0

İnsanlara zorla bir şey yaptıramazsınız. Yapsalar bile, isteksiz olunca kıymet-i harbiyesi kalmaz. Zorla saygı bekle, zorla anılmak iste, karşılığı ise korkarak, ya da başıma bela olmasın nevinden, "haram zıkkım olsun bu göstereceğim saygı" dercesine baştan savmaktır… Yüz yıldır bu millete zorla sevmeği - saymayı öğrettiler... Yüreklerin uyanıklığı, insanların uyanıklığından daha fazladır, kimi seveceğini çok iyi bilir. Kişi yapmacık sevse bile asla yürek kabul etmez.

Gerçeği sevmeğe bastırılmış duygular, 15 Temmuz'dan beri gerçek sevgi için depreşti... Sakat şeyleri sevmeğe zorlamak yürekleri yeter deme noktasına getirdi. Şimdi gerçek şeylere muhabbet derinleşiyor; Allah, peygamber vatan, namus ve bayrak… Bir asra yakındır, derin dondurucuya konulmuş yürekler, yüksek derece eksileri çıldırtacak bir imanla ve vatan aşkıyla ortaya çıktı. Soğuk libasını parçalayıp attı. Şimdi sımsıcaklığa bürünmüş; Allah için kıyamda, vatan için nöbette, hak ve hakikat arayışında ve kavuşmada…

Sevgi ve nefret imanın kontrolünden çıktımı kendi başına buyruk olur. İman devreye girdimi vicdan ve muhakeme bir protokol hazırlar. Allah, Kur'an ve Peygamber sevgisi esas alınarak, Müslüman, kimi nasıl ve hangi değerde seveceğini bilir. Bütün sevdikleri bu üç esasa yakınlığı ve millete yaptığı hayırlı hizmete göre değerlendirilir.

15 Temmuz diriliş destanı, üç önemli esasın peşine en sevilmesi gerekenin vatan olduğunu milletimiz dünyaya gösterdi... İmanlı ve dünyayı layemut zannetmeyen asıl ebedi hayata iman etmiş insanlar canını hiçe sayarak, bedenini tanklara siper ederek en başta İslam alemine ibretlik bir ders verdi. Herkes elindeki imkanla cansiperane ezan için, bayrak için gayret sarf etti… 12 saat süren, iman ve cesaret muharebesinde, şahadet şerbetini içenlerin vatan sevgisine imrenen milyonlar, vatan için ne yapabilirim tatlı telaşına düştüler… Meydanlarda tutulan nöbetler, kılınan namazlar, okunan Kur'an'lar, heyecan ve gözyaşlarına karışan dualar…

Bütün şehirlerde olduğu gibi İzmir'de de ezan için, bayrak için iftihar vesilesi olan tablolar, güzel anılar yaşandı… Birisini sizinle paylaşmak isterim.

İzmir Çankaya'da gazete bayisi işleten Navruz Köse kardeşimiz, muhasebeci arkadaşı Adnan bey ile birlikte vatanın ve Cumhurbaşkanımızın kurtuluşuna şükür mahiyetinde, meşhur olan İzmir lokmasını döktürüyorlar… Duyunca gittim. Ayaküstü muhabbet ettik… Sevinçle gözleri parlayarak anlatıyor: "15 Temmuz ihanet girişiminden ülkemiz Allah'ın yardımı ile kurtuldu. Bu büyük tehlikeden kıl payı kurtulduğumuz için ve Mevla bize cumhurbaşkanımızı bağışladığı için, böyle bir hayır yapmayı düşündüm… Allah kabul etsin inşallah"

Dedik ya; karaman ve imanlı insanlarımız, kimi seveceğini çok iyi biliyor… Vatan için, kimi şehit oldu, kimi gazi… Sadaka veren, oruç tutan, hatim indirenler ve birde böyle vatansever düşünceler ile hayırda bulunanlar ve dökülen lokma... 2. dalgayı düşünenler milletimizin bu civanmertliğini unutmasınlar; kanda dökerler, lokmada dökerler... Vatansız Allaha kulluğun tehlikeye gireceğini bilenler, her şeyi göze almış durumdalar…

Evet, darbenin ikinci dalgasını düşünenler bilsinler ki: Kahraman milletimizin dalgası hiç değişmedi; hala vatan için ölmeye hazırlar… Bu millet, vatanı, susmayacak bir ezan ve Allah'a kulluk için istiyor…