0
Öyle olaylara şahit oluyoruz ki, "Allah'ım aklıma mukayyet ol" diyesi geliyor insanın.
Sadece aklımız değil; idrakimiz, ruhumuz, bedenimiz de tehlikede ve büyük bir baskı altında.
Bir artist eskisi hayıflanıyor: "Yeni Türkiye'de eskisi gibi çırılçıplak soyunamıyorum" Aman ne büyük sorun, ne ciddi bir engel. Pek çok el tarafından mıncıklanmış ve pörsümüş vücudundaki kusurların ortaya çıkmasından korkan bir laikenin hinliği olmasın? Kim kimin soyunmasına giyinmesine engel olmuş, olabilmiş ki? Tam tersi değil miydi yakın bir zaman kadar? Dileyen dilediği gibi giyinirken yani soyunurken, inançları gereği gencecik kızlarımız başlarına bir örtü takamazlardı. Yeni yeni durum nötrleşti. Bugün dileyen örtünmekte dileyen çıplak gezmekte artık…
Ortada çıplak gezememe değil, hayasızlık sorunu var aslında. Cinsel özgürlük kavramını sloganlaştıran bir güruh, "beden bana ait, dilediğim tasarrufta bulunurum" pervasızlığıyla her türlü ahlaksızlığı yapmakta ve toplumdan da kabul ve saygı beklemektedir.
İnsanların evlerinde işyerlerinde yaptıkları bizi elbette ilgilendirmez. Bunu araştırmak da bize düşmez. Toplum güvenliğini ilgilendiren bir durum varsa emniyet bakar o işlere. Ancak toplumun değer yargılarını aşındırmaya da kimsenin hakkı yok. Toplumun temel dinamiği olan aileye dinamit atmaya kimsenin hakkı yok. Fahişeliği özendirmenin, ahlaksız çarpık ilişkileri normalleştirmenin alemi yok. İnsanlar öylesine yüzsüzleşmiş ki utanç duyulacak nice eylemler adeta bir fazilet örneği olarak sunulmak istenmekte. Rabbim neslimizi korusun. Aşağıdaki hadisi şerif sanki bugünleri yansıtıyor:
…
Rasûlullah(sallallahu aleyhi ve sellem) birgün:
"Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?" diye sormuştu. (Sahabe hayretle):
"Ey Allah'ın Rasûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?" dediler.
"Evet, hatta daha beteri!" buyurdu ve devam etti:
"İyiliği emredip kötülüğü men etmediğiniz vakit haliniz ne olur?" diye sordu.
"Yani bu olacak mı?"
"Evet, hatta daha beteri!" buyurdular ve sormaya devam ettiler:
"Kötülüğü emredip iyiliği yasakladığınız zaman haliniz ne olur?"
"Ey Allah'ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?" dediler.
"Evet, hatta daha beteri!" buyurdular ve devam ettiler:
"İyiliği kötülük (ma'rufumünker) ve kötülüğü de iyilik(münkeri de ma'ruf) kabul ettiğiniz zaman haliniz ne olur?" (Ashab-ı Kiram sordu:)
"Ey Allah'ın Rasûlü! Bu mutlaka olacak mı?"
"Evet, olacak!" buyurdular." (Heysemi, Mecma'u'z-Zevaid, VII, 281)