Sakın ha! Ayet bize böyle sesleniyor: “Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! O sadece onların işini bir güne erteliyor ki, o gün gözler dehşetten dışarı fırlamış…”

Bu ilahi uyarı, tarihin her dönemindeki zalimlere olduğu gibi bugün Gazze’nin üzerine bomba yağdıran terörist İsrail’e de yöneltilmiş apaçık bir hitaptır.

Gazze…

Her gün biraz daha kararan ama her şafakta yeniden direnen o mübarek şehir…

Yeryüzünün en ağır kuşatmasını yaşarken bile teslim olmadı. Çocukları açlıktan titrerken bile “Hasbunallahu ve ni’me’l vekîl” demekten vazgeçmedi.

İşte zalimleri en çok rahatsız eden de buydu: teslim olmamak!

Bugün terörist İsrail, gücün kendisine ebedî bir iktidar sağlayacağını zannediyor. Bombalarla, ambargolarla, işkencelerle, açlıkla, susuzlukla, karartmalarla bir halkı yok edebileceğini sanıyor.

Ama bilmezler ki, haksız güç sadece ertelenmiş bir çöküştür.

Tarihte hangi zalim ayakta kalabildi?

Firavun mu? Nemrud mu? Karun mu?

Hepsi aynı yanılgıya düştü:

Gücün, zulmü koruyacağını sandılar. Oysa güç, zulmün altına konmuş bir mayındır; zamanı geldiğinde patlar ve ilk zalimin kendisini yok eder.

İsrail bugün bombalarla bir coğrafyayı susturduğunu düşünüyor. Oysa her yıkılan ev, her parçalanan beden, her yetim kalan çocuk, her yanan mescit, semaya yükselip zalimin karşısına birer şahit olarak dikilecektir.

Ve unutmasınlar: Mazlumun ahı, arşı titretir.

Ayet, bize bir hakikati hatırlatıyor:

Allah, zalimlerin yaptıklarını erteler; ama asla unutmaz.

Adalet gecikir, fakat mutlaka gelir.

Zulüm yürür, fakat asla sonsuza kadar yürümez.

Hesap kitabın görüleceği gün gelince; bugünün gülümseyen cellatlarının yüzünden kan çekilecek, gözleri o korkudan dışarı fırlayacaktır.

Gazze’nin çocukları bugün susuyor gibi görünüyor ama onların çığlığı varlığın kalbine kazınıyor. Annelerin gözyaşları bugün toprağa düşüyor gibi duruyor ama o yaşlar, zalimin tahtını çürüten gizli bir asittir.

Bugün İsrail kendisini dokunulmaz sanıyor ama güneş altında hiçbir zalim gölge kadar bile güvenli değildir.

Ve ey ümmet…

Sessizliğimiz, zalimin cesaretidir.

Dağınıklığımız, mazlumun yarasıdır.

Ama bilmeliyiz ki Allah, mazlumu asla sahipsiz bırakmaz. Er ya da geç adalet iner. Er ya da geç hak yerini bulur. Er ya da geç zulüm kendini bitirir.

Son söz:

Gazze’nin ahı vardır.

Ayetin vaadi vardır.

Ve zalim İsrail’in işlediği her suçun bir karşılığı mutlaka olacaktır.

Çünkü bu dünyanın tüm adaletsizliklerine rağmen gökyüzünde bir mahkeme hâlâ kuruludur…

Ve O Mahkeme’nin sahibi asla unutmaz.