///////////////
Gazze Kan Ağlarken Bu Konser Neden Türkiye’de?
Gazze’de çocuklar ölürken, anneler evlatlarının cansız bedenlerini toprağa verirken, hastaneler vurulurken ve dünyanın gözü önünde büyük bir insanlık dramı yaşanırken bazı sözlerin artık sıradan bir sanatçı açıklaması olarak görülmesi mümkün değildir.
Fransız şarkıcı Emma Shapplin’in İsrail’e ilişkin olduğu aktarılan sözleri bu nedenle ciddi biçimde sorgulanmalıdır.
“İsraillileri çok seviyorum” diyen, İsrail’le arasında “çok yoğun ve karşılıklı bir bağ” bulunduğunu ifade eden ve savaş döneminde İsrail’e gitmesinin kendisi açısından önemli olduğunu söyleyen bir sanatçının, İsraillilerin kendisine “Burada olmanız bize güç verdi” demesi üzerine “Zaten bunun için buradayım” ifadelerini kullandığı belirtiliyor.
Peki biz bu sözleri görmezden mi geleceğiz?
Gazze’de yaşananlar ortadayken, İsrail’e açıkça destek verdiği ifade edilen bir sanatçının Türkiye’de sahne almasını sorgulamak neden rahatsız edici olsun?
Mesele sanat değil, vicdandır
Kimse “Sanat siyasete karıştırılmasın” diyerek bu tartışmayı kapatmaya çalışmasın.
Çünkü burada mesele bir sanatçının müziği değildir. Mesele, bir sanatçının savaş döneminde kimin yanında durduğudur.
Bir sanatçı, İsrail’e giderek oradaki insanlara moral vermeyi ve onlara güç olmayı tercih ediyorsa, Türkiye’de sahne alması elbette kamuoyunun vicdanında tartışılır.
Türkiye, Gazze’de yaşanan acıya sessiz kalmayan bir toplumdur. Bu topraklarda Filistinli çocukların acısı uzakta yaşanan sıradan bir haber değildir. Gazze’den gelen her görüntü milyonlarca insanın yüreğini yakmaktadır.
Böyle bir ortamda İsrail’e desteğini açıkça ifade ettiği aktarılan bir ismin Türkiye’de konser verecek olması, doğal olarak toplumun vicdanında karşılık bulmayacaktır.
25 ve 29 Eylül’de Türkiye’de sahne alacak
Emma Shapplin’in 25 Eylül 2026’da Ankara’da, 29 Eylül 2026’da ise İstanbul’da konser vereceği belirtiliyor.
Benim itirazım tam da burada başlıyor.
Gazze’de İsrail saldırıları nedeniyle hayatını kaybeden insanların acısı hâlâ tazeyken, İsrail’e yönelik güçlü bir sempati ve destek ifade ettiği aktarılan bir sanatçının Türkiye’de konser vermesini doğru bulmuyorum.
Bu ülkenin sanat dünyasının, organizatörlerinin ve konser düzenleyen kurumlarının da bu konuda toplumsal hassasiyetleri dikkate alması gerektiğine inanıyorum.
Türkiye’nin sahnesi kimin yanında?
Bir konser yalnızca müzikten ibaret değildir. Bazen bir sahne, sanatçının mesajını milyonlara ulaştırdığı bir platforma dönüşür.
Türkiye’nin sahneleri, Gazze’nin acısını görmezden gelen veya İsrail’e destek verdiği düşünülen isimler için mi kullanılmalı?
Yoksa insanlığın, adaletin ve mazlumların yanında duran sanatçılara mı kapı açılmalı?
Bu sorunun cevabını herkes kendi vicdanında vermelidir.
Ben kendi adıma açıkça söylüyorum:
Gazze’de yaşanan insanlık dramı karşısında İsrail’e verdiği destekle gündeme gelen bir sanatçının Türkiye’de konser vermesini doğru bulmuyorum.
Bu bir sanat düşmanlığı değildir.
Bu, bir vicdan itirazıdır.
Gazze’de çocukların gözyaşları dinmeden, İsrail’in politikalarına ve eylemlerine destek veren isimlere Türkiye’de alkış tutulmasına karşı çıkmaktır.
Çünkü bazı zamanlarda susmak da bir tercihtir.
Ve bugün Türkiye’nin sanat ve kültür dünyasının önünde çok basit bir soru vardır:
Gazze’nin yanında mı duracağız, yoksa Gazze’nin acısını görmezden gelip İsrail’e destek veren isimleri alkışlamaya devam mı edeceğiz?