Dünya halklarının emdiği sütü burnundan getiren bir avuç azınlık, Amerika ve İsrail eliyle istedikleri ülkeleri bombalama hakkını kendinde görebiliyor. Bunu da hukuk tanımadan, insanlık değerlerini hiçe sayarak yapıyor.

Böyle zamanlarda da kim mazlumun yanında, kim zalimin yanında hemen belli oluyor. Özellikle Türk medyası bu süreçte kötü bir sınav veriyor.

İran’a hukuksuzca saldıran Amerika ve İsrail’in işini yarayacak türden haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Bereket versin Milat ve Ulusal gibi basın yayın organları hakkı, hukuku, adaleti ve vicdanı gözeten yayınlar yapıyor.

Amerika pervasızca İran’a saldırırken hala tarafsızlık vurgusu yapan ve İran’ı kötüleyen paylaşımların yapılması da ayrıca hazin bir durum.

Netanyahu, “İran sonrası yönümüzü Sünni dünyaya çevireceğiz ve eksenimizi genişleteceğiz” açıklaması yapmış olmasına rağmen hala İsrail’in işine gelecek türden haber ve yorumların yapılıyor olması ancak ihanetle izah edilebilir.

Bu topraklar yıllardır emperyalist ülkelerin tehdidi altındadır. Çok kan akıttılar. Çok masum insanın canına kıydılar. Binalarımızı tepemize yıktılar. Ekonomimizi, eğitimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi darmadağın ettiler.

Tüm bunlar olurken, kimsenin ne olduğuna bakmadılar. Arap-Türk, Şii-Sünni, Laik-İslamcı ayrımı yapmadılar.

Kısacası emperyalizm senin Sünni, Şii, Alevi, laik, ilerici, İslamcı vs olmanla ilgilenmiyor sevgili dostum.

Yani sen bir Şii, Sünni, laik ya da İslamcı olarak Amerika’nın, İsrail’in, Rothschildlerin ya da Rockefeller ailesinin umurunda değilsin.

Senin hangi partiyi ya da futbol takımını tuttuğunla da ilgilenmiyorlar. Onlar seni sömürülecek birer nesne olarak görüyor.

Halklar satın alınmış itaatkâr yöneticilerin güdümünde inim inim inlerken, kendi aralarında mezhep ve ideoloji kavgası yaparken emperyalistler ne kadar servetimiz varsa el koydular.

Bakınız, son 300 yıldır yıldır coğrafyamızı kan ve gözyaşı ile sulayan küresel emperyalist çetenin dünyasında inanın hepimiz biriz. Yani saldırı hepimize yönelik.

Bir türlü duru bir zihinle neler olup bittiğini akıl edemedik. Birlik çağrısı yapanlar ya İrancı, Rusçu olarak yaftalandı ya da hayalcilikle…

Oysa içinde yaşadığımız yüzyılda en büyük başkaldırı “birlik” olmaktır. Birlik ve beraberliğin emeryalizme karşı bir meydan okuma olduğunu artık anlamalıyız. Eğer bunu yapamazsak bizi dağıtacaklar…

Siz ilk günde İran’da şehit edilen liderleri büyük bir zevkle manşetinize taşırsanız, Amerikan’ın kulu kölesi olmuş, duyarsız, tarihsiz, bilinçsiz bir avuç İranlının eğlencelerini servis ederseniz nasıl çıkacağız biz bu işin içinden.

Yas tutan İranlıları değil de eğlence tertipleyen İranlıları öne çıkarırsanız coğrafyamızda birliği, dirliği nasıl tesis edeceğiz?

Kim ne derse desin, ABD, lojistik veya stratejik olarak sürdüremeyeceği bir savaşa kalkıştı. Medya desteğine rağmen bu savaşı sürdüremeyeceğini onlar da biliyor.

Bizim Amerikan yanlısı medya organları pek vermedi ama saldırıdan 90 dakika sonra Tahran, balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla büyük bir misilleme saldırısı başlattı.

Bahreyn'deki Beşinci Filo da dahil olmak üzere ABD üsleri vuruldu; liman binası yandı. Hürmüz Boğazı kapatıldı. Abraham Lincoln uçak gemisinin ikmal kapasitesi ciddi şekilde kısıtlandı; mühimmat ikmali sadece Diego Garcia gibi uzak limanlarda mümkün ve bu işlem bir hafta sürüyor.

Suudi Arabistan, BAE veya Katar savaşa dahil olursa, İran bu sefer de petrol sahalarına saldıracaktır; bu da dünya petrolünün %25'inin kaybedilmesine yol açar.

Demem o ki Amerikancılar boşuna heveslenmesin. Bu iş zannettikleri gibi kolay olmayacak.