"O, bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapkınlığa müstahak oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar." (A'râf, 30)
İnsanın başına gelebilecek en büyük felaket nedir?
Malını kaybetmek mi?
Evladını kaybetmek mi?
Makamını, servetini, itibarını kaybetmek mi?
Hayır...
İnsanın başına gelebilecek en büyük felaket, yanlış yolda olduğu hâlde kendisini doğru yolda sanmasıdır.
Çünkü yanlışta olduğunu bilen insanın dönme ihtimali vardır. Günahkâr olduğunu bilen tevbe edebilir. Eksik olduğunu kabul eden kendisini düzeltebilir. Fakat sapıklığını hidayet, karanlığını aydınlık, batılını hak zanneden insanın kurtuluşu çok zordur.
Kur'an'ın en çarpıcı uyarılarından biri budur.
Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur:
"De ki: Amelleri bakımından en çok ziyana uğrayanları size haber vereyim mi? Onlar, dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiş olan kimselerdir. Üstelik kendilerinin güzel işler yaptıklarını sanırlar." (Kehf, 103-104)
Ne kadar korkutucu bir tablo...
Ömür boyu koşuyorsun...
Mücadele ediyorsun...
Savunduğunu zannediyorsun...
Fakat sonunda öğreniyorsun ki yürüdüğün yol seni Allah'a değil, şeytana götürmüş.
İşte şeytanın en büyük başarısı budur.
İblis insanı doğrudan inkâra sürükleyemediğinde ona günahı süsler, batılı hak gibi gösterir.
Yüce Allah şöyle buyurur:
"Şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi ve onları doğru yoldan alıkoydu." (Neml, 24)
Bugün de aynı oyun devam ediyor.
Faiz ekonomik zorunluluk diye sunuluyor.
Zulüm güvenlik diye pazarlanıyor.
İşgal meşru müdafaa diye anlatılıyor.
Ahlaksızlık özgürlük diye alkışlanıyor.
İsraf modern yaşam tarzı olarak gösteriliyor.
Dinin emirleri gericilik, Allah'ın yasakları çağdışılık olarak tanıtılıyor.
Ve milyonlarca insan bunların hepsini normal kabul ediyor.
Çünkü şeytanın işi insanı bir anda uçuruma atmak değil, uçuruma giden yolu çiçeklerle süslemektir.
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Size Deccal'den daha çok korktuğum şeyi haber vereyim mi? Gizli şirktir. Kişinin insanların görmesi için amel işlemesidir." (İbn Mâce)
Demek ki tehlike sadece inkâr değildir.
Bazen insan namaz kılar ama Allah için değil insanlar için.
Bazen konuşur ama hakikat için değil alkış için.
Bazen mücadele eder ama Allah rızası için değil nefsinin tatmini için.
Dışarıdan bakıldığında doğru görünen işler bile insanı felakete sürükleyebilir.
Bugün ümmetin en büyük problemlerinden biri de budur.
Müslümanlar Allah'ın kitabından uzaklaştıkça hak ile batılı ayırma kabiliyetlerini kaybettiler.
Kur'an'ın ölçüleri yerine nefislerin ölçüleri geçti.
Allah'ın hükümleri yerine menfaatlerin hükümleri geçti.
Sonuçta insanlar Kur'an'a göre değil, arzularına göre yaşamaya başladılar.
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Heva ve hevesini ilah edineni gördün mü?" (Furkan, 43)
Şeytana dost olmanın en tehlikeli şekli budur.
Şeytanın emrine girdiğini fark etmeyecek kadar nefsine teslim olmak...
Bugün Gazze yanarken susanlar da, zulmü alkışlayanlar da, katilleri destekleyenler de çoğu zaman kendilerini haklı görüyorlar.
Tarih boyunca Firavunlar, Nemrutlar ve zalimler de kendilerini haklı görmüşlerdi.
Hiçbir zalim sabah kalkıp "Ben zalimim" demedi.
Hepsi yaptıklarının doğru olduğuna inanıyordu.
İşte bu yüzden insan sürekli kendisini Kur'an aynasında kontrol etmek zorundadır.
Çünkü insanın vicdanı zamanla körelebilir.
Toplumun alkışı insanı yanıltabilir.
Medyanın propagandası insanı kandırabilir.
Ama Allah'ın kitabı aldatmaz.
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız: Allah'ın Kitabı ve benim sünnetim."
Kurtuluşun yolu budur.
Kendi doğrularımız değil Allah'ın doğruları...
Toplumun ölçüleri değil Kur'an'ın ölçüleri...
Nefsin arzuları değil Peygamber Efendimizin (sav) sünneti...
Bugün her Müslüman kendisine şu soruyu sormalıdır:
Ben gerçekten hidayet üzere miyim?
Yoksa şeytanın süslediği bir yolun yolcusu olduğum hâlde kendimi doğru yolda mı sanıyorum?
Çünkü kıyamet günü en ağır pişmanlık, yanlış yaptığını bilenlerin değil; yanlışta olduğu hâlde kendisini doğru sananların pişmanlığı olacaktır.
Yüce Allah bizleri hakkı hak bilip ona uyanlardan, batılı batıl bilip ondan uzak duranlardan eylesin.
Amin.