Birinci Dünya Savaşı'nın en önemli cephelerinden biri olan Basra - Bağdat hattında 29 Nisan 1916 tarihinde İngilizlere karşı kazandığımız bu büyük başarı, yakın zamana kadar zafer olarak kutlamak bir yana, tarih kitaplarında bile yer almıyordu. İngilizlerin zelil ve rezil olduğu bu tarihi zaferimizle ne kadar övünsek azdır.

Ancak Sarıkamış Harekatında şehit sayısının abartılması gibi Kutül Amare zaferinde de bazı yanlışlar ve bilinmeyenler vardır. Tarihi doğru okumak ve öğrenmek adına bunların zikredilmesi gerekir.

BİRİNCİSİ: Kutül Amare sanıldığının aksine Osmanlı'nın son zaferi değildir. 1917'de Filistin Cephesinde Mart ve Nisan aylarında kazanılan iki Gazze Zaferi ile 1918 Mayıs'ında 2. Şeria Zaferi, Osmanlı'nın İngilizlere karşı her zaman galip gelebildiğini göstermektedir.

İKİNCİSİ: Kutül Amare zaferine sahip çıkıp gerekli tedbirleri almadığımız için sadece 10 ay sonra Mart 1917'de hem Kutül Amare'yi hem de Bağdat'ı İngilizlere kaptırdık.

ÜÇÜNCÜSÜ: Kutül Amare'de teslim olan İngiliz Ordusunun yaklaşık 9 bini Hintli askerlerdi. Bu Hintli askerlerin bir kısmı da Müslümandı. İngilizler İslam dünyasını parçalamak için sömürgesi olan birçok ülke gibi Hindistan'da yoğun bir çalışma başlatmış, Osmanlı'ya karşı savaşmak için on binlerce asker toplamıştı.

Şimdi Kutül Amare’de kuşatma öncesi ve sonrasını yeniden hatırlayalım:

Selmanı Pak'ta 22 Kasım'da meydana gelen savaşta İngiliz birlikleri yenilip, beş bine yakın zayiat vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Aziziye'de tutunamayan İngilizler sonunda Kutül Amare'de savunmaya geçtiler. Onları adım adım takip eden Osmanlı birlikleri, Kutül Amare'de yaklaşık 13 bin İngiliz askerini kuşattılar. Miralay Sakallı Nureddin Bey, General Townshend'e teslim olmalarını söylediyse de teklifi kabul edilmedi.

Böylece 27 Aralık 1915'ten 29 Nisan 1916'ya kadar sürecek olan dört aylık Kutül Amare savaşları ve kuşatması başlamış oldu. Üç tarafı nehirle çevrili olan Kutül Amare, savunmaya elverişliydi. Gemilerle erzak ve cephane takviyesi de kolaydı. İngilizler burada uzun sürecek bir savunma düzeni almışlardı.

Kutül Amare'ye yardıma gelen İngiliz kuvvetleri ile Osmanlı ordusu arasında dört defa ciddi çatışma yaşandı:

1. General Fenton Aylmer komutasındaki kolordu, 6 Ocak 1916'da hücuma geçti. Meydana gelen Şeyh Saad Muharebesi'nde toplam 4 bin askerini kaybeden İngilizler geri çekildi.

2. Bir hafta sonra 13 Ocak 1916'da Vadi Muharebesinde tekrar saldırıya geçen İngilizler, 1.600 kayıp vererek yine başarısız oldular.

3. Bu defa 20 bin kişilik bir İngiliz ordusu Felahiye bölgesinde tekrar hücuma geçti. 21 Ocak tarihinde yapılan bu muharebede 3 bin kişiye varan bir kayıp veren İngilizler, Kutül Amare'de yardım bekleyenlerin ümitlerini de boşa çıkardı.

4. Şubat ayını sessiz geçiren İngiliz kuvvetleri Mart başında tekrar harekete geçtiler. 8 Mart'ta Sabis Muharebesinde Miralay Ali İhsan Bey karşısında mağlup olan İngilizler, 3 bin 500 zayiat vererek yine geri çekildiler.

Havadan erzak ve cephane ikmali yapan İngiliz uçakları başarılı olamadı. Çünkü havadan atılan malzemelerin bir kısmı Dicle nehrine düşerken bir kısmı da Osmanlı askerlerinin eline geçti.

Bu arada 19 Nisan'da Alman Goltz Paşa tifüs hastalığından ölmüş, onun yerine 6. Ordu kumandanlığına yeni Mirliva olan Halil Paşa getirilmişti.

İngilizler artık gelecek yardımdan tamamen ümitlerini kesmişlerdi. Yiyecek ve cephane stokları da bitmiş, binek atı ve yük katırlarını keserek yemeye başlamışlardı. General Townshend yapacak başka bir şey kalmadığını anlamış, teslim şartlarını konuşmak için Halil Paşa'ya haber göndermişti. Sonunda 29 Nisan 1916 tarihinde 13 bin kişilik İngiliz kuvvetleri teslim olmuştu.