Nureddin Zengi'nin hükümdarlık yıllarında Halep'te çok usta bir neccar vardı. Haçlıların Kudüs'ü işgali sırasında tahrip ettikleri Mescidi Aksa'nın minberinin yerine yenisini yapmaya karar vermişti. Muhteşem ve çok sanatlı bu ahşap minberi yaparken gelen geçen dostları ona şöyle sormuşlardı:

"Sen Mescidi Aksa'ya minber yapıyorsun ama Kudüs Haçlıların işgali altında. Bu minberi oraya nasıl koyacaksın?"

Onlara şöyle cevap vermişti:

"Ben bir marangozum. Elim silah tutmaz, Haçlılara karşı savaşamam. Fakat Mescidi Aksa için böyle bir minber yapabilirim. Elimden gelen ancak budur. Kudüs'ü fetheden hükümdar da bu minberi alıp oraya yerleştirsin."

Gerçekten de 2 Ekim 1187 tarihinde Selahaddin Eyyubi Kudüs'ü fethettikten sonra, bu çok kıymetli minberi alıp Mescidi Aksa haremi içindeki Kıble Mescidi'ne yerleştirdi. O marangoz Kudüs fethini göremedi ama yaptığı minber tam sekiz asır Kıble Mescidi'nde hatiplere hizmet etti.

Dennis Michael Rohan adlı bir Siyonist tarafından 21 Ağustos 1969 tarihinde, Mescidi Aksa haremindeki Kıble Mescidi’nde yangın çıkarıldı. Selahaddin Eyyubi tarafından Halep’ten getirilerek bu mescide yerleştirilen sekiz asırlık tarihi minber de yangında kül oldu. Kıble Mescidindeki bu tarihi minberin benzeri, ancak 38 yıl sonra 2007’de yerine konabildi. Yangını çıkaran Dennis Rohan ise, akli dengesi bozuk raporu verilerek, ceza bile almadan yurt dışına çıkarıldı. O sırada İsrail başbakanı olan Golda Meir bu olay üzerine aynen şunları söyledi:

"O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Zannettim ki, gece bütün Müslüman devletlerin orduları İsrail'e girecek ve işimizi bitirecekler. Sabah olunca bir de baktım ki, hiçbir hareket yok. O zaman anladım ki, bu İslam ümmeti uyuyan bir ümmettir. Öyleyse biz her istediğimizi rahatça yapabiliriz."

Mescidi Aksa’nın o yangını söndürüldü zannediyoruz ama aslında genişleyerek ve daha da şiddetlenerek devam ediyor. Gazze'yi, Kudüs'ü, Batı Şeria'yı ve bütün Filistin'i sardı. Böyle giderse bütün İslam Âlemi'ni yakacak. Golda Meir'in o gün uyuyan ümmet dediği Müslümanlar ise hala uyumaya devam ediyor. Sadece Türkiye uyandı ve İslam ülkelerini uyandırmaya çalışıyor.

Hıristiyanlar, kendileri için kutsal belde olan Kudüs'ü geri almak için Birinci Haçlı Seferini düzenlediler. Papa II. Urbanus bu kutsal sefere katılanların bütün günahlarının bağışlanacağını söyledi. Haçlılar bin bir zorlukla Anadolu'dan giderek Antakya'yı ele geçirdiler. Sonunda 15 Temmuz 1099 tarihinde Kudüs’ü işgal ederek büyük bir katliam yaptılar. 70 bin Müslümanın şehit edildiği bu büyük katliamda 15 bin Yahudi de havralarda diri diri yakılarak öldürüldü. Haçlılar Kudüs Krallığını kurarak bölgeye iyice yerleştiler.

Selahaddin Eyyubi, Kudüs’ü fethedebilmek için, İslam Devletlerini bir araya getirmeye çalıştı. Mescidi Aksa'nın işgalinden büyük üzüntü duyan Müslümanlar, aralarındaki kavga ve çekişmeleri bırakarak birlik oldular. Abbasi halifesinin de manevi desteğiyle toplanan İslam ordusunun önünde kimse duramadı.

Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü kuşatmadan önce Haçlıları bir meydan savaşının içine çekmek ve imha etmek istiyordu. Nihayet Taberiye Gölü yakınında bulunan Hittin tepesinde Haçlıları sıkıştırdı. Ağır zırhlar içindeki Haçlılar, susuzluktan adım atamayacak hale geldiler. Suya ulaşmak için savaşmaları gerektiğini biliyorlardı. 4 Temmuz günü yapılan şiddetli muharebede Haçlıların yarısı öldü, yarısı esir oldu. Esirler arasında Kudüs Kralı ve soylu komutanlar da vardı. Selahaddin Eyyubi artık Kudüs yolunun açıldığına inanmıştı. Önündeki şehir ve kaleleri alarak Eylül ayında Kudüs surlarını kuşattı. Bu orduya karşı koyamayacaklarını anlayan Hıristiyanlar, 2 Ekim 1187 günü Kudüs'ü teslim ettiler. Hicri 27 Recep 638 tarihinde Mirac'ın yıldönümünde Kudüs yeniden fethedildi.