Suriye tarihinin acı sayfalarını kapatıp yepyeni, beyaz bir defter açtığı nadir anlardan geçiyoruz. Yıllardır acının, yorgunluğun ve gri bulutların eksik olmadığı kadim topraklar, şimdi tarihin akışını değiştiren yepyeni bir solukla uyanıyor. Hayatın kendi direnci, her kışın ardından gelen o mutlak bahar gibi, Suriye’de de yaralarını sarmaya ve yeniden filizlenmeye başladı.

Artık o eski ağır havanın yerini, diplomatik masalarda kurulan köprülerin ve Körfez’den esen ılık yatırım rüzgârlarının getirdiği bir ferahlık alıyor. Aralık 2024’ten bu yana atılan adımlar, uluslararası yaptırımların kalkmasıyla birlikte ekonomide de çarkların yeniden dönmesini sağladı. 20 milyar dolarlardan devralınan o yorgun ekonomik parantez, bugün 50 milyar dolarlık hedeflerle, Tartus limanlarından dalga dalga dünyaya açılan lojistik hamlelerle nefes alıyor. Yıllardır yolları gözlenen o dönüş kervanları, milyonlarca insanın evine ve yurduna kavuşmasının müjdesini veriyor; evet, yollar uzun ve sarp ama umut her zamankinden daha taze.

Sadece ticaret ve ekonomi mi? Askeri ve siyasi denklemlerde de kılıçların kınına girip ortak bir çatı altında birleştiği, kuzeydoğudan güneye kadar uzlaşma rüzgârlarının estiği bir dönem yazılıyor. Parçalanmışlığın yerini tek bir irade, iç istikrara odaklanan dengeli bir akıl alıyor. Elbette çöl kıyılarında kalan son hücresel gölgeler ya da dışarıdan gelen haksız baskılar var; ancak halkın o omuzlarındaki tonlarca yük hafifliyor, zihinlerdeki ve sokaklardaki o karanlık tül yavaş yavaş kalkıyor.

İşte tam da bu yüzden, komşu coğrafyada esen bu barış ve yeniden inşâ rüzgârı insana ilham veriyor. Bazen rüzgârın yönünü değiştirmek elinizde değildir ama yelkenleri ona göre açmak, yarınlara umutla bakmak hep mümkündür. Bırakın bugün rüzgâr biraz da bu topraklardan, o özlenen ferahlıktan yana essin; çünkü her coğrafya en çok huzuru hak eder.

Komşumuz- kardeşlerimiz iyi ise, biz de iyiyiz demektir. İnşallah daha da iyi olur…Vesselam ..