Ey dünya sevdalıları!
Ey gündeminde Allah'ın kitabı olmayanlar!
Ey hayatının merkezinden Resûlullah'ın (sav) sünnetini çıkaranlar!
Ey bütün ömrünü makam, servet ve şöhret uğruna tüketenler!
Ey haram kazançla en pahalı evlerde oturanlar, en lüks otomobillere binenler!
Ey kul hakkını çiğneyerek zenginleştiğini zannedenler!
Bugün kendinizi güçlü, başarılı ve dokunulmaz görebilirsiniz. Fakat unutmayın; dünya hayatı geçicidir, hesap ise ebedîdir.
Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:
"De ki: Ey kavmim! Elinizden gelen ne varsa yapın! Ben de yapacağım. İleride göreceksiniz, güzel akıbet kimin olacak. Şu muhakkak ki zalimler iflâh olmaz." (En'âm, 6/135)
Bu ilahî hitap, sadece geçmiş kavimlere değil, bugün dünyanın peşinde koşarken ahiretini unutan herkese yapılmış güçlü bir uyarıdır.
Bugün insanlar, daha fazla para kazanabilmek için gecesini gündüzüne katıyor. Servet büyütmek uğruna haram-helâl ölçüsünü bir kenara bırakıyor. Faizi ticaret zannediyor, rüşveti fırsat görüyor, kul hakkını ise başarı hikâyesi sanıyor. Oysa Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Allah faizi mahveder, sadakaları ise bereketlendirir." (Bakara, 2/276)
Dünya malı çoğalabilir; fakat haramın bereketi olmaz. Nice insanlar vardır ki kasaları doludur ama gönülleri huzursuzdur. Nice insanlar vardır ki servetleri büyüktür ama kabirleri karanlıktır.
Rabbimiz dünya hayatının gerçek yüzünü şöyle haber veriyor:
"Biliniz ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme ve mal ile evlat çoğaltma yarışından ibarettir." (Hadîd, 57/20)
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
"Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır." (Tirmizî)
Ne yazık ki günümüzde birçok insan, kırk yıllık dünya hayatı için bütün planlarını yaparken, sonsuz ahiret hayatı için birkaç dakikasını bile ayırmıyor. Namaz erteleniyor, Kur'an ihmal ediliyor, tövbe geciktiriliyor; fakat dünya yatırımları hiç aksatılmıyor.
Oysa ölüm; zengin-fakir, makam sahibi-sıradan insan ayrımı yapmadan herkese gelecektir. Kabirde ne banka hesapları açılacak ne tapular okunacak ne de makamlar sorgulanacaktır. Orada sadece iman, salih amel ve kul hakları konuşacaktır.
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyruluyor:
"O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler müstesna." (Şuarâ, 26/88-89)
Resûlullah (sav) de şöyle uyarmaktadır:
"Haramla beslenen her et parçasına cehennem daha layıktır." (Tirmizî)
Ey dünya sevdalıları!
Bugün alkışlandığınız makamlar yarın başkalarının olacaktır.
Bugün uğruna haram işlediğiniz servet, mirasçılarınız arasında paylaşılacaktır.
Bugün gurur duyduğunuz makamlar, isim levhalarınız söküldüğünde sizi hatırlamayacaktır.
Fakat yaptığınız her iyilik de her kötülük de Allah'ın huzurunda eksiksiz olarak önünüze konacaktır.
İşte o gün gerçek kazananın kim olduğu ortaya çıkacaktır.
Allah Teâlâ'nın şu ilahî ikazı kulaklarımızda yankılanacaktır:
"İleride göreceksiniz, güzel akıbet kimin olacak. Şu muhakkak ki zalimler iflâh olmaz."
Dünya geçer…
Servet kalmaz…
Makam biter…
Alkışlar susar…
Fakat Allah'ın huzurunda verilecek hesap asla bitmez.
Öyleyse daha vakit varken yönümüzü Rabbimize çevirelim. Çünkü gerçek zenginlik çok mala sahip olmak değil; helâl lokmayla yaşamak, Allah'ın rızasını kazanmak ve ebedî yurdu kurtarmaktır. Dünyanın kazananı olmak kolay olabilir; asıl mesele, ahiretin kazananı olabilmektir.