Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan Etkinlikleri Genelgesi ile okullarımızda çocuklarımızın manevi duygularla coşup, ilahilerle içlerindeki hakikati ortaya koyuşuna şahitlik ederken; vallahi Hilal’i gördüm. Çocukların oruç tutma iştiyakını, namaz sevdalısı oluşlarını, ecdatlarının heyecan ve şevkini cıvıl cıvıl sergilemelerini izlerken; vallahi Hilal’i gördüm.

Sokakları ve gönülleri ısıtan, o dillerden düşmeyen "Kâbe’de hacılar Hû der Allah" nidasıyla; gözüne far tutulmuş tavşanlar gibi şaşırıp kalanları, bilinçaltlarındaki öfkeyi dışarı vuran sözde bizden ama özde münafıkların şaşkınlığını ve saldırganlığını gördüm. Bu nefretin aslında bir "Diriliş Muştusu" olduğunu hissetmekle; vallahi Hilal’i gördüm.

Mayasında İslam olan bu aziz milletin özüne dönmesini, gerçek kimliğine doğru hızla koşmasını görmekle; vallahi Hilal’i gördüm. Müslüman Türk milletinin, bütün unsurlarıyla birlikte bin yıllık uykusundan uyanışına şahitlik etmekle; vallahi Hilal’i gördüm. Farklı inançlara hoşgörüyle bakarken kendi hakiki imanını yeniden yaşatan, İslam’ın esaslarına dört elle sarılmaya çalışan kahraman insanlarımızı gördükçe; vallahi Hilal’i gördüm.

Batı’nın kültürüyle yozlaşan değil, aslanlar gibi ilahilerle, tekbirlerle kükreyen evlatlarımızı görmekle; vallahi Hilal’i gördüm.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Ramazan etkinliklerini görmekle; vallahi Hilal’i gördüm.

Yeniden diriliyor, yeniden "biz" oluyoruz. Milli ve manevi geleneklerimizi, inancımızı ve ruhumuzu birer manevi teçhizat gibi kuşanıyoruz. İşte bu yeniden diriliş; mazlumların umudu, zalimlerin, hainlerin ve iki yüzlü kripto münafıkların ise korkulu rüyası olmaya başladı. Bizde Hilal göründü; onlarda ise korku ve ümitsizlik...

Oysa korkmasınlar! Biz bin küsur yıldır bu topraklarda hiç kimsenin inancından ya da yaşantısından dolayı canını yakmadık. Biz gittiğimiz her yere adaleti, huzuru, sevgiyi ve şefkati götürdük. Şimdi sokakları çınlatan bir ilahi gibi; biz vaktiyle at sırtında Asya’yı, Avrupa’yı ve Anadolu’yu dolaşırken insanları muhabbetle coşturduk, hiç kimseyi hayal kırıklığına uğratmadık.

Ama onlar bizi hayal kırıklığına uğratmadılar mı? Müslüman görünüp dinimize saldırdılar, ezanımızı başkalaştırdılar, camilerimizi ahır ettiler. Müslüman görünüp hutbe verdiler ama bizi hep sırtımızdan vurdular. Biz ise kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacağız. Müslümansanız Müslümansınız; değilseniz ne olursanız olun, yeter ki değerlerimize saygılı olun. Haddinizi aşmadıkça size kimse dokunmaz, korkmayın. Yine şanlı tarihimizi yazacağız ama kimseyi incitmeyeceğiz.

Vallahi de billahi de siz son yüzyıldır bizi çok incittiniz, çok üzdünüz; ama biz sizden intikam almayacağız. Sizi muhabbetle kucaklayacağız. Yeter ki neye inanırsanız inanın ama "harbi" olun, samimi olun. Asla dinimize dil uzatmayın, mahallemizde bozgunculuk yapıp huzurumuzu bozmayın.

Son söz: Evet, Hilal görülmüştür! Çünkü artık babalar evlatlarının elinden tutup camilere gidiyor. Analar; kızlarının birer Nene Hatun olması, imanlı yetişmesi, hayırlı birer anne olması için onlara İslam’ı ve Kur’an’ı öğretiyor. Dostluklar eskisi gibi sağlamlaşıyor, komşuluk ilişkileri güzelleşiyor. Çocuklar anne ve babalarına karşı daha hassas davranıyor.

Bir ilahinin çocukları bu denli coşturması, yıllardır birikmiş olan "kul olma" hevesini, rahatça Allah'ı anma özlemini ve O’nun rızasını kazanma hasretini açığa çıkarmıştır. Secde özlemi ve bu milletin asırlardır süren zafer hasreti artık vuslata ermektedir. Yeniden destanlar yazılacak; barış, huzur ve güven yeniden tesis edilecek. Mazlumların canı artık yanmayacak.

Evet, Hilal görünmüştür! Okulların ve camilerin çocukların cıvıl cıvıl sesleriyle çiçek bahçesine çevrilmesiyle, "Allah" demeleriyle imanlı bir nesil görülmüştür. Öyle bir "Dolunay" olacak ki o nesil... Allah o günleri hepimize görmeyi nasip etsin.

Milli Eğitim Bakanımızı ve Milli Eğitim’in imanlı, kahraman mensuplarını yürekten tebrik ediyoruz. Çocuklarımızın yüreklerini şuurla doldurmak için aşk ile çalışanların emeklerinden öpüyoruz.