“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından endişe ettiğiniz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Peygamberinden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah buyruğunu gerçekleştirinceye kadar bekleyin…” (Tevbe, 24)

Bu ayet, çağlar üstü bir teşhis koyar: İnsan, açıkça put yapmasa da hayatını yöneten şeyleri ilahlaştırır. Bugünün putları taştan değil; konfordan, güvenceden, statüden ve suskunluktan yapılmıştır. Konforu ilah edinenler secdeyi Allah’a yapar ama hayatı konfora göre düzenler. İman, vicdanda saklı bir hatıra; dünya ise merkezdedir.

Kur’an, sevginin masum olmadığını öğretir. Çünkü sevgi, itaati doğurur. Ayette sayılan her şey meşrudur: aile, mal, ticaret, ev… Sorun bunlara sahip olmak değil, bunlar uğruna hakikatten vazgeçmektir. Konfor ilah olunca zulüm “risk”, adalet “maliyet”, hakikat ise “zamansız” ilan edilir.

Resûlullah (s.a.v.) bu tehlikeyi açıkça haber verir:

“Ümmetler size karşı toplanacak.” denildiğinde sahâbe sorar: Az olduğumuz için mi?

Cevap sarsıcıdır: “Hayır, aksine çok olacaksınız; fakat sel üzerindeki köpük gibi olacaksınız. Allah düşmanlarınızın kalbinden sizden korkuyu alacak, sizin kalbinize ‘vehn’ koyacak.”

Vahn nedir?

“Dünyayı sevmek ve ölümü kerih görmek.” (Ebû Dâvûd)

Dünyayı sevmek… Yani konforu kutsamak. Bedel ödememek için susmak. Ticaret zarar görmesin diye zalime dokunmamak. Koltuk sarsılmasın diye hakikati eğip bükmek. İşte bu, modern putperestliktir.

Bugün iman, çoğu zaman “bireysel alan”a hapsedildi. Cami var ama meydan yok; dua var ama duruş yok. Oysa Kur’an, “İnsanlar, ‘İman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı sandılar?” (Ankebût, 2) diye sorar. İmtihan tam da burada başlar: Konfor mu, kulluk mu?

Peygamberimiz (s.a.v.) uyarır:

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Ama konforu ilah edinenler, suskunluğu “hikmet”, korkuyu “akıl”, kaçışı “tedbir” diye pazarlamayı iyi bilir. Oysa Allah katında bunların adı nettir: zaaf.

Tevbe 24’teki “Bekleyin” ifadesi bir teselli değil, tehdittir. Allah, sevgi sıralamasını bozan bir toplumu hemen helak etmeyebilir; ama onu etkisizleştirir. Çok olur, ağırlığı olmaz. Ses çıkarır, yankısı olmaz. Çünkü Allah, konforunu ilah edinenlere hidayeti lütfetmez.

Bugün Gazze’de, mazlum coğrafyalarda, hatta kendi mahallemizde yaşanan adaletsizlikler karşısında rahatsız olmayan bir kalp varsa, orada iman değil alışkanlık vardır. Çünkü iman rahatsız eder, yerinden eder, risk aldırır.

Son söz şudur:

Konfor, bir nimetken ilah olursa felakete dönüşür. Allah’a secde edip konfora itaat edenler, farkında olmadan iki ilah edinmiş olurlar. Kur’an ise bu ikiliği reddeder. Ya Allah merkezdedir ya da dünya. Ortası yoktur.

Ve ayet hâlâ soruyor:

Kimi daha çok seviyorsun?