Bazı insanlar makamlarını yüceltir, bazı makamlar ise insanları. Yüceltilen makamlar bâkî, makamların yücelttikleri fânîdir. Hamlıktan pişmeye, pişmekten yanmaya duranların makamı âşk makamıdır. Bu makam ki, İbrahim Ethem’e tâcı tahtı terk ettirmiş, Fatih’e İstanbul’u fethettirmiş. Allah’a kul, peygambere vâris olunacaksa âşk makamına talip olmaktan başkaca yol yok.
Vermeyene vermek, gelmeyene gitmek, sevmeyeni sevmek; ne güzel yol, ne âlâ düstur. Madem yol budur, madem hayat iki nefes arasıdır; “ölmeden önce ölen”lerin örnek hayatlarına dokunmak gerek.
Rabbine vefa gösteren hiç ahde vefasızlığı uğrar mı?.. Hiç unutulur mu?.. Onların dünya yurduna ektiği “gül”den mülhem gönüller sadece naaşının başında değil, her daim “iyi bilirdik” şehâdetlerini yeniler.
“İyi bilirdik” Hâfız Durak Pusmaz hocaefendiyi. Ve şunu da biliriz ki, “iyiler ölmez.” İyi nasıl olunuru merhum Durak Pusmaz hocaefendinin yaşantısına dokunarak ifade etmeye gayret edelim.
ÖMRÜ MANEVÎ ÖĞRETİLER IŞIĞINDA GEÇTİ
“Doç. Dr. Durak Pusmaz kimdir?..” sorusuna karşılık “ilme adanmış bir ömür” dense belki başka söze gerek kalmaz. Fakat biz bununla iktifâ etmeyip, Durak Pusmaz hocaefendinin hayatının özüne dokunarak tanıyalım kendisini.
1949 yılında Yozgat’ta dünyaya gelir. Yozgat’ın Çekerek ilçesi İsaklı köyünde başlayan hayat yolculuğu bozkır toprakların arasında yeşerir. Burada başlayan ilim ve tedrisat eğitimi Pusmaz’ı “Yürüyen Kur’an” vasfıyla Tokat İmam Hatip Okulu’na getirir. İnsan-ı kâmil olmaya adanan ömür yolculuğunda istikamet üzere yürürken yolunu İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’ne düşürür. Manevî öğretilerle çocukluk ve gençlik baharını yaşayan Pusmaz, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Tefsir Bilim Dalı’nda “Zeyd b. Sabit ve Kur’an İlimlerindeki Yeri” konulu master ve aynı bilim dalında “Übey İbn Ka’b ve Tefsir’deki Yeri” isimli teziyle doktorasını tamamlar.
Ardından Diyanet İşleri Başkanlığı’nda görev alarak vaizlik ve müftülük görevini sürdürür. İstanbul Haseki Eğitim Merkezi’nde açılan İkinci Dönem Müftü ve Vaizler İhtisas Kursu’nu da başarı ile tamamlayarak Haseki Eğitim Merkezi’nde öğretim görevlisi olarak görevlendirilir. Öyle başarılı bir dönem geçirir ki, kendisine bu kurumun müdürlüğü tevdi edilir. Dünya gurbetinde Rabbine sâdık bir kul olmanın telaşı içerisinde nefeslenirken Makedonya yolu gözükür. Üsküp’te 3 yıl Din Hizmetleri Müşaviri olarak görev yapar.
Pusmaz, Yard. Doç. Dr. olarak atandığı Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden 64 yaşında doçentliğe yükseldikten bir müddet sonra Hadis Anabilim Dalı Başkanlığı’na getirilir. Arkasından da yaş haddinden emekli olur. Bu kutlu yolculuğu sırasında heybesine doldurduğu bilgisinin zekatı olarak Muvatta’ Tercemesi, Terğîb ve Terhîb Tercemesi, Kur’an-ı Kerim’in Fazileti Hakkında Kırk Hadis, En Güzel Rehber Hz. Peygamber, Güzellikler Dini İslâm, Peygamber Şefkati, Ferdi ve Sosyal Hayatımızda İslâm, Mekkî Sûrelerde Ahkam Ayetleri, Peygamberimizle 1 Gün ve Ailede Mutluluk Prensipleri isimli eserlere imza atar.
“RAMAZAN İKLİMİ”YLE BAŞLAYAN DOSTLUK
İşte ömrünü ilme adamış bir insan olan Doç. Dr. Durak Pusmaz hocaefendi ile tarihler 5 Haziran 2017 / 10 Ramazan 1438’i gösterirken, Fatih İslâmî İlimler Araştırma Vakfı’nın (İSAV) kütüble ihya edilmiş mekânında İnkılâb Yayınları arasında çıkan “Ramazan İklimi” isimli kitabı üzerinden “Ramazan İklimi”ni konuşmuştuk.
Ramazan’ın verdiği ulvî duygularla birbirini kovalayan mânâ yüklü soru ve cevaplar gönül dağarcığımızı tazeledikçe, muhabbet sofrası bitmez tükenmez nimetlerle şenlendi. Pusmaz hocaefendiyle “Ramazan İklimi”nin maddî ve manevî güzelliklerini yâd etmek, bilgimizi tazelemek üzere kısa bir söyleşi planlamıştık. Amma velâkin Pusmaz hocamın tatlı muhabbeti Ramazan’ın bereketiyle birleşince konu konuyu açmış, kitabî sözler uzadıkça uzamıştı. Bu muhabbet, telefon aracılığı ile de olsa uzun yıllar sürmüştü...
İlimle irtibatını hiç kesmeyen Pusat hocaefendi, saatlerin saatleri, günlerin günleri, ayların ayları, yılların yılları kovaladığı uzun bir süredir hastalık imtihanıyla mücadele ediyordu. Ve tarihler 15 Ocak 2026’nın sabahını gösterirken Miraç Gecesi’nin gölgesi üzerimize düşerken, bu güzel insanın ahirete irtihal ettiği haberiyle uyandık. “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. -Biz hiç şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz.-” (Bakara, 156)
DÂR-I FENÂDAN DÂR-I BEKÂYA UĞARLANDI
Allah, kemâl sahibidir. Yaptığı her işi mükemmel bir şekilde yapar. Kainatın bu şekilde tanzim edilmesi de Yüce Allah’ımızın kemâl sıfatının bir tecellisidir. Ve bu tanzimin içerisinde de “ölüm” vardır. Ölüm ise; en büyük ders, en büyük ibret ve bizim cüz’i irademizin eremeyeceği mükemmeliyetin bir gereğidir.
Ölüm çok acı bir şeydir. Fakat diğer yandan Rabbimiz, “Rahman” ve “Rahim” olduğu için acı veriyor fakat onu “Sabr-ı Cemil”le rahatlatıyor. Bu acıya tahammül ettiğimiz için de, bize “Ecr-i Cezil”le büyük mükafatı müjdeliyor. Cennet’te buluşturma mükafatı. Çekilen bu kısacık acıların karşılığında teselli olarak Cennet vaad ediliyor.
Ondan dolayı Allah’ın “İnna lillâhi ve innâ ileyhi raciûn” teslimiyeti ile sabretmek ve sabr-ı cemilden başka yapacak bir şey kalmıyor.
*
Hâfız Durak Pusmaz hocaefendi dün Fatih Camii’nde öğle namazını müteakiben tutulan safların ardından hüsn-ü şehadet ve helalliklerle birlikte Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı’na defnedilerek dâr-ı bekâya uğurlandı. Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ bırakarak dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya göçen Kur’an hâdimi, peygamber sevdalısı Hâfız Durak Pusmaz hocaefendiye rahmet, başta mahdumu Âkif Pusmaz olmak üzere bütün sevenlerine sabr-ı cemîl niyaz ediyoruz.