CNN: “Acımasız yaz sıcak dalgası Avrupa şehirlerinde 50.000'den fazla kişinin ölümüne neden oldu.”
The Guardian: “Bilim insanları, bu yaz Avrupa şehirlerinde aşırı sıcakların "şaşırtıcı" bir şekilde 50.000 kişinin ölümüne yol açtığı konusunda uyarıyor.”
Medya, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında 50 binden fazla insanın öldüğünü söyleyerek meseleyi iklim krizine bağlıyor.
Ölümlerin analizinde, 854 Avrupa şehrinden elde edilen veriler kullanıldığı söyleniyor. Oysa gerçek bundan çok farklı. Yayınlanan çalışma, 2026 yılına ait sıfır ölüm verisine dayanıyor. Doğru okudunuz: sıfır.
Yani o yaza ait gerçek ölüm rakamlarına bile ihtiyaç duymadan ve gerçek ölüm belgeleri dahi incelenmeden sırf insanları korkutmak için yalan söylüyorlar.
Peki, neden insanları korkutuyorlar?
Çünkü bu bir sektör, iş sahası. Bankacılık sisteminden daha karlı bir sistem. Bunu ben değil kendileri söylüyor.
Bakınız, milyarderlerin toplam servetleri 12,7 trilyon doları buldu ve bu küresel GSYH’nin yüzde 14’üne denk geliyor.
Dünyanın en zengin 40 insanı, tüm insanlığın en yoksul yüzde 40’lık kesiminin toplam servetine sahip oldu.
Bu servet korku üzerinden elde edilen servettir.
Davos’ta Oxfam Direktörü Gabriela Bucher, Moderna’nın patronu Stephane Bancel'in huzurunda “Corona şimdiye kadarki en karlı ürünlerden biri” demişti mesela.
Ardından Alibaba Group Başkanı, bundan böyle tüketicilerin karbon ayak izlerini ölçeceklerini söylemişti.
Sonrasında belli ki insanlar küresel bir dijital kimliğe bağlanacak ve karbon ayak izini belirleyecek özelleştirilmiş bir izleme sistemi geliştirilecek.
Çünkü karbonun vergilendirmesi herhangi bir borsa veya bankacılık sisteminden daha karlı bir seçenek gibi duruyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de karbon salınımının ve karbon ayak izinin vergilendirilmesi gerektiğini söylememiş miydi?
O yüzden size sürekli orman yangınlarının, sellerin ve kasırgaların arkasında insan kaynaklı iklim krizi olduğunu söylüyorlar.
Alın size bir örnek; ABD'de yıllık olarak yanan alan miktarı son 25 yılda biraz artmış olsa da, mevcut yanan alan hala 1930'lardakinin çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Ne yani 1930’lu yıllarda iklim değişikliği diye bir şey mi vardı!
Küçük Buz Çağı 1850 gibi yakın bir tarihte sona ermiştir. Bu nedenle, şu anda bir ısınma dönemi yaşıyor olmamız şaşırtıcı değildir. İşte bunu kullanarak servet elde etmenin yollarını arıyorlar.
Oysa CO₂ bitki besinidir, yeryüzündeki tüm yaşamın temelidir. CO₂ bir kirletici değildir. Dünya üzerindeki tüm yaşam için gereklidir. Fotosentez bir nimettir. Daha fazla CO₂ doğa için faydalıdır, Dünya'yı yeşillendirir:
Küresel ısınmanın kasırgaları, selleri, kuraklıkları ve benzeri doğal afetleri şiddetlendirdiğine veya daha sık hale getirdiğine dair istatistiksel bir kanıt yoktur.
Ama 11–12 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleşecek olan COP31 Antalya zirvesinde tam tersini söyleyecekler.
Gezegenimizin iyiliği(!) için bir yol haritası belirleyecekler. İnsanlara korku aşılayacaklar ve sonrasında elde edecekleri servetin miktarını hesaplayacaklar. Çünkü asla doymayacaklar!