Gelin, bu "insanlık dramının" başrol oyuncularına ve perde arkasındaki gerçek sahiplerine hak ettikleri ödülleri takdim edelim:
En Zalim ve Merhametsiz Erkek Oyuncu: Sahne ışıklarını hiç bırakmayan, kibri vicdanının önüne geçmiş iki isim: Donald Trump ve Binyamin Netanyahu. Bu "kanlı" ödülü, sergiledikleri üstün acımasızlık performansı nedeniyle paylaşıyorlar.
En Alçak ve Şirret Kadın Oyuncu: Bu ödülün iki sahibi var. Biri, İsrail ziyareti sırasında ölüm kusan top mermilerinin üzerine utanmadan, sıkılmadan "Hepsini bitirin" notunu düşen ABD’li diplomat Nikki Haley. Diğeri ise Gazze’ye gidecek bir lokma ekmeğe, yapılacak her türlü ateşkese ve insani çözüme kabine içinden en sert barikatı kuran Orit Strock. Bu gözü dönmüş iki kadın, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarında yerlerini aldılar.
En Alçak Film: Amerika ve İsrail'in senaryosu hep aynı, sadece mekanlar değişiyor. Dün "demokrasi götüreceğiz" yalanıyla Irak’ta milyonlarca Müslümanı katleden, bugün ise "nükleer silah" ve "enerji güvenliği" bahaneleriyle İran’ın ve bölgenin tepesine bomba yağdıran küresel sömürü düzeni... Petrol için dökülen her damla kan, bu filmin en iğrenç sahnesidir.
En Aşağılık Yönetmen: Kamera arkasında durup dünyayı kaosa sürükleyen, kuklaların iplerini elinde tutan tek bir el var: Siyonizm.
En "Osuruktan" Şarkı: Notaları zulümle, güftesi işgalle yazılmış o meşhur nakarat: Arz-ı Mevud.
En Ruhsuz Müzik: İçinde bir damla insanlık, bir nebze vicdan barındırmayan İsrail Milli Marşı.
En Aldatıcı Kurgu: Her türlü zulmü örtbas etmek için kullanılan o meşhur zırh: Antisemitizm.
En Pespaye Görsel Efekt: Hakikati tersyüz eden, katili kurban gibi gösteren taraflı sosyal medya algıları.
En Aldatıcı Kostüm: Üzerlerine geçirdikleri o "medeni" maskeler! Güya bilim, güya hukuk, güya uluslararası insani yardım örgütleri... İçerisi çöp dağları gibi yığılmış bir enkaz, dışarısı ise göz boyayan bir sahtelik.
Yardımcı Oyuncular: Bu kirli yapının figüranları ve vicdanını satmış, ruhu bozuklar sürüsü... Listeyi uzatmak mümkün ama kalemim daha fazla kirlenmesin istedim. Gerisini siz, sızlayan vicdanlarınızla tamamlayın.
Bu ödül töreninde kazanan yok; kaybeden sadece insanlık ve vicdan.
Fakat biz Müslümanlar için bu tablo, sadece bir seyir malzemesi olamaz. Rabbimiz bizi uyanık olmaya, zalimi tanımaya ve oyunlarını bozmaya çağırıyor:
"Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle belireceği bir güne erteliyor." (İbrâhim Suresi, 42. Ayet)
Bu dehşetli sahnelere "figüran" olmamak, zulmün "seyircisi" kalmamak için feraset sahibi olmalıyız. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şu uyarısı kulağımızda küpe olmalı:
"Mümin, bir delikten iki defa ısırılmaz." (Buhârî, Edeb 83; Müslim, Zühd 63)
Batı'nın "medeniyet maskesi" altındaki canavarlığını, barış söylemleri altındaki savaş hazırlıklarını görmek ve tedbirimizi ona göre almak zorundayız. Uyuyanın üzerine karlar yağar; uyanık kalalım ki, bu kanlı senaryoların kurbanı olmayalım.