Sabataî usûl̃ü kabir taşı

Mehmet Nakî Yücekök’ün Edirne Kapısı Şehîdliği’ndeki mezarının taşı, Sabataî usûlünce, müteveffânın bir portre resmi hâk̃k̃edilerek hazırlanmıştır. Buna rağmen, “Fâtiha” ricâsından da vazgeçilmemiştir:

“Hürriyet kahramanlarından Naki Yücekök Ruhuna Fatiha. D. 1265 Nasliç. Ö. 4.2.1947”

Kabir taşındaki doğum târihi de, ölüm târihi de yanlıştır: “1265” değil, 1865 ve “4.2.1947” değil, 2.2.1947… Menfûr Komitacılık ise, “hürriyet kahramanlığı” olmuştur!

Doğum yeri olan Nasliç, Selânik’in gar̃binde, Kozani vilâyetinde bir kasabadır. Yunanlıların verdikleri isimle Neapoli…

(Ömer Faruk Altay, 25.7.2021; https://x.com/omerdumgiriz/status/1419232956548276224; 12.9.2026) (Hıfzırrahman Raşit Öymen, Milliyet, 16.2.1972, s. 5)

Solda, Komitacı Farmason Mehmet Nakî Yücekök’ün Edirne Kapısı Şehîdliği’ndeki Sabataî tarzı kabri ve kitâbesi: “Hürriyet kahramanlarından Naki Yücekök Ruhuna Fatiha. D. 1265 Nasliç. Ö. 4.2.1947”… Sağda, aynı Cemâatten Hıfzırrahman Raşit Öymen’in “Atatürk’ün saygı ile andığı öğretmeni Naki Yücekök” başlıklı makâlesinde münderic vesîka: “İstanbul, 19/8/28. Naki ve Tahsin beylere, Dâire-i intihabiyyeniz ahvâli hakkında verdiğiniz mâlumâta, bilhassa, bu mâlumatı türk harfleri-le yazdığınız için, teşekkür ederim. Gâzi M. Kemal.”

***

Aynı Cemât̃ten Hıfzırrahman Raşit Öymen’in kaleminden Mehmet Nak̆î Yücekök

Aynı Cemâtten Hıfzırrahman Raşit Öymen, 1972 Şubat’ında, Mehmet Nakî Yücekök hakkında, iki gün tefrika edilen bir makâle neşretmişti. Esâs îtibâriyle, M. Nakî Yücekök ile Mustafa Kemâl arasındaki yakın münâsebeti ve Dâvâ arkadaşlığını tebârüz ettiren bu makâlenin ikinci tefrikasını aynen ik̆tibâs ediyoruz:

“Selânik Askerî Rüştiyesi Öğretmeni Naki Yücekök’ü, Mustafa Kemal’in ilk siyasî yaşantılarında da bir arada görüyoruz.

“Meşrutiyetin ilânından önce ilk görevi olan Şam’dan bir ara, Selânik’e gelen Mustafa Kemal, Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni orada kurma teşebbüslerine giriştiği zaman ilk ilişkileri, okuduğu Askerî Rüştiye’nin öğretmenleriyle oluyor. Bu Askerî Rüştiye’nin Müdürü Tahir Bey (Osmanlı Müellifleri adlı eserin sahibi ve İstanbul Meclisinde Bursa Mebusu), Hakkı Baha Pars (Muhittin Baha Pars’ın kardeşi, felsefeci), Fransızca öğretmeni Naki Bey, bu Rüştiyenin yönetici ve öğretici kadrosunda önemli görevleri olan şahsıyetlerdi. Darülmuallimin Müdürü (Selânik Öğretmen Okulu Müdürü İsmail Mahir Efendi, sonraları İstanbul Meclisinde Kastamonu Mebusu ve Darüleytamların pedagoğu ve kurucusu) da bu siyasî kuruluşlara katılanlar arasındaydı. Sonradan Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin kurucu heyeti içinde yapılan toplantılar sonunda gizli oylamalara başvurularak 10 kişilik kurucu ve yönetici heyetin 1 numaralı üyesi olan Bursalı Tahir Bey’den sonra en yüksek oy’un da Naki Bey’e verildiği görülüyor.

“Rahmetli Yücekök hakkında bilgisine başvurmak için, Büyükada’da oturan, kerimeleri, Sayın Leman Sözen’i ziyaret ettiğimiz zaman, masanın üzerinde, Osmanlı Müellifleri eserinin sahibi Tahir Bey’in çerçevelenmiş bir fotoğrafı ile karşılaşmış ve resmin altındaki şu satırları okumuştum:

‘En kıymetli mânevî kardeşlerimden Nalıçalı Nakittin beye hürmetlerimle. 28 eylül 326 [11 Ekim 1910]. Bursa Mebusu Tahir.’

“Naki Yücekök, Selânik Askerî Rüştiyesinde Meşrutiyetin ilânı arefesine kadar 20 yıl boyunca Fransızca öğretmenliği yaptıktan sonra, Meşrutiyetin ilânında Selânik Merkez Kumandanlığı (1910 – 1912), Selânik Jandarma Kumandanlığı ve sonra da Liva Kumandanlığında bulunuyor.

Siyonist-Sabataî-Mason tertîbi “Hareket Ordusu”nda o da var!

“31 Mart olayının bastırılması hareketinde belli başlı rolü oynadığı gibi, Meşrutiyette Sadrazam olan Talât Paşa’nın da Selânik PTT Dairesi Başkâtipliğinden başlayan en yakın arkadaşlığı ile ona da zaman zaman uyarıcı telkinlerde bulunmuş, başarılarında rehberlik etmiştir. (Ziya Şakir, ‘Talat Paşa ile başbaşa’, Son Posta.) 31 Mart olaylarından kuşkulanan Mustafa Kemal’den habersiz postahaneye girerek gelen telgrafları toplayan yine öğretmeni Naki Yücekök’tür. Atatürk’e eski hocası bu telgrafları getirdiği zaman, ‘- Ben de senin gibi İstanbul’da dönen dolaplardan huylanmıştım’ der ve beraberce İstanbul’a yürümek için silâh başına kararını alırlar.

“Yücekök, ilk ve ortaokul öğrenciliğinde üstün kabiliyetini sezdiği küçük Mustafa Kemal’e bir gün:

‘- Sen bu Fransızcanın peşini bırakma!’ öğüdünü verir.

“O da tatillerde Selânik’teki Fransız Frerler okulunu sık sık ziyaret eder.

“Yakup Kadri Karaosmanoğlu, ‘Türk Dili’ dergisinin son sayısında çıkan bir yazısında, kendisine ve etrafındakilere nasıl çeviriler yaptırdığını anlarken [anlatırken] ‘Fransızcası ona yeterdi’ cümlesini kullanıyor ki, bunda Yücekök’ün uyarıcı ve yetiştirici bir öğretmen olarak payı olduğunda şüphe yoktur. (Türk Dili, Atatürk 1881 – 1938, Kasım 1971)

“Öğrencisinin kadirbilirliği ile getirildiği milletvekilliğinde de onun Devrimlerine bağlı kalmıştır”

“Atatürk’ün, Samsun’da İstiklâl Ticaret Okulu’ndaki (22.9.1924 Samsun Öğretmenleriyle bir konuşma) tarihî konuşmasında saygı ve övgü ile andığı öğretmeni Naki Yücekök, silâh arkadaşlığı ve siyasî hamlelerindeki yardımcılığında olduğu gibi, eşsiz kabiliyetlerle yüklü öğrencisinin kadirbilirliği ile getirildiği milletvekilliğinde de onun devrimlerine bağlı kalmıştır. Buna gene Atatürk’ün kaleminden çıkan şu yazı ile tanık oluyoruz:

‘“İstanbul, 19/8/28. Naki ve Tahsin beylere, Dâire-i intihabiyyeniz ahvâli hakkında verdiğiniz mâlumâta, bilhassa, bu mâlumatı türk harfleri-le yazdığınız için, teşekkür ederim. Gâzi M. Kemal.” [Müellif bu metni kısmen hatâlı naklettiği için, biz, doğrudan vesîkadan okuyarak buraya dercettik.]

“Harf devriminin bu ilk yılında eski harfleri kullananlar çoklukta olacak ki, Atatürk, teşekkürü, özellikle raporun yeni harflerle yazılmış olmasına bağlamış. Ayrıca yeni harfler için Türkün sesini yansıtması, kendi düzenine uyması bakımından Lâtin harfleri yerine de ‘Türk Harfleri’ terimini kullanmıştır.

“Atatürk’ün, ‘Hayatta En Hakikî Mürşit İlimdir’ sözünü söylediği önemli bir toplantıda saygı ile andığı öğretmenini, ölümünden 40 bu kadar yıl sonra da olsa, kamu oyuna ve Atatürk kütüphanesine tanıtabilmemize yardımcı olan, Yücekök’ün sayın kızları Leman Sözen’e ve torunu SBF Asistanı Ahmet Yücekök’e elde kalan belgeleri yazımıza eklemeyi sağladıkları için burada teşekkürlerimi sunarım.” (Hıfzırrahman Raşit Öymen, “Atatürk’ün saygı ile andığı ögğretmeni Naki Yücekök”, Tefrika No 2, Milliyet, 16.2.1972, s. 5)

Prof. Dr. Ahmet Naki Yücekök

Komitacı Mehmet Nak̆î Yücekök’ün torunu, Siyâset (daha doğrusu Siyâsiyât) Prof. Dr. Ahmet Naki Yücekök (Ankara, 1942), 1970’li 80’li senelerde CHP’nin ileri gelenlerindendi. 1988’de Milliyet gazetesinin yazı kadrosuna dâhil oldu ve bu gazetede birçok röportaj ve makâle neşretti. Türkiye’de Din ve Siyaset (İstanbul: Gerçek Ye., “100 Soruda” dizisi, 1971), Türkiye’de Örgütlenmiş Dinin Sosyoekonomik Tabanı, 1946-1968 (Ankara: SBF Yl., 1971) gibi kitabların müellifidir.

(Milliyet, 18.1.1988) (Milliyet, 21.3.1988) (Milliyet, 26.5.1988)

Macedonia Risorta Locası müntesibi, Komitacı Mehmet Nakî Yücekök’ün torunu Prof. Dr. Ahmet Naki Yücekök ve Milliyet’te neşrettiği röportajlardan iki nümûne… Gizli hüviyetlerini bir şekilde belli ediyorlar…

***