Sabah gözlerimizi açtığımızda daha güne başlamadan yorgun hissediyoruz. Gün içinde yapmamız gerekenler birikiyor, zihnimiz sürekli bir sonraki işi düşünüyor ve akşam olduğunda tek isteğimiz hiçbir şey yapmadan uzanmak oluyor. Peki gerçekten bu kadar yoğun olduğumuz için mi yoruluyoruz?
Bazen yorgunluğun kaynağı yaptığımız işlerin çokluğu değil, zihnimizin hiç durmamasıdır.
Günümüzde yalnızca çalışmıyoruz. Aynı zamanda sürekli düşünüyor, planlıyor, yetişmeye çalışıyor, mesajlara cevap veriyor, haberleri takip ediyor ve başkalarının hayatlarıyla kendi hayatımızı karşılaştırıyoruz. Bedenimiz bir yerde dinlenirken zihnimiz başka bir yerde çalışmaya devam edebiliyor.
Üstelik her yorgunluk fiziksel değildir. Sürekli kaygı yaşamak, bastırılmış duygular taşımak, çözülemeyen ilişkisel sorunları zihinde tekrar tekrar düşünmek ve herkese yetişmeye çalışmak da insanın enerjisini tüketebilir.
Özellikle “güçlü olmak zorundayım” düşüncesi, kişinin kendi sınırlarını fark etmesini zorlaştırabilir. Yorulduğu halde devam eder, yardım istemez, dinlenmeyi hak etmek için önce her şeyi tamamlaması gerektiğine inanır. Böylece dinlenmek bir ihtiyaç olmaktan çıkar, ancak yapılacak işler bittiğinde izin verilen bir davranışa dönüşür. Oysa işler çoğu zaman hiç bitmez.
Bir de fark etmeden taşıdığımız duygusal yükler vardır. Söyleyemediğimiz bir söz, sürekli düşündüğümüz bir problem, gelecekle ilgili belirsizlik veya kendimize yönelttiğimiz ağır eleştiriler zihinsel enerjimizi tüketebilir.
Bu nedenle bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla uyumak değil, hayatımızdaki yükün ne olduğunu fark etmektir.
Kendimize şu soruları sormak iyi bir başlangıç olabilir:
Beni gerçekten ne yoruyor?
Yaptığım işler mi, yoksa sürekli düşünmek mi?
Dinlenirken bile kendimi suçluyor muyum?
Her şeye yetişmeye çalışırken kendimi geride mi bırakıyorum?
Son zamanlarda hangi duyguyu görmezden geliyorum?
Elbette sürekli veya açıklanamayan yorgunluk yalnızca psikolojik nedenlere bağlanmamalıdır. Uyku sorunları, bazı fiziksel hastalıklar, beslenme yetersizlikleri veya kullanılan ilaçlar da yorgunluğa neden olabilir. Uzun süren ya da günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen yorgunlukta bir sağlık profesyoneline başvurmak önemlidir.
Belki de hepimizin zaman zaman ihtiyacı olan şey, hayatı biraz yavaşlatmaktır.
Çünkü bazen insanı yoran, hayatın kendisi değil, hayatı sürekli yetişilmesi gereken bir görev gibi yaşamaktır.
Bazen kendimize verebileceğimiz en önemli izin, her şeyi aynı anda çözmek zorunda olmadığımızı kabul etmektir. Bir günün içinde bütün sorunlarımızı halletmek, herkese yetişmek ve sürekli üretken olmak zorunda değiliz. Kısa bir mola vermek, telefonu bir kenara bırakmak, birkaç dakika sessiz kalmak ya da sadece “Bugün elimden gelen bu kadardı” diyebilmek de ruhsal bir ihtiyaçtır.
Çünkü dinlenmek tembellik değil, yeniden güç toplamanın bir parçasıdır. Kendimizi sürekli tüketmeden de değerli olduğumuzu hatırladığımızda, yorgunluğumuzun bize anlatmaya çalıştığı şeyi daha iyi duyabiliriz.