Muhalefette haller böyle.

Duygular karışık.

Şu olaya bakın siz.

Kendisine ait YouTube kanalında gördüm:

Memleketin en sıkı Kemalistlerinden Yılmaz Özdil, sabah yürüyüşünü yaparken “çok üzücü” bir olayla karşılaşmış.

Kendisinden yaşça büyük bir beyefendi kinayeli bir şekilde seslenmiş kendisine:

“Bravo, bravo!”

Tepkiye şaşıran Özdil, “Buyurun bana mı dediniz!” deyince öfkeli beyefendi “Seninle muhatap olmak istemiyorum!” diye bağırmış!

“Yayınlarınızı izliyorum, siz döndünüz AKP’li oldunuz!” demiş.

“AKP’li Yılmaz Özdil!”

Son zamanlarda AK Partili olarak nitelendirilenlerin sayısı artıyor.

Birçok belediye başkanı, belediye meclis üyesi, milletvekili AK Parti’ye geçti zaten.

Bir de…

“Gizli AKP’li” denilenler var.

Muhalefete yön veren komplo teorisyenlerine göre bunların başında da, Cumhurbaşkanı yapmak istedikleri Kemal Kılıçdaroğlu geliyormuş!

Başından beri Sayın Erdoğan’la birlikte hareket ediyormuş Kılıçdaroğlu.

Her şey plânlıymış…

Onu taaa o zamanlar CHP’nin başına geçirenler, bugünleri düşünerek hareket etmişler.

Plânlamışlar her bir şeyi.

Hadi daha da ileri götürün:

Mesela, Kemal Kılıçdaroğlu’nun altılı masasındaki “muhafazakârlar” da Sayın Erdoğan tarafından mı görevlendirilmişti acaba?

Yani…

Hepsi birlik olarak “Dışarısı içerisi Erdoğan’ı yıkmak istiyor, öyleyse sahip çıkalım!” duygusunun oluşması için mi uğraştılar?

İyi Parti’nin o zamanki genel başkanı Meral Akşener de, Kemal Kılıçdaroğlu’nun her şeye rağmen kazanma ihtimalini ortadan kaldırmak için mi devirip kaldırdı masayı?

Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Temel Karamollaoğlu’nun, “Bu masadan çıkacak cumhurbaşkanı, kendi başına karar veremeyecek, her mühim kararı öncesinde bizden onay almak mecburiyetinde kalacak!” özetli lâflar etmeleri de plânın bir parçası mıydı?

Bütün bunlar aslında “Terörsüz Türkiye” sürecine giden yoldaki çalışmalar mıydı?

Üret üretebildiğin kadar.

Uydur uydurabildiğin kadar!

Öyle bir kafa ki Sayın Erdoğan’ın karşısındaki…

İktidar ne kadar hata yaparsa yapsın, kaybetmeye mahkûm gibi.

Yılmaz Özdil, Muharrem İnce, Kemal Kılıçdaroğlu, altılı masada kim varsa...

Hepsi Erdoğan’ın adamı?

Ya siz necisiniz?

Ne işe yararsınız?

Bundan sonra ne yapacaksınız?

Size olacaklara dair tahminimi söyleyeyim:

Özgür Özel, cumhurbaşkanı adayı olur.

Uygun anket şirketleri, tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptıkları gibi kafadan galip ilan eder Özel’i.

Sonra…

Özel ya birinci ya da ikinci turda kaybeder.

İçerisi karışır.

Birileri çıkar ve “Özgür Özel, CHP’de kalıp mücadele etmek yerine camiayı böldü. Bugünleri hazırladı!” der.

Bunu da,

“Zaten bu Özgür Özel de Recep Tayyip Erdoğan’ın adamı!” teşhisine bağlar!

Bütün bunları seyreden sokaktaki vatandaş da…

Ne yapsın, karalar bağlar…

Derdine yanar!

Başarısızlıklarının nedenlerini kendi siyasi tercihlerinde, stratejilerinde ve yönetim anlayışlarında aramak yerine, sürekli kendi içlerinden Erdoğan'a çalışan kişiler çıkarmaya çalışan bir muhalefete mahkûm olmak ne acı bir durum, değil mi arkadaşlar?

Muhalefet böyle yapacağına…

“Yanlış aday mı belirledik?

Yanlış strateji mi izledik?

Toplumun beklentilerini mi anlayamadık?

Liderlik ve kadro sorunlarımız mı var?

Seçmen neden bize güvenmedi?” sorularına cevap arasa…

Olmuyor değil mi?

Bunlar zor işler.

Kolayı mı?

Nasıl olsa Recep Tayyip Erdoğan var.

Ak Partililer de muhalifleri de bütün yükü O’na atarak çıkıyor işin içinden.

Ne konfor!